beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...


Dr. Tolga Tanolcay

facebook-paylas
Vezir Tonyukuk ve Bilge Kağan Arasındaki Derin Görüş Ayrılığı
Tarih: 22-12-2024 22:25:00 Güncelleme: 23-12-2024 08:31:00


Bin beş yüz yıldır biz Türklerin halledemediğimiz esas meselemizin belki de “ilk tipik örneğini” Bilge Kağan ve Vezir Tonyukuk arasındaki iki farklı görüş ve yaklaşımda görüyoruz. Bu görüş farklılığı hala sürüp gitmektedir. Yazımızda bu ilginç konuya değineceğiz. Konumuz olan “Tonyukuk-Bilge Kağan görüş ayrılığını” anlatmaya geçmeden önce çok kısa bir tarih bilgisi aktaracağım.

Muhtemelen çok daha eski tarihlerde kurulan bir Türk Devleti farklı sebeplerle (kuraklık ya da düşmanlar) yıkılınca, Orta Asya'da dağınık ve başıbozuk halde yaşayan Türk boyları özellikle Teoman Kağan önderliğinde birleşip Orta Asya Hun Devletini kurdular. Hunlar, en güçlü dönemlerini Mete Han (Oğuz Kağan- Bahadır Han) zamanında yaşadılar ve en geniş sınırlarına yine Mete Han döneminde ulaştılar. Hun devleti bu büyük hakanın (Oğuz Kağan-Mete Han-Bahadır Han) ölümünden sonra 150 yıl kadar yine güçlü sayılabilecek bir dönem yaşasa da sonunda Çin’in egemenliğine girmekten kurtulamadı. (Hun Devleti: MÖ 220-MS 216).

Hunlarla birlikte, Türk Milletinin karakteristik özelliklerinin ve Türk devlet ve ordu geleneğinin oluştuğunu söylemek yanlış olmaz. Hunlar yıkıldıktan kısa süre sonra Türkler; Hun dönemi tecrübesiyle, Orta Asya dışında Avrupa Hun İmparatorluğu ve Akhun İmparatorluğunu kurdular.

Öte yandan Orta Asya’da yine dağınık halde yaşayan Türk Boyları bu kez de Bumin Kağan önderliğinde tekrar bir araya gelerek Göktürk Devleti’ni kurdular (MS.552). Bu devletin sınırları kısa zaman da 18 Milyon km²' ye ulaştı. Bu yüz ölçümü şimdiki Çin’in neredeyse iki katıdır. Fakat bir süre sonra devlet, Doğu ve Batı Göktürk Devleti olarak ikiye ayrıldı ve MS 630 yılında tamamen Çin’in boyunduruğu altına girdi. Ardından Türkler yaklaşık 50 yıllık bir esaret dönemi yaşadılar.

Fakat devlet kurmakta mahir olan Türkler, Kutluk (İlteriş) Kağan önderliğinde tekrar Çin’e başkaldırdılar ve İkinci Göktürk Devletini kurdular (Kutluk Devleti) (MS: 681). Devletin sınırları Kutluk (İlteriş) Kağan ve ondan sonra yerine geçen kardeşi Kapağan Kağan döneminde eski sınırlarına tekrar ulaşmıştır. Çin’e sayısız akınlar yapılmış, Çin vergiye bağlanmış; öte yandan özellikle tarım (Bitkisel ve hayvansal üretim) alanında ciddi gelişmeler kaydedilmiştir.

Devletin Kurucusu Kutluk (İlteriş) Kağan, Vezirliğe Tonyukuk’u getirmiştir. Tonyukuk çok uzun süren Vezirlik görevine böylece başlamış olur. Kapağan Kağan ölünce yerine oğlu oğlu “İnal” Kağan olur, fakat Kutluk Kağan’ın oğlu Bilge, İnal’a (Amacasının oğlu) isyan eder. İnal’ı öldürerek tahta geçer. Başkomutan olarak kardeşi Kül Tigin’i ve Vezir olarak da yine Tonyukuk’u atar. Tonyukuk artık yaşlı bir bilgedir.

