<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"> 
  <channel>
<title>Sekizincigün Haber</title>
<link>https://sekizincigunhaber.com</link>
<description>"Sekizinci Gün Haber, Türkiye ve Dünya gündemini anında takip edebileceğiniz, güncel ve tarafsız haberlerin adresidir.</description>
<language>tr</language>
<copyright>https://sekizincigunhaber.com</copyright>
<image>
<title>https://sekizincigunhaber.com</title>
<url>
https://sekizincigunhaber.com/images/genel/WhatsAppZImageZ2024-12-08ZatZ15.34.20_2.jpeg
</url>
<link>https://sekizincigunhaber.com</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>“Damakta unutulmaz bir tat: ”TATLI EKŞİ SOSLU ÇITIR TAVUK</title>
<description><![CDATA[<p><img alt="" src="https://sekizincigunhaber.com/images/haberler/damakta-unutulmaz-bir-tat.jpg" style="width: 575px; height: 520px;" /></p>

<div id="pf1" style="margin-left:auto;">
<div data-page-no="1" id="pg-1pf1" style="margin-left:auto;">
<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Tatlı ekşi soslu çıtır tavuk Batı'da Çin restoranlarında popüler hale gelmiş, zamanla Asya mutfağına </span><span style="font-size: 20px;">özgü bir ikon olmuş tatlı ve ekşi dengesinin mükemmel bir uyum yakaladığı tariflerden biridir. Hafif </span><span style="font-size: 20px;">çıtır tavuk parçalarının tatlı ve ekşi aromalarla birleşmesi, damakta unutulmaz bir tat bırakmaktadır. </span><span style="font-size: 20px;">Bu enfes lezzeti sofralarınıza taşımanız için tarifi ise şu şekildedir:</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Malzemeler</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 parça tavuk göğüs</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 parça tavuk kemiksiz but</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">2 tane kapya biber</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">6 tane tatlı ince yeşil biber</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">4 çorba kaşığı nişasta (mısır, buğday ikisi de olur)</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">4 çorba kaşığı ketçap</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">8 çorba kaşığı pekmez,</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">3 çorba kaşığı pirinç sirkesi (isteğe göre elma veya üzüm sirkesi kullanılabilir)</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 tatlı kaşığı pul biber</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">2 çorba kaşığı susam</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">6 çorba kaşığı zeytinyağı</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 tatlı kaşığı tuz</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 tatlı kaşığı karabiber</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1,5 su bardağı yasemin pirinci</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">3 su bardağı sıcak su</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">5 dal taze soğan</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 tatlı kaşığı tuz</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yapılışı:</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yasemin pirincini suyu berraklaşana kadar birkaç tur yıkayın. Suyunu iyice süzdükten sonra tencereye </span><span style="font-size: 20px;">ekleyip ocağın altını açın. Tencereye sıcak suyu ve tuzu ekleyip karıştırın. Pilav kaynamaya </span><span style="font-size: 20px;">başladıktan sonra en küçük ocağın en kısık ateşinde 13-15 dakika pişirmeye devam edin. Taze soğanın </span><span style="font-size: 20px;">beyaz kısımlarını ince ince, yeşil kısımlarını verevli (çapraz) 3-4 cm uzunluğunda doğrayın. </span><span style="font-size: 20px;">Tencerenin kapağını açınca pilavı biraz sulu görebilirsiniz, altını kapatıp taze soğanları ekleyin. Çatal </span><span style="font-size: 20px;">ile havalandırarak karıştırın. Kenarda dinlenmeye bırakın. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;">Birer parça tavuk göğsü ile kemiksiz budu </span><span style="font-size: 20px;">kuşbaşı doğrayın. Birer tatlı kaşığı tuz ve karabiber ekleyip karıştırın. Pişerken çıtır çıtır olması için </span><span style="font-size: 20px;">nişastayı ekleyip tavukları nişastaya bulayın. Geniş bir tavaya zeytinyağı ekleyip yağ ısınınca </span><span style="font-size: 20px;">tavukların fazla nişastalarını alıp tavaya koyup kızartın. Tavukların her tarafları renk alıp altın sarısı </span><span style="font-size: 20px;">olunca peçete koyduğunuz bir tabağa çıkartın. Kapya biberleri uzunlamasına ortadan ikiye bölüp, 1-2 </span><span style="font-size: 20px;">parmak genişliğinde şeritler halinde doğrayın. İnce yeşil biberin başlarını kesip 2 parmak genişliğinde </span><span style="font-size: 20px;">doğrayın.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Tavuğun lezzetli tatlı ekşi sosu için:</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Geniş bir kâseye ketçap, pekmez, sirke ve pul biberi ekleyip karıştırın. Dilerseniz 1-2 kaşık soya sosu </span><span style="font-size: 20px;">da ilave edebilirsiniz. Tavaya 2 çorba kaşığı zeytinyağı ekleyip yağ ısındıktan sonra biberleri ekleyip </span><span style="font-size: 20px;">yüksek ateşte kavurmaya başlayın. 1-2 dakika sonra biberlerin dışı renk aldığında tavukları ve susamı </span><span style="font-size: 20px;">ekleyin. Eğer kavrulmuş susam kullanacaksanız susamları sosun içerisine ekleyin. 1-2 dakika daha </span><span style="font-size: 20px;">karıştırarak yüksek ateşte kavurmaya devam edin. Ocağın altını kapatıp ilk sıcaklığı geçince sosu </span><span style="font-size: 20px;">tavaya ekleyin, sosu ekledikten sonra tavada tavukları çok bekletmeden tabağa alın ki tavanın sıcağı </span><span style="font-size: 20px;">ile sos çok kalınlaşmasın. Pilavı tabağa yayıp üzerine tatlı ekşi soslu tavuğu ilave edin. Sıcak olarak </span><span style="font-size: 20px;">servis edin.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Önemli Notlar</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Tavukları çıtır çıtır yapmak için kızartmadan önce nişastaya bulamayı unutmayın.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Daha yoğun lezzet için sosu 5 dakika kadar kaynatın.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Hafif bir tarif isterseniz tavukları fırınlayarak da hazırlayabilirsiniz.</span></div>
</div>
</div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//damakta-unutulmaz-bir-tat-tatli-eksi-soslu-citir-tavuk/265/</link>
<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 16:11:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Neler Oluyor Bize</title>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Son zamanlarda etrafıma baktığımda, aynı soru zihnimde yankılanıyor: “Neler oluyor bize ?”</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bir zamanlar sağlam temeller üzerine kurulu sandığımız vicdan, saygı ve hürmet gibi kavramlar, yavaş yavaş tarihin tozlu raflarına çekiliyor. Toplumun dokusunu bir arada tutan o ince iplikler çözülüyor; geriye ise tahammülsüzlükten örülmüş gri bir atmosfer kalıyor.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Oysa saygı, birine sadece yaşından ya da konumundan ötürü değil, insan olduğu için gösterilen en sade nezaketti. Hürmet, değer verdiğimizin farkında olmak ve bunu davranışlarımızla gösterebilmekti. Vicdan ise, başkasının acısını kendi içimizde hissedebilmekti.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Peki, bütün bunlar ne ara bu kadar hızlı eridi?</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Cevap, belki de hayatın merkezine yerleşen hız ve yüzeysellikte gizli. Duygularımızı değil, ekranlarımızı büyüttük. Dinlemek yerine cevap vermeyi, anlamak yerine etiketlemeyi seçtik.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bu kayboluşu durdurmak, hatta tersine çevirmek mümkün. Ama bu, büyük sözlerle değil; küçük, samimi ve sahici adımlarla başlayacak bir öze dönüş hareketiyle olur.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Öze dönüş, geçmişi taklit etmek değil; insanı insan yapan temel değerleri yeniden hatırlamak ve yaşatmaktır.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Hayatın gürültüsünde durup karşımızdakini gerçekten dinlemeyi öğrenmek.(Saygının ilk adımı)</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Vicdanın sesini duymak ve “Ben ne yaptım?” diyebilmek.(Vicdanın gereği)</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Ailenle, dostlarınla gerçekten zaman geçir. Bağ kurmak, ekranlardan değil kalplerden olur.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">(Hürmetin temeli)</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Kendine hürmet et.Kendi değerini bilen, başkasınınkini incitmez.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Kaybolan değerlerimizi bulmak için geçmişin raflarına dönmeye gerek yok.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">O değerler hâlâ içimizde; sadece üzerini örten tozu silmemiz gerekiyor.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Çünkü toplum, bireylerin aynasıdır.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Aynadaki görüntüyü değiştirmek istiyorsak, önce kendimizden başlamalıyız.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Unutmayalım; Değerleri yeniden diriltmenin en etkili yolu, kimsenin bizi değiştirmesini beklemeden, ilk kıvılcımı kendi içimizde yakmaktır.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Ve belki de o kıvılcım, karanlığı değil, yeniden insanlığı aydınlatacaktır.</span></div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//neler-oluyor-bize/264/</link>
<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 15:52:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>e-POSTA</title>
<description><![CDATA[<div><span style="font-size:20px;">Sana geldim, çaldım kapını… Sessiz bir çığlık atıyordum; yanındayken dahi kilometreler vardı sanki aramızda. Sen de üzgündün belki, ya da heyecanlı… Ama sırtını dayadığın o her neyse, sana anlam katıyor ve seni bir şiirin mısraları gibi özgün ve kıymetli kılıyordu.</span></div>

