12 kişilik yemek takımlarının nostaljik sayıldığı, evlerde her şeyin iki kişilik olduğu zamanlardan yazıyorum.
Dünya kendi takvimini çoktan kaybetti. Bir filmi kaçırınca üzülmek yok artık. Yokluğa üzülmek yok. Varlık üzerine inşa edilmiş her şey. İçimizde büyük bir yoksunluk, dışımızda çok katlı, pırıl pırıl bir hayat.
Ne diyordum, porselenler. En fazla dört kişilik. O da misafir gelirse diye. Misafirler de misafir değil ya. Misafircilik. Herkes elinde bir telefon, fotoğraf çekiyor. Zamanı dondurma yarışı. Söylenmemiş cümleleri bir kavanoza koyup biriktirmek gibi.
Galeride yüzlerce fotoğraf, birini açıp da yarım saat sohbet eden yok. Yağmurlu günlerde toprak kokusu içime gömdüğüm ne varsa çıkartıp, seriyor önüme. Galeriye gidiyorum. Orada bir fotoğraf. Kalabalığın içinden buluyorum yüzünü. Sanki onca zaman hiç geçmemiş gibi.
Şimdiki zaman fiilleri özneleri yalnız istiyor. Tek kişilik hayalleri var kahramanların. Kahramanlar kimseyi beklemiyor. Kimsenin bir kurtarıcısı yok. Herkesin yatırımları, inşa ettiği kimliği, kendini tanıma süreci, özsaygısı var. Fakat kimsenin kimsesi yok.
Geçenlerde parkta yürüyoruz. Küçük kızım "Anne, eski zamanlar çok güzeldi. Paranın az, insanın mutlu olduğu zamanlar..." diyor. İnsan 8 yaşında neden bunu söyler ki annesine. Okulda bir kitapta mı geçti tüm bu cümleler. "Annen, geçmişin satır aralarında geziyor kızım" diyemiyorum. Annenin kapatamadığı, kapatmak istemediği hesaplar...
Merhamet ettiğim herkesi azat ettim ben. Kölelerin prangasını, suçluların kelepçesini çözdüm. Şu dikiş tutmayan dünyada kalbimden geçenleri tutkalla yapıştırdım. Gökyüzüne bakıp, kurtuluş müjdesi bekledim.
Sonra yağmurlu bir akşamda kendime iki kişilik çay demleyip, oturdum. Bazen belirli belirsiz bir ses... "Gelmek istiyor ama gelemiyor." Filmin bir yerinde işler karışmış. Hayatın düğümleri kat sarılmış. "Gelir Mehveş" diyorum, "Bak çay demledim. Hayat, çay bardaklarını boş bırakmamasıyla bilinir. Allah ister ve beklenen herkes/her şey gelir." Allah hayır bildiğin duaları bile tersine çevirir ve getirir.
Kasım bitiyor. Sormayı unuttum, çay var. İçer misiniz?