Beslenme; doğumdan itibaren yaşamsal fonksiyonlarını devam ettirebilmesi, büyüme ve gelişmeleri, sağlıklı olarak yaşayabilmesi için gerekli olan besin öğelerinin sağlıklı olarak alınıp kullanılmasıdır. Yeterli ve dengeli beslenme sağlıklı yaşam için bir gerekliliktir.
Sağlıklı beslenmenin en önemli yolu günümüz tıp biliminde, İslam’da ve Yahudilik’te öncelikle temizliktir. Modern tıpta Covid-19 tedbirleri ile unutulan hijyen kuralları hastalıklarda ve hastalıklardan korunmada önemini bizlere tekrar hatırlatmıştır. Yiyeceklerin temiz olması ve zarara mahal vermemesi sık sık Kur’anda vurgulanmıştır. "Ey peygamberler! Tertemiz nimetlerden yiyip için, güzel işler yapın. Kuşkusuz ben yaptıklarınızı eksiksiz bilmekteyim. " ayeti gibi Kur'an-ı Kerimde temizliğe dair çok sayıda ayet bulunmaktadır. Temiz gıdaların yanı sıra kişisel temizliğe de önem verilmiş hem ayetler hem de hadislerle bu konunun önemine vurgu yapılmıştır.
Bugün de uzmanlar tarafından, yemeklerden önce ve sonra ellerin ve ağzın yıkanmasının önemine sık sık değinilmektedir.Hz. Peygamber (s.a.v.), özellikle et yedikten sonra ellerin yıkanmasını, su bulunmazsa ellerin bezle silinerek temizlenmesi gerektiğini söylemiştir. Burada yağlı ve etli yiyeceklerden sonra el ve ağız yıkamaya dair sayıca daha çok rivayetin bulunduğu, dolayısıyla Hz. Peygamber'in bu konuda daha sık uyarıda bulunduğu anlaşılmaktadır...(1)
Yahudilik'te de temizlik önemlidir. Yahudilerin yasak yiyecek ve içeceklerden uzak durmaları, küflü ve bozulmuş şeyleri, böcekleri ve diğer küçük canlıları yememeleri gerekmektedir. Bu konu ile ilgili pasajlar incelendiğinde şu 3 husus ön plana çıkmaktadır:
1) Yemek yeme işlemi fiziksel bir eylem gibi görünse de, yasak olan şeyleri yemek Yahudilerin canlarını kirletme nedenidir.
2) Yenilmesi serbest olan yiyeceğin kirli ve pis kokulu kaplar ve şartlar altında yenilmesi yasaktır.
3) Kişinin kendisi yasak yiyecekleri yemesi ile Yahudilik'te tame" (manevi kirlenmeyi ifade eden kavram) durumuna gelmiş olur.
Yahudilik'te yenilebilen ve yenilmesi yasak olan hayvanlar, İsrail halkının inancına göre temiz olan şeyleri yemelerinin onlar için daha layık olacağı kabul edilerek Tanah'ta belirtilmiştir. "İsrail halkına deyin ki, Karada yaşayan hayvanlardan şunların etini yiyebilirsiniz. Çatal ve yarık tırnaklı, geviş getiren hayvanlarım tümü. Domuz çatal tırnaklıdır ama geviş getirmez. Sizin için kirli sayılır. Bu hayvanların etini yemeyecek ve leşine dokunmayacaksınız, sizin için kirlidir"." Tanah'ta kara hayvanlarından yenilmesine izin verilenler geviş getiren ve çift tırnaklı olanlardır. Burada İslam dini ile de ortak olan düşünce domuz etinin yenmesinin yasaklanılmasıdır. (2)
Hristiyanlığın Yahudilikten sonra ortaya çıkmasından bu yana, ilk Hristiyanlar başlangıçta vaftiz edilmiş Yahudilerdi ve bunların aynı zamanda Yahudi beslenme kurallarına bağlı kaldıkları bilinmektedir. Ancak Hristiyanlık Avrupa'ya yayıldıkça ve yaşanan kıtlıklarla birlikte bu kurallar kaybolmaya başlamıştır.
İlk önce "Ağızdan giren şey, insanın imanını bozmaz" şeklinde bir fetva verilip, daha sonra İkinci Vatikan Konseyi'nden (1962-1965) itibaren beslenme kuralları tamamen gevşetilmiştir. Beslenme kuralları her bireyin sorumluluğuna bırakılarak, helal ve haram arasında bir ayrım yapılmaması inancın bir parçası olmuştur.Günümüz Hristiyanlıkta beslenme emirlerinin günlük yaşamda bir rolü kalmamakla birlikte açıkça kesin yasaklanmış yiyecek veya içecekler bulunmamaktadır. (3)
Temizlikten sonra günümüzün en popüler konusu obezite, çeşitli diyetler, kalori hesaplamaları, belirli saat aralıklarla aç kalmanın sağlık üzerine etkileridir. Kur’anda da az yeme konusuna ayetler vardır. "Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz (yemede aşırıya gitmeyiniz) (A'raf, 7/31)." buyrulur. Ayette anlatıldığı gibi günümüz tıbbı ise bu durumu şöyle ifade etmektedir: "Kişi yemek yediği zaman tam tokluk hissetmeden yemeğini sonlandırmalı, midesini tıka basa doldurmamalıdır. Aşırıya kaçıp fazlaca yeme, sinir sistemini güçsüzleştirir, bağırsaklara çokça yük yüklenir bununla birlikte sindirim sistemi zarar görebilir.