<div> </div>

<div><span style="font-size:20px;">Satır aralarında bulmaya karar verdim sonra seni. Aşındırdığım kapılar ardına kadar kapalı kalacaktı anlaşılan. Ama bir yolu olmalıydı beni sana kavuşturacak…Bir iz, bir detay, bir kelam...Ya da günler, belki de haftalar geçecekti. Ve belki, düşünmek bazen ulaşmaktan daha güç gelecekti. Bekleyecek, yorulacak, sabırsızlanacak; zaman zaman sinirlenecek, sonra yeniden meraklanacak ve anda kaybolacaktım. Hayallere dalmak için bir kez daha sevinecek, sebebim olacağı için mutlu olacaktım.</span></div>

<div> </div>

<div><span style="font-size:20px;">Geçen zaman olsa da, vaktin asla yitmediğine şahit olmanın ne tatlı bir duygu olduğunu sana bir diğer bekleyişin ödülünde anlatacaktım. Üç vakti içinde barındıran o muazzam sonsuzluğun tarifini yapmak, haykırmak, resmetmek ve dahi şarkısını söyleyecektim; geçmiş, şimdi, gelecek.</span></div>

<div> </div>

<div><span style="font-size:20px;">Sonra bir gün, bir kanun tınısıyla başlayan nağmelerin ardından çalan keman sesinde bulacaktım seni. “Sevgili” diye başlayacak o ilk kelamına dünyaları verecektim. Bir güvercin firarıyla ulaşacaktı beyazlar içindeki mevsimlerin karı, rüzgârı, güneşi, ayazı…Üstünde seni, zamanın acımasız hızından, meşrebinden, sihirinden, ekranından, sesinden koruyacak o zarfın kabul olmuş duası olacaktı bir de kendini zarfa yapıştırmış bir pul.</span></div>

<div> </div>

<div><span style="font-size:20px;">Devam edecektin; “Sevgili Dünya…</span></div>

<div> </div>

<div><span style="font-size:20px;">Söyleyecekleri çok, hikayeleri değişken olan insanlık… Yaşım sizden genç olsa da, tecrübeleriyle ahaliye örnek olacak anlatılara sahip bir ‘ben’in yansıması olacak söyleyeceklerim. Büyüttüğümüz çiçekler artık saksılara sığmaz oldu. Şehirler yıkılır bazen, yollar susar, kaldırımlar değişir. Lakin muhabbetler ağaç gibi köklü, deniz kadar coşkulu, gök kadar derindir. Bir sohbeti muhabbet yapan da bulduğun tattır zaten.</span></div>

<div> </div>

<div><span style="font-size:20px;">O güzel insanlara satırlarımda gizli olana beslediğim aşk ile yazıyorum şimdi. Kahkahaların gönlümün eğlencesi, ikramları bin yılın hatrı, sohbetleri yaşanmışlık kokan o sayfaları özledim çok. Betimlemelerin filmini izlediğim zamanların sahnesi saklı bende. Asfaltta çıplak ayakla koşan çocukların kahkahaları yankılanıyor sayfalarımda. Herkesin birbirini tanıdığı, dostluğun sokakta kurulduğu, telefonun değil taşın, topun, oyunun konuştuğu zamanların unutulmaz hikayeleri saklı beyaz kâğıtlarımda.</span></div>

<div> </div>

<div><span style="font-size:20px;">Düş mü, hayal mi artık o zamanlar? Kime sorsan, kime serzenişte bulunsam! Nazım yine sana, ey sevgili…</span></div>

<div> </div>

<div><span style="font-size:20px;">Kalemler artık ne yazar oldu, sayfaların içini ne doldurur? Peki pulların akıbeti? Yaşar mı hâlâ mürekkep? Onu artık sormuyorum bile.</span></div>

<div> </div>

<div><span style="font-size:20px;">Ama; ‘ama’, sen… Ne güzel bağlaçsın!</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">‘Yine de!’ der yüreciğin, bütün umudunla...</span></div>

<div> </div>

<div><span style="font-size:20px;">Kelimeler oldukça susmayacağımı haykırarak sözlerime son verirken, bu satırların kalbimden kopup geldiğini bilmeni isterim. Uzun uzadıya anlatamasam da hissettiklerimi, az da olsa dile getirebildiğimi umuyorum.</span></div>

<div> </div>

<div><span style="font-size:20px;">Kendine çok iyi bak.</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">En kısa zamanda görüşmek dileğiyle…</span></div>

<div> </div>

<div><span style="font-size:20px;">Sevgiyle,</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">MEKTUP</span></div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//e-posta/263/</link>
<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 15:47:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İleri Dönüşüm Mimarisi: Eskiyi Yeniden Düşünmek</title>
<description><![CDATA[<p>Bugün kentlerimiz her gün biraz daha büyürken, ardında bir o kadar da atık bırakıyor. Eskiden “yık ve yap” diye özetlenen anlayış, artık yerini “yeniden kullan ve dönüştür” yaklaşımına bırakmak zorunda. İşte bu noktada devreye <strong>ileri dönüşüm mimarisi</strong> giriyor. Yani, bir yapının ya da malzemenin çöp olmadan, yeni bir yaşama kavuşması…</p>

<p>Bir mimar olarak benim gözümde bu sadece teknik bir süreç değil, aynı zamanda bir <strong>felsefe değişimi</strong>. Çünkü ileri dönüşüm, sadece malzemeyi değil, düşünceyi de yeniden şekillendiriyor. Örneğin, yıkılacak bir fabrikanın duvar taşlarıyla bir kültür evi inşa etmek, ya da eski bir okul sırasını kentsel mobilyaya dönüştürmek… Bunlar hem çevreye hem de belleğimize yapılan yatırımlar.</p>

<p>Bu dönüşümde mimarlar kadar <strong>halkın ve sivil toplum örgütlerinin</strong> de rolü büyük. Çünkü sürdürülebilirlik, yalnızca profesyonellerin değil, tüm toplumun ortak çabasıyla anlam kazanıyor. Mahalle ölçeğinde atölyeler, “geri dönüştür, yeniden tasarla” etkinlikleri, kullanılmayan eşyaların toplandığı paylaşım günleri… Bunlar hem farkındalık yaratır hem de insanları üretimin parçası haline getirir.</p>

<p>Benzer biçimde mimarlar, belediyelerle ve gönüllü gruplarla iş birliği yaparak, kamusal alanlarda <strong>geri dönüştürülmüş malzeme pazarları</strong>, <strong>açık hava sergileri</strong> ya da <strong>atık malzemeden yapılmış sanat yerleştirmeleri</strong> düzenleyebilir. Böylece hem mimarlık daha görünür olur hem de toplum, sürdürülebilir tasarımın estetik yönünü keşfeder.</p>

<p>İleri dönüşüm mimarisi aslında geleceğin değil, bugünün meselesi. Çünkü her eski bina, her atılmış sandalye, her paslı metal parçası — doğru gözle bakıldığında — yeni bir hikâyeye dönüşebilir. Belki de mesele tam olarak bu: Yıkmak yerine yeniden kurmak. Çöpe atmak yerine dönüştürmek.</p>

<p>Kentlerimizi kurtaracak olan şey yeni binalar değil, <strong>eskiyle kurduğumuz yeni bağlar</strong> olacak. Ve bu bağları güçlendirmek için mimarlar, halk ve sivil toplum el ele verdiğinde; sadece yapılar değil, toplumun kendisi de dönüşecek.</p>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//ileri-donusum-mimarisi-eskiyi-yeniden-dusunmek/262/</link>
<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 15:45:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>“Deneyenleri büyüleyecek” DONUT</title>
<description><![CDATA[<p>https://sekizincigunhaber.com/images/haberler/deneyenleri-buyuleyecek-donut.jpg</p>

