Hayat bazen basit bir cümleyle özetlenir: Ayağını yorganına göre uzat.
Ne var ki, biz çoğu zaman o yorganı gözümüzde büyütüyor, ayağımızı ise olduğundan uzun sanıyoruz. Sonra sabah kalktığımızda üzerimizde ne yorgan kalıyor ne huzur.
Ekonomi Cephesi:
Bugün bakkaldan ekmek alırken bile cep telefonuna gelen bankadan “ödemeniz gecikti” mesajıyla karşılaşan milyonlar var. Sorun sadece yüksek fiyatlar değil, “gösterecek çok şeyimiz olsun da ödeyecek paramız olmasa da olur” mantığı.
Bir düşünün:
• Üç maaş taksitle alınmış telefonla “param yok” diye şikâyet edenler,
• Alışveriş merkezinde saatlerce dolaşıp mutfakta ekmek arayanlar,
• Kart borcunu ödemek için başka karttan nakit avans çekenler…
Hesap bu değil. İtibar, taksitle alınmaz.
Komşuluk Sınavı:
Komşuluk, apartmanın girişinde rastladığında “kolay gelsin” demek değildir sadece.
Gece yarısı çaldığın müziği tüm apartman dinlemek zorunda değil. Balkondan sarkan halının tozunu komşunun balkonuna değil, vicdanına silkeliyorsun aslında.
Bazen bir tas çorba, bazen de sessizliği paylaşmak komşuluk hakkıdır. Unutma: Komşunun hakkını ihlal eden, kendi huzurunu iptal eder.
İş Yerinde “İletişim” Meselesi:
İş yerinde maaştan şikâyet etmek doğal; haksızlığa uğramak da öyle. Ama iş arkadaşının sırtına yük bindirip sonra “burada düzen yok” demek, en hafifinden samimiyetsizliktir.
Şunu unutmayalım:
• “Benim işim değil” cümlesi, bazen insanın işini kaybettiren en kısa cümledir.
• Gıyabında konuştuğun mesai arkadaşı, yarın seninle aynı masada ekmek bölüşmek zorunda kalabilir.
• İş yerinde nezaket, bedava ama en çok kazandıran yatırım aracıdır.
Son cümlelerim;
• Ayağını yorganına göre uzatmayan, sabah borçla, akşam utanmayla uyanır.
• Komşusunun hakkını gözetmeyen, evinin duvarlarını yüksek kursa da huzuru içeride tutamaz.
• İş yerinde selamı esirgeyen, aslında kendi ekmeğini küçültür.
• Gösteriş için harcanan para, yoklukta ilk acıtandır.
• Ayağını yorganına göre uzat, yoksa yorgan ayağını rezil eder.
Muhabbetle…