Düşman (Çin ve diğer düşman boylar) sindirilmiş ve vergiye bağlanmış, devletin sınır ve iç güvenliği sağlanmıştır. Bilge Kağan'ın hayalleri vardır. Bilge Kağan tipik bir Türk’tür, korkusuz bir savaşçı, yiğit bir step çocuğu ve bir yarı- göçebe. Fakat buna rağmen budununun (milletinin) göçebeliğinden, savaşlarından, fakirliğinden, dininden rahatsızdır. Kendince milletini uygarlaştırmak istemektedir.

Bilge Kağan bu nedenle Çin’e çok özenmektedir. Onların şehirlerine, tapınaklarına, dinlerine ve yaşam tarzlarına hayrandır. Bilge Kağan’a göre Türkler yerleşik hayata geçmeli, dinlerini değiştirip Budist olmalı, etrafı surlarla çevrili şehirler inşa etmeli, çok büyük tapınaklar yapmalı, at sırtından inip Çinliler gibi yaşamalı, ipekli giysiler giymeliler. Bilge Kağan, Türkler böyle yaparlarsa medeni olacaklarını ve her şeyin daha güzel olacağını düşünüyordu.

Vezir Tonyukuk ise Bilge Kağan'ın tam tersi bir geçmişe sahiptir. O da Türk’tür ama şehirlidir. Çin'de büyümüş ve Çin'de eğitim görmüştür. Çin'i, Çin felsefesini, kültür ve uygarlığını çok iyi ve yakinen bilmektedir. Bir sebeple Çin’de hapse atılmış fakat bir yolunu bulup kaçmış, vatanına geri dönmüş biridir.

Tonyukuk, bir milletin kültürü ve değerleri çerçevesinde şekillendiğini ve özgünlüğünün ve gücünün "karakter, kültür ve değerlerinde" saklı olduğunu, bunları kaybetmesi halinde o milletin asimile olacağını çok iyi anlamış bir entelektüeldi. 

Bilge Kağan, içinde sürekli gizlediği bu düşüncelerini bilge veziri Tonyukuk ile paylaşmak için onu çadırına çağırdı. Düşüncelerinin bir devrim olacağı kanısındaydı. Ona göre kafasındaki soru işaretlerini Tonyukuk çözecekti. Yazının bundan sonrasını tiyatral bir dille yazmak istiyorum:

Bilge Kağan'ın çadırına çağırdığı Tonyukuk, kağanın huzuruna geldi. Bilge Kağan sabırsızlıkla vezirine hayallerini anlatmaya başladı; "Ey Ak saçlı vezirim! Artık göçebeliği bırakmalıyız, sabit ve büyük bir başkent inşa etmeliyiz. Etrafı devasa surlarla çevrili olmalı, Budizm dinine geçmeliyiz, çok büyük tapınaklarımız olmalı, etrafta sabit köylerimiz olmalı bu köylüler sadece tarım ile uğraşmalılar" diye söze başladı. Bilge Kağan çok büyük bir heyecanla aslında özendiği, hayran olduğu Çin değerlerini Türk'e giydirmek istiyordu. Tonyukuk sabırla dinliyordu. Bilge Kağan benzer kelimelerle devam etti konuşmasına ve konuşmasını bitirince Tonyukuk bir süre bekledi ve ardından Bilge Kağan'ın gözlerinin içine baktı ve şu müthiş soruyu sordu: "Yüce Kağanım, siz bu yapacaklarınızla Türk'ün karakterini, huyunu ve kültürünü birdenbire değiştirdikten sonra geriye kalan kim olacaktır, bu hale getirilen budun kimdir bundan sonra?"

Devam eder Tonyukuk; "Bu değişimlerin sonunda yazısı-çizisiyle, kılığı- kıyafeti ile, yiyişi-içişiyle, evi-barkı ile, diniyle, geleneği-göreneğiyle, kadın-erkek ilişkisiyle, kısacası tüm yaşantısıyla Türk artık Türk değil Çinlidir."