<p><span style="font-size: 20px; text-align: justify;">Donut, özellikle Amerika'da bol tüketilen tatlı bir çörek olarak bilinmektedir. Şeker ve yağ açısından oldukça zengin olan çöreğin kalorisi de oldukça fazladır. Birçok çeşidi bulunmaktadır ve Amerikalılar bu ürünü genellikle kahvaltıda tercih etmektedirler. Başlıca simit donut ve deliksiz (daire şeklinde) donut olmak üzere iki şekilde üretilmektedir. Sadenin yanı sıra çikolata, reçel, krema gibi çok çeşitli malzemelerle kaplanmış veya içi doldurulmuş donut çeşitleri bulunmaktadır. Hem görünümüyle hem de lezzetiyle deneyenleri büyüleyecek donutları sizlerde mutfaklarınızda hazırlayabilirsiniz. İşte tarifimiz:</span></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Malzemeler</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">½ su bardağı ılık süt (120ml)</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">½ su bardağı ılık su (120ml)</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">50 gr tereyağı (oda sıcaklığında bekletilmiş)</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 adet yumurta</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">½ çay kaşığı tuz (3 gr)</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 çay bardağı toz şeker (85 gr)</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 paket instant maya (10 gr)</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">3-3.5 su bardağı un (kontrollü ekleyiniz)- (420 gr- 490 gr)</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Eğer kızartılacaksa:</strong> 500 ml sıvıyağ</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Eğer fırınlanacaksa:</strong> Yağlı kâğıt</span></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Üzeri için:</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">80 gr (isteğe bağlı) bitter çikolata, beyaz çikolata, sütlü çikolata (1 paket)</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 yemek kaşığı tereyağı (15 gr)</span></p>

<p style="text-align: justify;"><br clear="all" />
<span style="font-size:20px;"><strong>Yapılışı: </strong>Bir kapta su ve sütü karıştırınız. Ardından sırasıyla maya, toz şeker, yumurta ve tuzu ekleyiniz. Tüm malzemelerin karıştırılmasının ardından eleyerek unu ilave ediniz ve tüm malzemeleri hamur haline getiriniz. (Orta sertlikte bir hamur olması gerekli). Son olarak oda sıcaklığındaki tereyağını hamura ilave ediniz ve yoğurma işlemini tamamlayınız. Daha sonra hamurun üzerini bir bez ile kapatarak yaklaşık 30 dakika dinlendiriniz. Dinlendirme işlemi bittiğinde kabaran hamuru tekrar yoğurunuz. (Bu sayede hamurun havası alınır.) Daha sonra bir oklava yardımıyla hamuru 2-3 cm kalınlığında açınız. Yuvarlak şekildeki bir aparat ile kesiniz. Kesilen hamurların ortasını ise daha küçük bir aparatla kesiniz. Eğer fırında pişirme işlemi gerçekleştirecekseniz bir fırın tepsisine yağlı kâğıt sererek kesilen hamurları aralıklarla tepsiye diziniz ve 45 dakika ila 1 saat arasında üzerini bir bez ile kapatarak tekrar dinlendiriniz. Ardından önceden ısıtılmış 180 °C fırında 20-25 dakika pişiriniz. Hamur eğer kızartılacaksa yine aynı şekilde dinlendiriniz fakat ardından bir tavada ısıtılan yağ da arkasını ve önünü pişiriniz.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Üzeri için:</strong> Bir tencerenin yarısı kadar su kaynatınız. Bu sırada bir kabın içerisine çikolatayı küçük parçalara ayırarak ekleyiniz ve daha sonra kaynar suyun içerisine çikolatayı ilave ettiğiniz kabı yerleştiriniz. Bu sayede suyun buharı ile benmari işlemi gerçekleştirmiş olacaksınız. Çikolata eridikten sonra içerisine tereyağını ilave ediniz. Ardından karıştırınız ve daha sonra ocaktan alınız. Sos oda sıcaklığa geldiğinde donutların üzerini elde ettiğiniz bu sos ile kaplayınız. İsteğe göre çeşitli şekillerde dekore ederek servis edebilirsiniz. (Renkli pasta süsleri, Hindistan cevizi veya Antep fıstığı vs.)</span></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Önemli Notlar</strong></span></p>

