beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...


Faroukou Mintobia

facebook-paylas
Ön yargıların ötesinde: Yanlış anlaşılan Afrika mı, yanlış anlaşılanların Afrika'sı mı?
Tarih: 25-11-2024 15:04:00 Güncelleme: 09-12-2024 20:59:00


Afrika, kendi sınırları dışında bahis konusu olunduğu çoğu zaman, bu kıtanın karmaşıklığı ve çeşitliliği açısından algılanması çok az rastlanan şeydir. Çoğunlukla kıtlık, savaşlar, yoksulluk ve hatta uçsuz bucaksız savanlardaki vahşi hayvanların görüntüleri çerçevesinde oluşturulan klişeler hakimdir. Ancak bu stereotiplerin arkasında bilinmeyen bir Afrika, yanlış anlaşılan, yaratıcılık, dayanıklılık ve potansiyelle dolu bir Afrika yatıyor. Yıllardır Türkiye'de yaşayan benim gibi çoğu Afrikalı bu indirgeyici yaklaşımını fark etmemiş değildir.

Nitekim konuyla ilgili Türkiye'deki ilk aylarımızı hatırlıyorum. Yeni tanıştığımız arkadaşlarımızdan bazıları merakla bize şunu sorardı: “Afrika'da araba var mı? Buraya nasıl geldiniz?” Samimi soruların arkasında, Afrika'nın neyi temsil ettiğine dair son derece sınırlı bir imajları vardı. Ne yazık ki bu bilgisizlik oldukça yaygın. Afrika genellikle zamanda donmuş bir alan, ilerlemek için başkalarına bağımlı bir kıta olarak tanımlanır. Ancak bu algı, çağdaş Afrika'nın karmaşık gerçeklerini göz ardı ediyor. Halbuki Afrika, 54 ülkeden oluşan, 1,4 milyardan fazla insana ev sahipliği yapan ve 2.000'den fazla dilin konuşulduğu bir kıtadır. Bu çeşitliliği birkaç basit görsele nasıl indirgeyebiliriz?

Klişelere indirgenmiş bir kıta

 Afrika'da yanlış anlaşılanlardan biri de gençliğidir. Nüfusunun ağırlıklı olarak gençlerden oluştuğu kıta, enerji ve fikirlerle dolu. Ancak bu gençler sıklıkla mağdur veya göç adayı olarak algılanıyor. Hiçbir şey gerçeklerden bu kadar uzak olamaz. Bu gençlik, zorluklara rağmen yenilikçiliğin itici gücüdür. Fildişi Sahili'nde öğrenciler tarım alanlarını izlemek ve verimi artırmak için drone tasarlayan gençlerden bahsediyoruz. Ruanda'daki genç mühendisler sağlık hizmetlerini geliştirmeye amaçlı yönelik dijital çözümler geliştiren gençlerdir. Liderliğindeki Geri dönüştürülmüş elyaflardan sürdürülebilir giysiler üreten start-up, Etiyopya'daki genç kadınların girişimidir.

Nijerya'nın Lagos’unda plastik atıkları ev inşaatı için çevre dostu tuğlalara dönüştüren genç girişimcilerinden kırsal kesim sakinlerinin finansal hizmetlere erişmesine olanak tanıyan teknolojik bir devrim olan Kenyalı yenilikçilerin M-Pesa'ya kadar, anekdotlardan çok uzak, gerçeği dönüştürme ve Afrika sorunlarına Afrika çözümleri sunma konusunda hatır sayılır çaba sarf eden gençlerdir. Bu hikayeler, çoğu zaman az bilinmesine rağmen, muazzam bir potansiyel sergiliyor.

Yönetişimin zorluklarından bahsetmeden Afrika'nın idealize edilmiş bir resmini çizmeye çalışmak dürüst olmaktan uzaktır. Evet, siyasi gerilimler var, birkaç ülkelerinde çatışmalar devam ediyor ve demokratik geçişlerin istikrara kavuşması bazen yavaş oluyor. Ancak kaydedilen ilerlemenin farkına varmak da bir o kadar önemlidir. Botsvana ve Gana gibi ülkelerin dünyanın en istikrarlı demokrasileri arasında yer aldığını biliyor muydunuz? Ya bir zamanlar soykırımla harap olan Ruanda'nın şimdi Afrika'da bir kalkınma ve modernlik modeli olduğunu? Bu hikayeleri daha da dikkat çekici kılan şey, kapsayıcı toplumlar inşa etmek için şiddet ve yolsuzluk döngülerini kırmayı seçen vatandaşlar ve liderler tarafından yönlendirilen içsel çabaların meyveleri olmalarıdır.

Fransızca konuşulan Afrika'da, reform, daha fazla adalet ve zenginliğin adil bir şekilde yeniden dağıtılması çağrısında bulunan yeni bir aktivist ve lider nesli ortaya çıkıyor. Genellikle gençler tarafından taşınan bu sesler, Afrika demokrasilerinde sivil toplumun rolünü yeniden tanımlıyor.

