Şiiri tanımlarken "Derin denizlerden inci çıkarmanın adıdır" demişimdir yıllardır. Şahsıma özgü sözlerle.
Bazen kalbin bazen de beynin çığlığını ses ve imge ile anlatır şair. Kimi zaman gayet sakin ve duygusal kimi zaman fırtınalar, boranlar arasında alabora olmadan kıyıya çıkarır yüreğini kimi hayal kimi gerçek mısralar arasında.
Şiir kâh kaf dağının ardıdır kâh göklerde arş. Kelimeler nasıl gelir ardı ardına kafiye nasıl gelişir siz bile hayret edersiniz şiir iklimine girdiğiniz o anda.
Tarih boyu bir çok gelişime değişime uğramış da olsa bir çok türü ve ilgi alanı da olsa şiir her zaman kalbe ve yüreğe hitap etmiştir.
Şiir edebiyatın en konsantre alanıdır bana göre bazen bir şiiri etüt edip bir roman bile yazılabilir diye düşünüyorum.
Diyeceksiniz ki şairler mi abartıyor bu işi?
Hece ölçüsünün yada aruzun içinde ölçüye uygun kelime ve anlamı bozmadan hislerle tamamlamak düz yazı ile aynı şey olmasa gerek diye düşünüyorum.
Velhasıl kelâm okyanus içerisinde bir damla su olabilmek bizimkisi.
Beyin fırtınaları, git geller, inişler çıkışlar, hayaller ve kimi zaman uykusuz gecelerde doğan bir çok şiirden bir örnekle merhaba demek istiyorum siz kıymetli okurlara.
GEÇİT
Bir tas soğuk suyunu içmeye geldim hancı
Bir varmışız bir de yok, yokluğun peşindeyim
Yüreğimde burukluk içimde bitmez sancı,
Hiçlik mertebesine yüz sürme derdindeyim
Rüyalar aleminde kendimize yer açıp
Bilmem nicelerini ardımıza da takıp
İyiliğe tutunup kötülüklerden kaçıp
Avare kullar gibi yaşamak derdindeyim.
Vicdanı koruyarak kurtularak vehimden
Kaçınarak nefisten ders alarak ilimden
Sükutu şiar edip sakınarak dilimden
Kendimi hiçe sayıp sıyrılma derdindeyim.
Meçhulde ki alemler, zor geçilen geçitler
Kimileri ruhunu, kimi bedeni kitler
Kimisi ay parçası, kimi ateşi setler
Ruhu bedenden alıp kaçırma derdindeyim.
Geçit içinde geçit sanki sırat köprüsü
Beklemek akla ziyan zaman ömür törpüsü
Başıma üşüşürler hatıralar sürüsü
Kapatıp gözlerimi hiç olma derdindeyim.