<ul>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Pişirilen hamurlar ve hazırlanan sos oda sıcaklığındayken birleştirilmelidir.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Hamur yapımında sütün ılık kullanılmasına dikkat edilmelidir. Bu sayede mayanın çalışabileceği ideal sıcaklık oluşacak ve hamurunuz daha güzel kabaracaktır.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Şeker, süt ve maya ile yapılan mayanın aktifleştirilmesi aşaması, hamurun iyi bir şekilde mayalanmasını sağlayacaktır.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Hamur, ele yapışmayan yumuşak bir kıvam alana kadar, un kontrollü olarak eklenmelidir.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Donutları kızartma işlemi, kızgın yağda yapılmalıdır.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Donutları dilediğiniz gibi süsleyebilir ve çeşitlendirebilirsiniz.</span></li>
</ul>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//deneyenleri-buyuleyecek-donut/261/</link>
<pubDate>Mon, 13 Oct 2025 16:23:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Gençlik bir mizansene kurban edilemeyecek kadar değerli!</title>
<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Geçtiğimiz aylarda anoreksiya sebebiyle beslenmeyi ret ederek hayatını kaybeden Nihal Candan’ın ardından yapılan yorumlar bitmedi. Kamuoyunun yakından takip ettiği trajik olay, toplumsal bellekte daha uzun süre kalacak gibi görünüyor.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Nihal Candan’ın ölümü sonrası herkesin bir yargıç, psikolog, sosyolog cübbesi giyerek yargısız infazda bulunduğuna tanıklık ettik. Ailesinden, yetiştirilme tarzına, annesinden babasının mesleğine kadar her alan tarumar edilerek tek taraflı yargılandı. Bu infazdan en büyük payı ise Nihal Candan’ın babası almıştı. İlgisizliğiyle diploması arasında kurulan ilişki bir yana bazıları tarafından günah keçisi olarak da ilan edildi.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Kamuoyu önüne çıkmayan, gözlerden uzak durmayı tercih eden acılı baba ilk kez kameralar önüne çıkarak ailesi, kızı ve kızını ölüme götüren durumu kendi bakış açısıyla yorumladı. Babanın ifadeleri her ne kadar öznel bir bakış açısını yansıtıyor görünse de satır aralarındaki gerçeklikler tüm toplumu özellikle gençleri ilgilendiriyor. Baba Hakan Candan’ın kimi zaman gözyaşları içerisinde söyledikleri gençliğin üzerinde Demokles’in Kılıcı gibi dönüp duran şöhret olma, kolay yoldan para kazanma arzusunun insanı sürükleyebileceği yeri açıkça gösteriyor.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">“Çocuklarım çok efendi çocuklardı ama şöhretin etkisiyle değiştiler. Benim o yarışma programına katıldıklarından haberim olmadı. Olsa kesinlikle izin vermez ve müdahale ederdim. Ama sözleşmeler çoktan imzalanmıştı. Ben o yayınları izleyince dehşete kapılıyordum; reyting uğruna korkunç bir mizansen yapılıyordu! Bana dedikleri ‘realite şov’ ama bu benim içime sinmiyordu. Resmen bir şiddet vardı orada. O yarışma hayatımıza girene kadar normal bir aileydik. Ben çocuklarımı tanıyamaz hale geldim. İzlemedim o programları, sosyal medyadan uzak kaldım ve oradan çocuklarım nedeniyle bana rahatsız edici mesajlar geliyordu. Çocuklarım aslında beni dinlemek istiyordu ama içlerinde bulundukları sistem onları akıntıya sürüklüyordu. Ben onları oradan çıkaramadım. Konya’da yaşıyor ve Karaman Üniversitesi’nde görev yapıyorum ama buna rağmen çocuklarımı korumak adına İstanbul’a taşındım. Derslerimin olmadığı günler sürekli İstanbul’a geldim, amacım onları bu rahatsız edici durumdan kurtarmaktı.”</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Babanın ifadelerinde en çok “realite şov” kısmına takıldım. Yığınla insanı ekran başına toplayıp reytingleri kıran, bu yolla kolayca değerlerle oynayan, milletin hassas çizgilerini tarumar eden programlar basit birer mizansen ürünü müydü? Aileleri yok eden, gençleri ölüme sürükleyen bu yolculuk birilerinin yazdığı kurgusal formlar üzerine mi inşa ediliyordu? Ekrandaki tartışmalar, absürt giyimler, davranışlar bütün bunlar bir metin yazarının devşirdiği kelimeler bütününden mi oluşuyordu?</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bizler istediğimiz kadar gençlere, kadınlara, çocuklara ekranda gördükleri çoğu yapımın birer mizansen ürünü realite şov olduğunu söyleyelim kimi ikna edeceğiz? Daha da önemlisi biz bu bombardımana maruz kalan kime, nasıl ulaşacağız? Kurgusal şöhrete kapılmanın sakıncalarını hangi yolla anlatacağız? Gençlik bir mizansene kurban edilmeyecek kadar değerli, lütfen hepimiz elimizi taşın altına koyalım!</span></p>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//genclik-bir-mizansene-kurban-edilemeyecek-kadar-degerli/259/</link>
<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 15:29:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>X, Y, Z EKSENİ </title>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Hep “en özeli…” dedikleri içinde yer alır. Belki de gücünü dünyanın dengesizliği içinde denge sayan sayılardan alır. Biri bir dert, bini bin kıymetli sayılabilecek bir tutum, değer, davranış, hal, tavır denilebilecek; say-gı. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">…</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">İlişkilerin olmazsa olmazıdır. Sevginin olmadığı yerde tutunabilecek, sözü geçecek olandır. ‘Sevmesen de saygı duyacaksın!’ klişesinin üstadıdır. Kendini sayanı bilir, bilmekle kalmaz sever de. Sıralı meclislerin, çoklu ortamların “gelini” saygı! Şimdilerde adı var, sanı yok gibi. Hükmünün geçerliliği bitmiş, miadı dolmuş derler. Ben bilmem, lakin gördüğüm duyduğumun her daim şahidi değildir. İşi değil, meşrebi öğretmek olan biri için liste başıdır o. Elzemi o yüzdendir ki işteş bir ilişki için ilk aranandır. Saygıya en çok ihtiyaç duyulan yerler kuşkusuz eğitim alanlarıdır. Sınıra gerek yok, hemen gelmesin akıllarınıza okullar; eğitim dedim, öğretim değil! Ana rahmine düştüğümüzden itibaren harekete geçen eğitim… O yüzden ola ki, saygı sadece kuşakların işi değil. Bize dahi ait olmayan harflerle tanımladığımız x, y, z'lere atfettiğimiz ve belki de şimdilerde en çok onların eleştirildiği kuşak çatışmaları. Kuşak çatışması dediğimiz şey, aslında bir yanılsamadır belki de. Çünkü her dönemin genci, bir öncekinin gözünde “daha hoyrat, daha sabırsız, daha eksik” görünmüştür. Zamanın akışı içinde aynı döngü tekrar edip durur. Onları leylekler getirmişçesine, her yaptıklarını eleştirdiğimiz; ‘o nesil hak etmez!’ der, gördüklerim duyduklarıma galip gelircesine.