Peki bu hikayeler neden sınırları geçemiyor? Belki de Afrika her zaman dış dünyanın anlatı beklentilerine karşılık veremediği içindir. İnsan olarak, çoğumuz önyargılı algılarımızı doğrulayan sıkıntılı hikayeleri seviyoruz. Oysaki bu Afrika dayanıklılık ve başarı hikayeleriyle dolu olduğu gerçekliği konusunda bir şey değiştirmiyor.

Dijitalleşme yoluyla kamu sektöründeki yolsuzluğu ortadan kaldırmak için yenilikçi bir strateji uygulayan Gana örneğine bakabiliriz mesela. Hatta madencilik gelirlerini herkesin erişebileceği eğitim ve sağlık programlarını finanse etmek için kullanan Botsvana’ya da göz atılabilir. Bu örnekler istisna değildir. Birçok Afrika ülkesinin kendi kaderini kontrol altına almaya çalıştığı bir dinamiği yansıtıyorlar.

Afrika neden hâlâ yanlış anlaşılıyor?

Türkiye'de insanların sık sık “Afrika doğal kaynaklar açısından zengin” dediğini duyduğum oldu. Ve bu doğru. Ancak bu zenginliğin iki yüzü var. Çok uzun bir süre boyunca, yerel halkların zararına sömürülen bir lanet oldu. Bugün farkındalık tüm kıtaya yayılıyor. Afrika artık sadece petrolünü, elmaslarını ya da kakaosunu ihraç etmek istemiyor. Hammaddelerini yerel olarak işlemek ve daha sürdürülebilir ekonomiler inşa etmek istiyor.

Bunun çarpıcı örneklerinden biri, başta hidroelektrik olmak üzere yenilenebilir enerjilere büyük yatırımlar yapan Etiyopya. Ülke, Rönesans barajı ile Afrikalı komşularına elektrik ihraç eden bir ülke olmayı hedefliyor. Benzer şekilde Fas da dünyanın en büyüklerinden biri olan Noor güneş enerjisi santrali gibi projelerle güneş enerjisi alanında dünya lideri konumunda. Bu girişimler Afrika'nın “kurtarılmayı” beklemediğini gösteriyor. Yani kıta olarak Afrika’nın yardıma çok muhtaç olan bir yer değildir. Burası gençlerin zorluklarını fırsatlara dönüştürmek için emek verdiği uluslar vardır. İklim değişikliğinden tutun gıda güvenliğine kadar küresel meselelerine çözüm bulma konusunda öncülük eden inisiyatifler saymakla bitmezdir.

Bu anlaşılmazlık Afrika tarihinin anlatılma şekliyle açıklanabilir. Yüzyıllar boyunca Afrika başkalarının gözünden görüldü: kaşifler, yerleşimciler, araştırmacılar ve bugün uluslararası medya. Çok az Afrikalı kendi hikâyesini kendi başına anlatma şansına sahip oldu.

Afrika ne bir cennet ne de bir cehennem

Türkiye'de Afrika'ya olan merakın giderek arttığını görüyoruz. Ancak bu merak hâlâ sıklıkla egzotik belgeseller veya alarm verici raporlar tarafından körükleniyor. Eksik olan, insani bir bağdır; Afrika'yı içeriden, orada her gün yaşayan ve çalışanların gözünden anlama arzusudur.

Afrika'da artan hedefleri olan Türkiye, bu yeniden keşifte önemli bir rol oynayabilir. Türkiye ile Afrika ülkeleri arasındaki ekonomik alışverişler artıyor ama rakamların ötesine geçmek çok önemli. Karşılıklı anlayış ve saygıya dayalı insani köprüler kurmalıyız.

Bunun için eğitim gerekiyor: Nasıl ki daha fazla Afrikalı öğrencinin gelip burada eğitim alıyorsa, aynı zamanda Türk öğrencilerin Afrika'yı keşfetmesini teşvik etmek için eğitim fırsatları tanıtmalıdır. Bu, kültürü de içeriyor yani Türkiye'de Afrika sanatının, edebiyatının ve sinemasının desteklenmesi. Ve her şeyden önce bu, Afrikalılarla Türklerin bakış açılarını paylaşabilecekleri diyalog alanları yaratmayı da kapsıyor.

Yanlış anlaşılanların Afrika'sı, yenilik yapan gençlerin, yozlaşmış sistemlere meydan okuyan liderlerin ve iklim zorluklarına direnen toplulukların yeridir. Yanlış anlaşılan Afrika’sı ise, hikayeleri bastırılan, stereotiplerin ağırlığı altında boğulan Afrikası'dır. Bugünkü Afrika, hareket halinde olan, çelişkilerle fakat umutla dolu bir kıtadır.

Burası ne bir cennet ne de bir cehennem; zorlukların başarılarla bir arada olduğu bir yerdir. Türk dostlarıma bir şey söyleyecek olsam, Afrika'ya yeni gözlerle bakmaları, klişelerin ötesine geçip onu yaşayanların özgün hikayelerini dinlemeyi öğrenmeleridir. Çünkü rakamların ve analizlerin ötesinde Afrika her şeyden önce bir kalp atışıdır. Teslim olmayı reddeden, hayal kuran, yenilik yapan ve adım adım ilerleyen bir kıtanınki.



Bu yazı 548 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
YUKARI