Bu hususta Dr. Birch Bennar şunları söylemektedir: "Bedenimizin ihtiyacından fazla besin tüketmek bireyi güçlü yapmaz; tam tersine insanı güçsüz hale getirir. Sağlıklı bir hayat için vücudumuzun fazlaca madensel tuzlara ve vitaminlere ihtiyacı vardır. Vücudun enerji kaynağı olan karbonhidrat, yağ ve protein bedenin ihtiyacı kadar vücuda alınmalıdır.(4)
Tüm kurumsallaşmış dinlerde ve modern tıpta yeralan oruç; dini olarak farklı acı ve sevinçlerin hatırlanması ve kişinin maneviyatını güçlendirmesi için kullanılsa da modern tıpta obezite ve birçok hastalıkta tedavi edici bir yöntem olarak tutulmaktadır.
İslam' da oruç konusuna baktığımızda farz olan ramazan orucu, sünnette yer alan pazartesi-perşembe oruçları gibi birçok farz ve nafile oruç yer almaktadır. Modern dönemde ise birden fazla açlık yöntemi kullanılmaktadır.
En ünlü olanları pik orucu, alternatif gün orucu, ketojenik oruç, su orucudur. Zamandan kısıtlı veya If diyeti veya pik orucu olarak bilinen aralıklı oruç diyeti günün belli zaman aralığında beslenmeyi kapsar. En çok tercih edilen ise 16-8 yöntemidir. 8 saat tok kalıp 16 saat aç kalmayı içermektedir. Örneğin sabah öğününü saat 11'de yapıp saat 19'dan sonra besin tüketiminin olmamasını amaçlar. Günümüzde var olan bir çok hastalığın damar sertliği, obezite, kanser, ve diyabet vb.) tedavisi temelinde bulunan insülin direncini düzenlemek amaçlı kullanılmaktadır. (4)
Hristiyanlıkta da perhiz ve oruç günleri vardır. Örneğin cuma günleri Katolikler etten uzak dururlar fakat cuma günlerinde balık tüketimine izin verirler.
Kül Çarşambası'ndan Paskalya'ya kadar olan yaklaşık 40 günlük tövbe ve arınma dönemi, İsa'nın çölde tuttuğu orucu anmak için tasarlanmıştır. (3)
Wikipedia’ya göre Yahudi Kutsal günleri arasında en kutsalı Yom Kipur’da oruç tutulur. Oruç tutulan farklı anma günleri de bulunmaktadır. Tutulan orucun amacı günahlardan arınma ve empati kurmadır. Yiyecek ve içeceklerden tamamen uzak durma, gün batımından 20 dakika önce başlar ve diğer gün, akşamüzeri sona erer.
Modern tıpta aralıklı açlık diyetinin obezitenin yanısıra kanser tedavisinde, bağırsak mikrobiyatasının düzelmesinde de etkili olduğu yapılan araştırmalarla desteklenmektedir. Aralıklı açlık yöntemlerinin, kanser hücrelerinin enerji metabolizmasını bozduğu, büyümelerini engellediği ve onları klinik tedavilere daha duyarlı hale getirdiği düşünülmektedir. Ayrıca aralıklı açlığın, birçok kanser türünün ilerlemesini geciktirmede kemoterapi kadar etkili olabileceğini, sağlıklı hücreleri kemoterapinin aksine toksik etkilerden koruyabildiğini bildirilmiştir
Alternatif gün açlığın sağlık üzerine etkileri üzerine yapılan çalışmada astım tanısı almış obez bireylere 8 hafta boyunca alternatif gün açlık yöntemi ile diyet uygulatılmış; vücut ağırlıklarında (ortalama %8 oranında), inflamasyon ve oksidatif stres belirteçlerinde azalmalar, aynı zamanda semptom ve solunum fonksiyonlarında da iyileşmeler saptanmıştır.
Sonuç olarak geçmişten günümüze, gelenekselden moderne sonuç ortaktır. Paylaşmak, empati kurmak, kararınca tüketmek ve bedenimize iyi bakmak hem kendimizin hem de toplumun iyiliği içindir. Nefsimizi terbiye ettiğimiz, sağlıklı huzurlu, ruhumuzun ve bedenimizin arındığı hayırlı ramazanlarımız olsun.
1) Efe, Zehra Gençel. "HZ. PEYGAMBER DÖNEMİNDE BESLENME VE SAĞLIK İLİŞKİSİ." Din ve İnsan Dergisi 3.6 (2023): 27-45
2) Erten, Rifai. "Yahudilik’te ve Yahudi kültüründe şifa anlayışı
3) GÜRSOY, Yüksel. "İNANIŞLARIN GASTRONOMİK BESLENME TÜR VE EĞİLİMLERİNE ETKİSİ." GASTRONOMİDE YENİ EĞİLİMLER VE BESLENME KÜLTÜRÜ.
4) OKUMUŞ, Münire. "BÖLÜM 4 İSLAM’DA BESLENME ÂDABININ BİLİMSEL YÖNLERİ." MULTİDİSİPLİNER YAKLAŞIMLA (2024): 63.
5) Yıldırım, Ayşen, and Sema Erge. "Yeni bir yaklaşım olan aralıklı açlık yöntemleri ve sağlık üzerine etkileri." Beslenme ve Diyet Dergisi 48.3 (2020): 102-110