beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...



Zirveye Giden Hamleler Çoban Matı

Her geçen yıl çocuk edebiyatı ya da çocuklar için edebiyat listesine pek çok kitap ekleniyor. Bu yazıda henüz içinde bulunduğumuz yıl (2024) içinde yayımlanmış olan Zirveye Giden Hamleler Çoban Matı kitabından bahsetmek istiyorum. Mesut Hayat’ın kaleminden çıkan eser Köklü Yayıncılık tarafından yayımlanmış. Editörlüğünü Yaşar Bayraktar, çizerliğini Narin Bektaşoğlu üstlenmiş.

facebook-paylas
Güncelleme: 22-12-2024 23:19:37 Tarih: 22-12-2024 23:05

Zirveye Giden Hamleler Çoban Matı

Her geçen yıl çocuk edebiyatı ya da çocuklar için edebiyat listesine pek çok kitap ekleniyor. Bu yazıda henüz içinde bulunduğumuz yıl (2024) içinde yayımlanmış olan Zirveye Giden Hamleler Çoban Matı kitabından bahsetmek istiyorum. Mesut Hayat’ın kaleminden çıkan eser Köklü Yayıncılık tarafından yayımlanmış. Editörlüğünü Yaşar Bayraktar, çizerliğini Narin Bektaşoğlu üstlenmiş.
Kitabın ön kapağında, içeriğe uygun bir şekilde, satranç tahtası üzerinde bir yanı kırılmış bir piyon ile şampiyonluk kupasına yürüyen bir çocuk görseli bulunuyor. Kitabın arka kapağında ise kitabın içeriğine, yazılış maksadına dair oldukça geniş bir açıklama verilmiş. Ayrıca Doç. Dr. Osman Solmaz ve Emine Yıldız’ın kitaba ilişkin görüşleri mevcut. Yine renkli olan arka kapakta satranç taşı görselleri ile ön kapakla bir bütünlük sağlanmış.
Kitabın içinde olay örgüsüne uygun olarak büyüklü küçüklü 17 görsele yer verilmiş. On bölümden oluşan kitabın dokuzuncu bölümü “Son”, onuncu bölümü “Sonra Ne mi Oldu?” başlıklarını taşıyor ve bu da kitabın devamının geleceğinin işareti sanki. 104 sayfadan oluşan kitap 4, 5, 6 ve 7. sınıflar için uygun nitelikte.
Kitabın kahramanı Hüseyin, Ağrı Doğubayazıt’ın ücra bir köyünde annesi ve kardeşi ile birlikte yaşamaktadır. Babası ve abileri gurbette çalışmaktadır. Küçük yaşta gelin edilen ablalarından çok fazla bahsedilmese de ayrı bir sosyal sorun da dile getirilmiş. Hüseyin, evin belli sorumluluklarını üstlenmiş durumda: alışveriş, hayvanlarla ilgilenmek, köy çeşmesinden su getirmek…
Bunların dışında bir de kırıldıktan sonra iyi kaynamadığı için “hatıra” olarak aksayan bir ayağı var Hüseyin’in. Bunun temel gerekçesi ise yetersiz beslenme. Hayatı ve hayalleri baharın gelmesi ve koyunlara çobanlık etmek üzerine. Belki de bu yüzden okula, derslere çok da önem vermiyor Hüseyin. Tek defterle idare ediyor. Çevresine göre o, “Plan, program; tertip, düzen nedir bilmezdi.”
Hakan Öğretmen’in arkadaşı Akif Dayanıklı’nın okula gelip satranç derslerine başlamasıyla hayata bakış açısı değişmeye başlıyor kahramanımızın. Özellikle “çoban matı”nın olduğunu öğrenmesi ona kendini özel hissettiriyor.
Kendisine Akif Öğretmen’in verdiği satranç takımını düzenli bir şekilde yatağının altına yerleştirmesi dağınıklıktan sıyrılmasının ilk aşamasını oluşturuyor. “Zaten hep yanlış yaparım ben.” düşüncesinden çıkması bir anda olmuyor elbette.
Derslerde ön sıraya oturmaya başlaması, öğretmenlerini daha dikkatli dinlemesi, kitap okumaya başlaması süreç içerisinde satranç derslerine olan ilgisiyle oluşuyor.
Bu okumaları sırasında “Engelli insan yoktur.” cümlesinden hareketle aksayan yönlerinin yanında başka bir yönüyle başarılı olabileceğini düşünüyor. Arkadaşı Fincan ve kardeşi Recep ile fırsat buldukça satranç oynayan Hüseyin evin işlerini ihmal ediyor bir süre sonra. İşten izin alıp köye gelen babası, aksayan işler yüzünden bir anlık öfkeyle satranç taşlarını sobaya atıyor.
Bu duruma üzülen annesi, bu olaydan kalan sobaya yapışmış beyaz bir piyonu Hüseyin’e veriyor. Sobaya yapışan beyaz piyon artık aksayan bir piyondur. Kendini özdeşleştirdiği bu aksak piyon, Hüseyin’in bir nevi uğurlu taşı oluyor. Akif Öğretmen’in satranç kitaplarını vermesiyle satranç dili, “notasyon”u öğreniyor Hüseyin.
Satrancı sevenler ve öğrenmek isteyenler için kitapta oldukça fazla ayrıntı bulunmakta. Kahramanımızın satrancı bu kitaplar sayesinde daha da gelişiyor, kitaplarla olan ilişkisi de gelişiyor. Ayrıca terzi dede ile olan maçları, sosyal çevrenin kişinin gelişimine katkıları açısından kayda değer bir not. Yine terzi dedenin satrançtan hareketle sporla ilgili görüşleri kitabın okurları için oldukça mühim: “Satrançta ve hatta tüm sporlarda kazanmaktan çok daha önemli bir şey vardır: Güzel bir maç ortaya çıkarmak. Birçok taraftar önemli olanın kazanmak olduğunu zanneder. İşin aslı öyle değildir… Satranç oyununda da böyledir. Rakibin ne kadar iyiyse oyun ne kadar zorlu geçerse zihnin o kadar çalışır oyundan aldığın zevk ve fayda da çok daha üst seviyelere ulaşır.”
Okul turnuvası ve il birinciliğine giden yolda Hüseyin satrançla birlikte bir dönüşüm yaşıyor: “Bu, onun için sadece bir oyun değil, adeta bir kaçış ve özgürlük anıydı. Heyecanın doruklarına ulaştığı bu anlarda Hüseyin, içsel dünyasında dolaşırken gerçek dünyadan uzaklaşmanın mutluluğunu yaşıyordu.”
Kitap bu tarafıyla, belli bir yönden engeli olan özel bireylerde bibliyoterapi için kullanabilecek nitelikte. Zira kitabın sonunda kırılan kupasıyla ilgili şunları ifade ediyor Hüseyin: “Ben kupamdan da aksayan yanlarından da eğri duruşundan da razıyım.”
Bir öğretmenin öğrencilerinin hayata bakışlarını nasıl değiştirebildiği, öğretmen-öğrenci-veli iş birliğinin ne kadar değerli olduğu kitabın mesajları içerisinde. Anlatıcı, kitabın sonunda yazar Mesut Hayat’ın eğitimci kimliğini anımsatarak söz alıyor: “Hüseyin’in hikâyesi bize, kusurların bir engel olmadığını, onları kabullenerek ve onlarla barışarak da mutlu ve başarılı olabileceğimizi gösteriyor.



Bu haber 1303 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÜLTÜR Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
YUKARI YUKARI