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">…</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bir sınav kağıdı gibi toplumlar; dönemler, kâğıtlar, kalemler, sıralar, öğrenciler ve öğretmenler…Kendimiz olmalı eleştirdiğimiz! Neden sorusunu sormalı kendimize; değerlerimizin önüne geçirdiğimiz neydi diye...Kuşak dedikleri kandırmacadan ibarettir. Ne de çabuk unuttuk, birlikte yenen yemekleri, bayram sabahlarını, sorgusuz sualsiz ilişkileri, bireysellikten uzak zamanları...Peki şimdilerde ne öğrettik çocuklarımıza; bayramlarda tatil yapmaları, kapılar ardında gizlenmeleri, merhaba demenin klişe olduğunu, paylaşmanın sadece yakınsal alandakilerle olduğunu, saygıyı istediğimiz kişilere göstermeyi, empati mi o da nesi dedirtmeyi...Hepsi birer kalıtım gibi geçti bizden nesillere. Bireyselliği mi büyüttük yoksa, çocuklarımızla birlikte! İşte o zaman saygı kime duyulacaktı? Ama biz yine yeniden kuşakları suçlamaktayız tıpkı her dönemin kendinden sonraki nesli yargılaması gibi! </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Zaman akmakta lakin saygı yerinde saymakta. Değişmez o. Anlamı yitmez. Meşrebinde yoktur çünkü zamana göre hareket etmek. Onun bardağı insandır, yetiştiği yer ise toprak. Bize ait değerler yaşadıkça bizden aldıklarıyla besleyecek o da çevresini ve geleceğini. Nasıl yorumladığımız çizecek onun yolunu. Velhasıl, der; zamanda değişen şey sadece görünürlüğün reklamıdır. İnsan aslında hep ilk insandır. Saygı azaldı sansa da gözler, o yine akacağı yolu bulur. Gönül yalan söylemez, geleceğin kutlu nesli tarihinin de kültürünün de davranışının da farkında ve hakkını verecek olandır. Selam olsun geleceğin neferlerine, nefeslerine...</span></div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//x-y-z-ekseni/258/</link>
<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 15:27:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>“Popüler bir lezzet” EL YAPIMI PİZZA</title>
<description><![CDATA[<div id="pf1" style="margin-left:auto;">
<div data-page-no="1" id="pg-1pf1" style="margin-left:auto;">
<div>
<div style="text-align: justify;"><img alt="" src="https://sekizincigunhaber.com/images/haberler/populer-bir-lezzet-el-yapimi-pizza.jpg" style="width: 980px; height: 437px;" /></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Pizza, domates, peynir ve genellikle çeşitli diğer malzemelerle (mantar, soğan, zeytin, ananas, et vb.) oluşturulan bir üründür. Üstü genellikle yuvarlak, düz bir mayalı buğday bazlı hamur tabanından oluşan İtalyan kökenli bir lezzettir. Geleneksel olarak taş fırında yüksek sıcaklıkta pişirilmektedir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Pizza, İtalya’nın en ikonik ve sevilen mutfak yaratımlarından birisidir. Sadeliği ve çok yönlü doğası sayesinde dünya çapında büyük bir  beğeniye sahiptir.  Latince 'picea’ kelimesinden türeyen pizza, ‘kabuğun ateşle kızartılması’ anlamını taşımaktadır. Pizza teriminin ilk  olarak 10. yüzyılda Campania sınırındaki Lazio'daki Güney İtalya kasabası Gaeta'dan bir Latin el yazmasında geçtiği ifade edilmektedir. Dünyanın en popüler gıdalarından biridir ve Avrupa, Kuzey Amerika ile Avustralya’da yaygın bir fastfood öğesi haline gelmiş durumdadır. Neolitik Çağ'dan beri  pizzaya benzer yiyecekler yapıldığı aktarılmaktadır.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">İtalya’da hamur üzerine domates ve peynir konarak doğan pizza, ilk dönemlerinde aslında bir yoksul yiyeceği olarak bilinmiştir. Dönemin şartlarına paralel olarak pizzanın hazırlanmasındaki asıl amaç, lezzetine doymak değil sadece karın doyurmak amacı ile oluşturulduğu bilinmektedir. Günümüzde ise amacından çoktan sapmış, genelde kutlama yemeği haline bile gelmiştir. İlk pizzanın ortaya çıkışı tam olarak bilinmemekle birlikte oluşturulan ilk pizza hakkında bir bilgiye göre Kraliçe Margherita, bir gün aşçılarından pizza ister ama aşçılar yoksul yemeği kabul  edilen pizzayı hazırlama konusunda hiçbir bilgi sahibi değillerdir. Neyse ki o dönemde Esposito’nun “Pietro” isimli pizza fırını, saraya komşudur ve pizza yapmayı bilmeyen aşçılar, kraliçenin pizza isteğini sarayın hemen yanındaki pizza fırınından karşılamak için hızlıca harekete geçer ve siparişi verirler. Aşçı Esposito,  Kraliçe  Margherita’nın  pizzasını  son  derece özenle hazırlar. Pizzanın üzerini İtalyan bayrağının renkleri olan beyaz, kırmızı ve yeşil ile yani mozeralla peyniri, domates ve fesleğen ile süsler. Hem tadı hem de görüntüsü ile kraliçenin kalbini çalmayı başarır.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Kraliçe, yediği pizzanın ismini Aşçı Esposito’ya sorar. Esposito ise yaşadığı heyecandan o an sadece kraliçenin adını telaffuz edebilir. Sonrasında Kraliçe, kendisine sunulan pizza için aşçı Esposito’ya bir teşekkür mektubu göndermeye karar verir. Pizzaya hayran kalan Kraliçe Margherita, yazdığı mektupta söz konusu pizzadan yaşanan olay üzerine “Pizza Margherita” şeklinde bahseder. İşte Pizza Margherita, böyle doğar. Bu mektup kısa zaman içinde tüm halk tarafından duyulur ve pizza yoksul sofralarından saray mutfağına giriş yapmayı başarır. O zamana kadar yoksul halkın yemeği olan pizza, adeta kraliçenin dokunuşu ile bambaşka bir boyuta geçmiştir. Her şekilde yemeyi sevdiğimiz pizzaları artık sizler de evlerinizde yapabilirsiniz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Popüler bir lezzet olan el yapımı pizza şu şekilde yapılabilmektedir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Hamuru için</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• 2,5 su bardağı un</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• 2,5 yemek kaşığı zeytinyağı</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• 1 su bardağı ılık su</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• 1/2 tatlı kaşığı kuru maya</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• 1/2 tatlı kaşığı tuz</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• 1/2 tatlı kaşığı toz şeker</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Sosu için</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• 4 adet orta boy domates</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• 4 yemek kaşığı zeytinyağı</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• 1 çay kaşığı kekik</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• ½ çay kaşığı tuz</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Üzeri için</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• 250 gram rendelenmiş mozzarella peyniri</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• 4 adet taze fesleğen yaprağı</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• 10 adet Cherry domates</span></div>
</div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yapılışı</span></div>
</div>
</div>