Bu sözler Bilge Kağan'ın yüzüne tokat gibi iner ama Tonyukuk sözlerine devam eder; "Yüce Kağan, eğer bir medeniyet yaratacaksak tıpkı Çinliler gibi öz değerlerimizden taviz vermeden, onları geliştirerek medeniyet inşa etmeliyiz, sorununu hasmının medeniyetini ithal etmekle çözemezsiniz!".

Sözlerini şöyle bitirdi aksaçlı büyük vezir Tonyukuk; "Hakanım, sorunları hasmının medeniyetini bire bir taklit ederek çözemezsiniz! Tam tersine düşünerek, çalışarak, üreterek, kendi kültürünün üzerine “öz medeniyetini kuracaksınız” bunun başka yolu yok!

Bilge Kağan'ın hayalleri yıkılmış ama büyük vezirin her sözü ona tokat etkisi yaparak ne büyük bir hataya sürüklendiğini anlamıştır. Bundan sonra büyük şehirler, tapınaklar yapma ve Budist olma fikrinden vazgeçmiştir.

Türk Medeniyeti yaratma anlamında da  Bilge Kağan, Kültigin ve Vezir Tonyukuk döneminde askeri, ticari, tarım ve idarecilik alanlarında adeta Türk devrimi yaşanmıştır. Göktürk alfabesinin kullanımı yaygınlaşmıştır. Eğitim alanında ilerlemeler olmuştur. Fakat uzun süre devam ettirilmemiştir. Sadece Uygurlar bu sürece farklı boyutlarda devam etmişlerse de “din değişikliği” sonucu benliklerini yitirerek bu devrimi tamamlayamamışlardır.

Sonuç olarak Tonyukuk ve Bilge Kağan arasındaki bu fikir ayrılığı Türk dünyasında 1500 yıldır devam etmektedir. Asya, Avrupa hatta Afrika'ya giden Türklerin, Bilge Kağan gibi düşünen liderleri olduğunda Türkler asimile olup yok olmuş ya da kimliksizleşmişlerdir.

Tonyukuk gibi düşünen lider, hakan ya da padişahlar ise Türk'ü büyük devlet ve medeniyetlere taşımıştır. Bunun tarihte pek çok örneği vardır. Uzatmamak için birkaç örnekle bitireceğim.

Belirtmekte fayda vardır ki ve tarih de bunun şahididir; Türk'ün kimliğiyle örtüşen din İslam’dır. İslam’ı kabul eden Türkler İslam'ın onun bünyesine uyması ile ıslah olmuş daha da güçlü bir kişilik kazanmışlar. Diğer dinlere giren Türkler kayda değer bir varlık gösterememiş erimiş gitmişlerdir. En dirençlisi bir başka devlette azınlık olarak kalmışlardır. Hani nerede Hristiyan, Yahudi, Budist ya da Manist Türk devletleri?

Örneğin Osmanlı-Safevi zıtlaşmasında ikisi de Türk olan bu devletlerden Osmanlı Türklük değerlerini korurken Safeviler, Fars değerlerini benimsemiş, Farslılaşmış ve yok olup gitmiştir. Yine Budizmi, Hinduizmi, Hristiyanlığı ve hatta Yahudiliği benimseyen Türk devletlerinin çok kısa ömürlüğü olduğu ve halkın asimile olduğu tarihi gerçeklerdir.

Kurtuluş savaşından sonra da Bilge Kağan gibi düşünenlerle, Tonyukuk gibi düşünenler arasında ciddi çekişmeler olmuştur. Hala olmaktadır ve maalesef olmaya devam edecektir. Esas soru şu; Tonyukuk mu haklıydı, Bilge Kağan mı?

 

Dr. TOLGA TANOLCAY

 

 

 

Kaynaklar

 

  1. Omurgasızlaştırılmış Türklük. Prof. Dr. Şaban Teoman Duralı
  2. Hunlar. Prof. Dr. Ahmet Taşağıl
  3. Göktürkler 1,2,3. Prof. Dr. Ahmet Taşağıl

 

 



Bu yazı 1136 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
YUKARI