<div id="pf2" style="margin-left:auto;">
<div data-page-no="2" id="pg-2pf2" style="margin-left:auto;">
<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Ilık su, toz şeker ve kuru mayayı küçük bir kapta karıştırıp, 10 dakika kadar bekletin.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Elenmiş  unu  karıştırma  kabına  aktarın. Orta kısmını havuz  gibi açın. Unun kenar kısımlarına tuzu serpin. Hazırladığınız maya karışımını orta kısmına boşaltın. Zeytinyağını katın.Tüm malzemeyi orta kısımdan dışa doğru karıştırarak harmanlayın. Toparlanan hamuru yumak haline getirin. Ayrı bir kaba alın. Üzerini streç film ile kapladıktan sonra oda ısısında 30 dakika kadar bekletin. Pizzanın sosu için kabuğunu soyduğunuz domatesleri rendeleyin. Zeytinyağını sos tenceresinde kızdırın. Rendelenmiş domatesi 3-4 dakika kadar kaynatın. Kekiği ve tuzu </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">ekleyip karıştırın. Hazırladığınız sosu soğumaya bırakın.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Mayalanan hamuru iki eşit bezeye ayırın. Hafif bir şekilde unlanmış mutfak tezgâhı üzerinde elinizle büyüterek yuvarlak şeklinde açın. Açılan hamurları dikkatli bir şekilde fırın tepsilerine ayrı ayrı yerleştirin. Domates sosunu bir kepçe yardımıyla pizzanın orta kısmından  başlayarak kenarlara doğru yayın. Kenar kısımlarında yaklaşık bir parmak kalınlığında pay bırakmayı unutmayın. Rendelenmiş mozzarella peynirini ve cherry domatesleri pizzaların üzerine eşit olarak dağıtın. Önceden ısıtılmış 250 derece fırında yaklaşık 15 dakika peynirler eriyip, kızarana kadar pişirin. Fesleğen yapraklarını fırından çıkan pizzaların üzerine serpiştirin. Dilimledikten sonra servis yapın. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Önemli Notlar</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Pizza hamurunuzun daha ince olmasını istiyorsanız hamurunuzu 3 parçaya kesmelisiniz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Hamurunuzu açtıktan sonra kullanacağınızın tepsinin boyutunda olup olmadığını anlamak için ölçmeli ve sonrasında tepsiye almalısınız.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Pizzada kullanacağınız malzemeleri damak zevkinize göre azaltabilir ya da eklemeler yapabilirsiniz.</span></div>
</div>
</div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//populer-bir-lezzet-el-yapimi-pizza/257/</link>
<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 14:21:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Mimarlık Neden Sanattır?</title>
<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bir binaya baktığımızda, çoğu zaman sadece işlevini görürüz: barınmak, çalışmak, öğrenmek, ibadet etmek… Oysa mimarlık, yalnızca ihtiyacı karşılayan bir meslek değildir; insan ruhuna, kültürüne ve estetik algısına dokunan bir sanattır. Çünkü her yapı, malzeme ve formun ötesinde bir düşünce, bir duygu ve bir anlam taşır.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bir ressam renklerle duygularını anlatır, bir besteci notalarla hislerini aktarır. Mimar ise mekânla konuşur. Duvarların kalınlığı, pencerelerin oranı, ışığın mekâna düşme biçimi; hepsi bir anlatım dilidir. Bir evin huzurlu hissettirmesi, bir caminin yücelik duygusu vermesi ya da bir müzenin merak uyandırması tesadüf değildir. Bunların her biri, mimarın bilinçli olarak kurduğu bir “duygu kompozisyonu”dur.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Mimarlığın sanatsal yönü, yalnızca estetik biçim üretmekle sınırlı değildir. Aynı zamanda bir düşünce üretimidir. Bir binayı inşa etmeden önce, mimar zihninde bir dünya kurar: ışıkla, gölgeyle, oranla, malzemeyle bir hikâye örer. Her çizgi bir niyet taşır; her boşluk bir anlam üretir. Bu nedenle mimarlık, tıpkı resim veya heykel gibi yorumlanabilir bir sanat dalıdır. Herkes bir binaya bakarken farklı bir şey hisseder — kimi düzeni, kimi özgürlüğü, kimi ise huzuru görür.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Üstelik mimarlık, diğer sanat dallarından farklı olarak yaşanır. İnsan, bir tablonun önünde birkaç dakika durur ama bir binanın içinde yaşar, hareket eder, hatıralar biriktirir. Bu nedenle mimarlık, hem bireysel hem toplumsal hafızanın parçasıdır. Şehirlerimizin kimliği, aslında mimarinin sessiz diliyle şekillenir. Bir sokakta yürürken hissettiğimiz aidiyet duygusu, işte bu sanatsal bütünlüğün sonucudur.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Mimarlığı yalnızca “yapı yapmak” olarak görmek, onu ruhundan soyutlamak olurdu. Çünkü mimarlık, insanın kendini ifade etme biçimidir. Duyguların taşa, ahşaba, cama ve ışığa dönüştüğü noktadır. Her çağın, her toplumun mimarisi, aslında kendi sanat anlayışının mekâna yansımış hâlidir. Ve bu yüzden mimarlık, hem mühendisliğin doğruluğunu hem sanatın özgürlüğünü içinde barındıran en bütüncül ifade biçimidir.</span></p>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//mimarlik-neden-sanattir/256/</link>
<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 11:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Geçmişin Haylazlarını Şimdi Melaike Görmek</title>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Geçenlerde eski bir öğretmenimi ziyaret ettim. Yılların hasretiyle elini öpmeye kalktım tabii. O, “Otur, ne yapıyorsun?” dese de, bizim geleneksel refleksimiz ağır bastı, zar zor da olsa elini öptüm. O esnada yüzünde beliren ifade, biraz mahcubiyet, biraz da derin bir iç çekişti.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Hemen ardından bana dönüp, “Şu senin eski haylaz tayfana, bütün sınıf arkadaşlarına benden özür dilediğimi söyle,” demez mi? Şaşkınlıkla “Hayırdır hocam, niye böyle bir şey söylüyorsunuz?” diye sordum.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Cevabı ise adeta günümüz gençliği üzerine çarpıcı bir tespit niteliğindeydi:</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">“Yavrum, biz size ‘haylaz, baş belası’ diyorduk ama siz meğer melaikeymişsiniz (meleklermişsiniz). Biz sizin kıymetinizi bilememişiz. Şimdiki öğrenciler ensemize tokat atıyor! Saygı kalmadı, sevgi kalmadı. Hele bize karşı hitabetlerini görsen…”</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Öğretmenimin bu sözleri, geçmişle bugünü karşılaştıran, tatlı bir tebessümle başlayan ama boğazda düğümlenen bir his bırakan derin bir sohbete kapı araladı.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Nerede O “Haylaz” Saygı?</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Şimdi dürüst olalım, bizim zamanımızda da yaramazlık yapan, ders kaynatan, koridorda koşarken neredeyse müdürün peruğunu düşürecek tipler vardı. Ama bir farkla: O yaramazlığın bile bir edebi vardı. Bir öğretmen sınıfa girdiğinde o kahkaha tufanı anında bıçak gibi kesilirdi. En bıçkınımız bile öğretmene isminin önüne “Hocam” demeden hitap etmezdi.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">İtiraf edelim, bizim dönemimizde bazen küçük silleler, şaka yollu minik cezalar olurdu. Bugün tartışılır belki ama o günün şartlarında, bu tür uyarılar dahi bizim saygımıza, öğretmenlerimize duyduğumuz sevgiye asla gölge düşürmezdi. Hata yaptığımızda en büyük ceza, o saygı duyduğumuz insanın yüzündeki hayal kırıklığı ifadesiydi.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bize “haylaz” deniyordu çünkü bazen dersten kaçar, notlarla oynar ya da komiklik yapardık. Ama kaba değildik. O saygı çemberini asla kırmazdık.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Öğretmenimin dediği gibi, bugün durum çok farklı. Elbette, bugün de pırıl pırıl, saygılı gençlerimiz var. Ancak maalesef, öğretmenler odasından sızan hikâyeler, genel bir erozyonu işaret ediyor.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bugün dünya hızlı değişiyor. Dijital çağ, ilişkilerin ölçüsünü de dönüştürdü. Öğretmenlerin anlattığı örnekler, saygının giderek zayıfladığını gösteriyor.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Sevgili gençler, bu bir eleştiri değil, davettir. Saygı sizi küçültmez, aksine yüceltir. Bugün öğretmeninize göstereceğiniz hürmet, yarın sizin de hürmet göreceğiniz bir toplumun temelini atar.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Gelin, o eski “haylaz” sıfatının yanına bir de “melaike” yakışsın. Küçük bir teşekkür, içten bir selam, belki de geleceğimizi yeniden kuracak köprülerin ilk taşıdır.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Unutmayalım, saygıyı kaybeden toplum aslında geleceğini kaybeder.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Muhabbetle…</span></div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//gecmisin-haylazlarini-simdi-melaike-gormek/254/</link>
<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 10:54:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>“Ertesi güne kalmayacak bir lezzet” LİMONLU SUSAM TATLISI</title>
<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="https://sekizincigunhaber.com/images/haberler/ertesi-gune-kalmayacak-bir-lezzet-limonlu-susam-tatlisi.png" style="width: 516px; height: 437px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Susam, binlerce yıldır insanlar tarafından kullanılan bir bitki olup, kökeninin Doğu Afrika veya Hindistan olduğu ifade edilmektedir. Öte yandan Antik uygarlıklarda susamın hem beslenme hem de tıbbi amaçlar için kullanıldığı bilinmektedir. Susamın özellikle Hindistan, Çin ve Orta Doğu kültürlerinde uzun bir tarihe sahip olduğu aktarılmaktadır. Susamdan elde edilen tohumlar ise çok yönlü kullanım alanlarına sahiptir. </span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Gıda sektöründe, tohumlar yağ üretimi için kullanılmaktadır ve susam yağı, yemek pişirmeden cilt bakımına kadar geniş bir yelpazede yer almaktadır. Ayrıca susam tohumları, salatalarda, ekmeklerde, tatlılarda ve pek çok yemekte lezzet verici bir bileşen olarak yer almaktadır. Birçok yiyecek ile birleşen susam tatlılara da çok yakışan lezzetler arasında. Sağlığa yararlarının saymakla bitmeyeceği susamı limon ile birleştirip unutulmayacak bir lezzet şöleni yaşamaya ne derseniz? İşte aromasına doyamayacağınız, yaptığınız gibi tüketeceğiniz ertesi güne kalmayacak limonlu susam tatlısı tarifimiz:</span></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Hamuru için</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">500 gr un</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">25 gr margarin</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">12 gr kuru maya</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">25 gr irmik</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 adet yumurta</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">35 gr toz şeker</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 çay kaşığı tuz</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Aldığı kadar su (hamur kıvamına gelene kadar)</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 adet limon</span></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Üzeri için</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">25 gr susam</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 adet yumurta sarısı</span></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Şerbeti için</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">2 su bardağı şeker</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">2 su bardağı su</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">¼ limon</span></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Yapılışı</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Şerbeti için: Tüm malzemeler bir tencerede kaynatınız.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bir kabın içerisine unu ilave ediniz. Ortasını açarak az su ile açılmış maya, yumurta, oda sıcaklığındaki margarini ekleyerek karıştırınız. Ardından toz şeker, tuz, irmik ve rendelenmiş limon kabuğunu ekleyerek hamur elde ediniz. (Hamurun kıvamı su ile yumuşatılır. Hamur kurabiye hamurundan daha yumuşak olmalı.) Elde edilen hamurdan ceviz büyüklüklünde parçalar koparıp dilediğiniz şekli veriniz. Üzerine yumurta sarısı sürülüp susama batırdıktan sonra yağlanmış fırın tepsisine diziniz. Önceden ısıtılmış fırında 180 derecede pembeleşinceye kadar pişiriniz. Pişme işlemi bittiğinde fırından çıkartılıp üzerine şerbeti dökünüz. Üzerini kapatarak biraz içinin çekmesini sağlayınız ve ardından servis yapınız.</span></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Önemli Notlar </strong></span></p>

<ul>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Şerbet ılık, tatlı sıcak olmalıdır.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Hamuru homojen bir hale gelene kadar yoğurunuz.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Farklı malzemelerde ilave ederek susam tatlınızı çeşitlendirebilirsiniz.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Tüm malzemelerin oda sıcaklığında olmasına dikkat ediniz.</span></li>
</ul>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//ertesi-gune-kalmayacak-bir-lezzet-limonlu-susam-tatlisi/253/</link>
<pubDate>Mon, 29 Sep 2025 11:13:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ÇOBAN YILDIZI</title>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">…</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">‘Hep benle kal!’ diyor Teoman, kendi yıldızının en parlak haline besteler yaparken. Sahii, sizin çoban yıldızınız ne alemde? Eğer şimdiye kadar hiç çekmediyse dikkatinizi göklerdeki en parlak şey, yıldız arama vaktiniz çoktan gelmiş demektir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">…</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Sayfalar arasındaki en kritik satırların altını çizmek gibi bazen;  aynadaki kendiniz, başınızı yastığa koyduğunuzda zihniniz, izlediğiniz filmlerdeki kahkahalarınızı paylaştığınız, ilk aramak istediğiniz, çayı birlikte yudumladığınız, ‘Sen benimle kal!’ dediğiniz ya da adı kitap olan bir akılla tanıştığınız, onu dinlediğiniz bir iç sesiniz… Sizin Çoban Yıldızınız kim, ya da ne?</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">…</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Sabahları çok erken saatlerde veya akşam gün batımında gökyüzünde ilk ya da son görünen parlak bir cisim olduğu için çobanların onu yön bulmada kullandığı söylenir. Bu sebeple ona hem “sabah yıldızı” hem “akşam yıldızı” olarak da seslenirler. Ona nasıl yaklaşırsanız size öyle karşılık verir. Çünkü aslında o bir yıldız değil; bir gezegenin dünyadan bakıldığında, gökyüzünde çok parlak şekilde görünen halidir. Bizim Venüs işte; biraz da inatçıdır, Çoban Yıldızı. Güneş yönünde dönen tek gezegendir. Onu diğer gezegenlerden farklı kılan bir renktir bu.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">…</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">O da tıpkı en kıymetlilerimiz gibi, “Hep bizde ama bizimle değil!” dediklerinden; tüm karanlığa sahip çıkmadığı için bütün gece boyunca gökyüzünde kalmayışı. İçinde nefesi barındıran bir canlı gibi; biraz yanılgı, biraz gerçek. Belki de insan kalbi gibi parlak görünen ama içinde karmaşık döngüler gizli. Sonsuz maviliğin içinde bir iz, bir yol gösterici! Kimi zaman sabahın en sessiz anında doğar ufka, kimi zaman akşamın hüznüne bir parça aydınlık katar. Ne de çok bizi barındırır; binler içinde bir, gökyüzünün yalnız ışığı. Hep aynı döngüde var olup kaybolurken yine de parlamaktan vazgeçmez, umut olmaktan vaz-geçmez! Belki biz insanlar da birer çobanız; umutlarımızın peşinde, kendi yörüngesindeki ışığının izinde, içimize bakarak yön arayan…</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yıldızın sizinle olsun!</span></div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//coban-yildizi/252/</link>
<pubDate>Mon, 29 Sep 2025 11:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bir Sofralık Hasret: Gönül Sofralarının Sırrı</title>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Sokaklarımızda, sosyal medyada ve hatta ev sohbetlerinde en sık rastladığımız konulardan biri, son yıllarda adeta bir tsunami gibi üzerimize gelen yabancı mutfak akımı. Suşi, taco, ramen, pad thai... İsimleri bile kulağa egzotik gelen bu lezzetler, özellikle genç neslin büyük ilgisini çekiyor, binlerce beğeni ve paylaşım alıyor. Oysa arkamızı dönüp baktığımızda, bizi biz yapan, ruhumuzu doyuran o muazzam lezzetler coğrafyası duruyor.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Elbette yeni kültürleri keşfetmek, farklı tatları denemek insanı geliştirir. Bir pizzanın peynirini uzatmak, bir hamburgerin sosuna dalmak keyifli anlar yaşatabilir. Ama ne zaman ki bu özenti, kendi öz değerlerimizi unutturacak noktaya gelir, işte o zaman kalbimize bir sızı düşer. Anneannemin elinden çıkan o mis gibi mantının verdiği huzuru, sıcak bir tabak mercimek çorbasının içimize işleyen şifasını, bir dilim İskender'in damakta bıraktığı bayram havasını başka hiçbir mutfakta bulabilir miyiz?</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bizim mutfağımız sadece bir yemek kültürü değil, aynı zamanda bir yaşam felsefesidir. Paylaşmaktır, misafir ağırlamaktır, dertleşmektir, berekettir. Bir sofra kurulduğunda, sadece tabaklar dolmaz, kalpler de dolar. Ege'nin otlu böreği hikayeler fısıldar, Karadeniz'in kuyması sıcacık anıları canlandırır, Güneydoğu'nun lahmacunu dostlukları pekiştirir. Kebabın ateşteki dansı, içli köftenin o eşsiz lezzeti, eli böğründe yemeğinin hikayesi, bu topraklara ait binlerce yıllık bir mirasın parçasıdır. Her bir yemeğin arkasında bir emek ve bir sevgi yatar.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Ne yazık ki bu eşsiz mirası bazen görmezden geliyor, parlak ambalajların, renkli fotoğrafların cazibesine kapılıyoruz. Oysa dünyaca ünlü şefler, gurmeler, bizim mutfağımızın derinliğine, çeşitliliğine ve doğallığına hayran kalıyor. Sadece bir tek Anadolu toprağında yetişen binlerce çeşit ot, sebze ve baharatla ortaya çıkan lezzetleri saymaya kalksak, sayfalar yetmez.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yani anlıyorum, modern dünya hızlı ve çekici. Ama kendi köklerinden kopan bir ağaç, ne kadar yükseğe çıkarsa çıksın, bir fırtınada yıkılır. Gelin, dönelim o anne elinin değdiği, sevginin ve emeğin harmanlandığı sofralara. Yeniliklere açık olalım, farklı tatları deneyelim ama kendi yurdumuzun, kendi insanımızın mutfağını göz ardı etmeyelim.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Binlerce farklı lezzeti varken, değil mi ama?</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Muhabbetle…</span></div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//bir-sofralik-hasret-gonul-sofralarinin-sirri/251/</link>
<pubDate>Thu, 25 Sep 2025 10:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>“Sofraların besleyici ve mükemmel lezzeti”: BALIK PİLAKİ</title>
<description><![CDATA[<div id="iceriks">
<div style="text-align: justify;"><img alt="" src="https://sekizincigunhaber.com/images/haberler/sofralarin-besleyici-ve-mukemmel-lezzeti-balik-pilaki.png" style="width: 556px; height: 437px;" /></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Pilaki, Rum mutfağından Türk mutfağına geçmiş, yüzyıllardır İstanbul mutfak kültürünün vazgeçilmez parçası olan bir pişirme sanatı olarak bilinmektedir. Eski zamanlarda pilaki, yuvarlak, alçak kenarlı bir çeşit toprak tavanın ismi olarak bilinmekte olduğu aktarılmaktadır. Zamanla pilakide pişirilen yemeklerin ismi de pilaki olarak anılmaya başlamış, kabın kendisi unutulmuş olduğu ifade edilmektedir. Öte yandan Osmanlıda pilaki sözcüğü her ne kadar Türkçe değilse de pilakilerin Osmanlı döneminde Türk mutfağında kendilerine çok sağlam bir yer edindiği bilinmektedir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Bu yemek pişirme yönteminin, Osmanlı imparatorluğunun özellikle başkentinde büyük beğeni kazandığı ve Türk mutfağının o günlerden başlayarak ayrılmaz bir parçasını oluşturduğu aktarılmaktadır.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Zeytinyağının başrol oynadığı bu teknik, malzemelerin doğal aromalarını koruyarak muhteşem bir lezzet harmonisi yaratmaktadır. Özellikle balık pilakisi, bu tekniğin en rafine örneklerinden biridir. Pilaki balıkla hazırlanabildiği gibi aynı zamanda midye, istiridye gibi deniz ürünleri veya bakliyatla da hazırlanabilmektedir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Soğan, sarımsak, sirke veya limon suyu, maydanoz ve zeytinyağı pilakinin ana malzemeleridir. Patates, havuç ve kereviz yemeğin lezzetini artırmaktadır. Tüm malzemeler az su ilavesiyle kısık ateşte ocakta veya fırında pişirilmektedir. Balık pilaki, genellikle levrek veya palamut gibi beyaz etli balıkların sebzelerle birlikte pişirildiği Türk mutfağına özgü bir yemek olarak bilinmektedir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Balık pilaki, sağladığı birçok fayda ile bilinen besleyici bir yemektir. İçerdiği malzemeler sayesinde, vücudumuza önemli katkılarda bulunmaktadır. Balık pilaki, lezzetli bir ana yemek olmasının yanı sıra, yanında sunulacak garnitürlerle de zenginleştirilebilir. Balık seviyorsanız ama hep aynı şekilde yemekten sıkıldıysanız balık pilaki tarifi tam size göre. Balık pilaki sosu ile çok lezzetli bir tarif haline gelmektedir. Balık sevmeyenlere bile yedirecek bu tarifi kesinlikle denemelisiniz. Sofraların besleyici ve mükemmel lezzeti olan balık pilaki tarifi şu şekildedir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Malzemeler:</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 adet balık (uskumru, levrek, torik veya palamut)</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">½ su bardağı zeytinyağı</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 adet soğan</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 adet domates</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">½ demet maydanoz</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">2 diş sarımsak</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 çay kaşığı tuz, kırmızı toz biber, karabiber (baharatlar isteğe göre değişebilir)</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yapılışı:</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Balığın filetosunu çıkarıp temizleyin. İkiye bölün. (Balığın büyüklüğüne göre parça sayısı değişebilir.)</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Soğanları halka doğrayın. Bir tencerede zeytinyağını ısıtın ve soğanları soteleyin. Üzerine ince ince</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">dilimlediğiniz sarımsakları, kabuğunu soyup orta boy doğradığınız domatesi ilave edin ve pişmeye bırakın. Domatesler yumuşayınca ince kıyılmış maydanozu ekleyin. Baharat ayarını yapın. Ocağın altını kapatın. Balık filetosunu domateslerin üzerine yerleştirin. (Filetoyu istediğiniz şekilde parçalara ayırabilirsiniz.) Filetonun üzerine kaşık yardımıyla sostan bir miktar dökün. İkinci filetoyu sosun üzerine yerleştirip yine aynı şekilde üzerine bir miktar sostan dökün. Tencerenin kapağını kapayıp önceden 180 derecede ısıtılmış fırında yaklaşık 15-20 dakika pişirin. Sıcak servis edin.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Önemli Notlar</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Uskumru, levrek, çipura, torik, kılıç, palamut vb. balıklarda aynı reçeteyi uygulayabilirsiniz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Baharatları kendi damak tadınıza göre daha az ya da daha fazla ve çeşitlendirerek kullanabilirsiniz.</span></div>
</div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//sofralarin-besleyici-ve-mukemmel-lezzeti-balik-pilaki/250/</link>
<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 16:15:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>BİR UMUT BİN UMUT</title>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bazen bir isim, bazen bir duygunun tecellisi olsa da O'na en çok insan yakışıyor. O, en çok insanda hayat buluyor çünkü. Toprağın o kahve bohemine rağmen yaprak ile buluşunca yeşilin rahmetine kavuşuyor. Uzun zamandır dinlenmeyen bir şarkının kulağa ilk çalınan hali gibi geliyor. Kurumuş bir yaprağın dahi hikayesindeki o çıtırtı edasıyla sesleniyor. Arsız bir şamaroğlanı gibi yüreklerdeki yeri. Aklın hanesinden defalarca kovulsa da kalp onu sessizliğinden tanır,  varlığıyla hal bulur; gıkı çıkmaz çünkü, '-suz' olumsuz eki eklense de kendine. Onun bir edası, bir selası, bir de cesareti vardır;  umut! </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Dev dalgaların haşmetli davranışını barındırır bünyesinde. Ancak hükümdarlara mahsus o görklü duruşunu bir de! Yalnız kaldığı gecelere dahi meydan okuyan beyaz sabahları; tarlaları basan haşere ordularına galip gelen, dallarında dans eden arılarının gayreti ile insan zihnine ve zikrine hikmeti salan edaları. O iç burkan yılmışlığa rağmen orada bir yerlerde olma halidir işte 'umut' ve 'ummak' dedikleri.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Kudretli olanın kanadında taşıdığı o 'yine, yeniden olma; gerçekleşme' halidir adı umudun. Zirvesi gökyüzüne değmiş, karı hiç erimeyen, rüzgarı ağaçları kökünden söken ve kudretiyle korku salan bir dağ gibidir o.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">İstemeli insan; ümit dolu olmayı, yılma-mayı, başkasındaki umudu da yıkmamayı! Sihirli bir değnek misali 'yeniden' yenilenmeye ant içenlerin silahı, yemini ve duruşu olmalı umut! Düşlemek, bir gün doğumunu; düşlemek, hayalde can bulanı. Gerçek ancak düşte hayat bulacak olanındır belki de.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Çoktan senin olmayı seçmeye niyet edeni bekletmemelidir! Zaman içinde masallar yazmak için dinlemeli umutlu şarkıları. Ümitli resimleri asmalı duvarlarına. İnsan fıtratta olanın üstünü çizerse, kaderde olanı küstürürse, keder ile olan aşkını tescillerse; o zaman pencereler siyaha döner. Bırakalım siyah asaletin rengi olarak kalsın. Biz pervazlara koyduğumuz kahvelerimizi umutlara ümit ile açalım!</span></div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//bir-umut-bin-umut/249/</link>
<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 16:03:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kahvaltı sofralarının yıldızı: </title>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><img alt="" src="https://sekizincigunhaber.com/images/haberler/kahvalti-sofralarinin-yildizi-pogaca.png" style="width: 511px; height: 437px;" /></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">İster yumuşacık ister kıyır kıyır olsun ne fark eder? Sıcacık bir poğaçaya kim hayır diyebilir ki? Son derece kolay ve hızlı bir şekilde hazırlanabilen poğaça, Balkanlar ve Türkiye'nin en popüler lezzetlerinden birisidir. Poğaça, bir çörek türüdür. Genellikle buğday unundan yapılır, ancak arpa ve bazen çavdar unu da eklenebilir. Farklı malzemelerle çeşitli şekillerde hazırlanabilen poğaça, isteğe göre peynir, zeytin, haşlanmış patates, pişmiş kıyma ve sosis gibi malzemeler eklenerek daha zengin bir tat elde edilebilir. Poğaça hamurunda susam, siyah çörek otu veya kurutulmuş dereotu, maydanoz gibi tahıllar ve otlar bulunabilir veya üstüne serpilebilir. Mayalı ve mayasız türleri mevcuttur.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Sabah kahvaltılarında ya da akşam çaylarında sevdiklerinize sunmak için lezzetli ve pratik poğaçalar</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">ile kısa sürede ekonomik bir sofra hazırlayabilir, özel günleriniz için aperatif tatlar deneyebilirsiniz. Özellikle kahvaltı sofralarının yıldızı olarak ifade edilebilecek poğaça şu şekilde yapılabilmektedir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Hamuru için</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 su bardağı ılık süt (240 gr)</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 paket yaş maya (42 gr)</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">½ su bardağı sıvıyağ (110 gr)</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Aldığı kadar un (yaklaşık 2-3 su bardağı- orta sertlikte bir hamur olmalı)- (280 gr-420 gr)</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">½ çay kaşığı tuz (3 gr)</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Üzeri için</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 yumurta sarısı</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Susam</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Çörekotu</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Maydanoz</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yapılışı:</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Mayayı ılık süt ile ezip iyice karıştırın ve kabarana kadar bekletin. Unu hamur yoğurma kabına alın ve</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">ortasını havuz gibi açın. Mayalı süt, sıvıyağ ve tuz ekleyip kulak memesi kıvamında bir hamur yoğurun. Üzerini bir bez ile örtün. Ilık ortamda hamuru yarım saat kadar bekletin. Daha sonra hamurdan yumurtadan biraz daha büyük parçalar koparıp bezeler hazırlayın. Her bir bezeye istediğiniz şekli verin. Malzeme bitinceye kadar işlemi sürdürün. Hamurları yağlanmış fırın tepsisine yerleştirin.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Mayalanması için 15-20 dakika daha bekletin. Üzerlerine yumurta sarısı sürün. Susam ve çörekotu serpip maydanoz ile süsleyerek önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında üzerleri hafif kızarana kadar pişirin.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Önemli Notlar</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Hamurunuzu ne kadar uzun yoğurursanız o kadar güzel kıvam alacak ve güzel mayalanacaktır.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Hamurunuzu mayalarken eğer vaktiniz kısıtlıysa daha önceden 50°C de çalıştırdığınız fırınınızı kapatarak onun sıcaklığında da mayalanmaya bırakabilirsiniz. Böylece 45 dakikada hamurunuzun mayası gelecektir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Bu poğaça hamurunu kullanarak farklı şekillerde, farklı iç harçları ile de poğaçalar hazırlayabilirsiniz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Kullanacağınız malzemelerin oda ısısında olmasına dikkat etmelisiniz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Süt gibi malzemelerin ılık olması gerekmektedir. Bu sayede maya, daha iyi bir şekilde çalışacaktır.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Yoğurduğunuz hamurun mayalanması için mutlaka dinlendirmelisiniz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Hamurun kıvamından emin olmak için, parmağınızı mayalanan hamurun üzerine bastırın.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Eğer hamurda parmağınızın izi kalıyor ve sonrasında eski haline geliyorsa hamurunuz olmuş demektir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Hamurlarınızı tepside 15-20 dk daha dinlendirmek poğaçanız için daha iyi olabilir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Fırınınızın süresini ve sıcaklığını ayarlarken, ısıtma şeklini ve pişirme süresini göz önüne almalısınız.</span></div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//kahvalti-sofralarinin-yildizi/248/</link>
<pubDate>Mon, 15 Sep 2025 15:10:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Migren, Fibromiyalji ve Kronik Yorgunluk Şikayetlerinizi Azaltacak Bitkisel Yaklaşımlar ve Beslenme Modelleri</title>
<description><![CDATA[<div id="pf1" style="margin-left:auto;">
<div data-page-no="1" id="pg-1pf1" style="margin-left:auto;">
<div style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;">Migren, fibromiyalji ve kronik yorgunluk sendromu (CFS) modern yaşamın getirdiği stres, </span><span style="font-size: 20px;">beslenme bozuklukları ve çevresel faktörlerle ilişkili kronik nörolojik rahatsızlıklardır. Bu üç </span><span style="font-size: 20px;">hastalık ortak olarak ağrı, yorgunluk, uyku sorunları ve yaşam kalitesinde düşüş ile </span><span style="font-size: 20px;">karakterizedir. İlaç tedavileri semptom kontrolü sağlasa da, bitkisel destekler ve beslenme </span><span style="font-size: 20px;">düzenlemeleri tamamlayıcı bir yaklaşım olarak giderek daha fazla ilgi görmektedir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bitkisel Destekler</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1. Migren</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Zencefil (Zingiber officinale): Bulantı ve baş ağrısında etkili.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Feverfew (Aslanpençesi otu): Migren ataklarının sıklığını azaltabilir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Nane (Mentha piperita): Mentol yağı ile şakak masajı ağrıyı hafifletebilir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">2. Fibromiyalji</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Zerdeçal (Curcumin): Anti-inflamatuar etkisiyle kas ve eklem ağrılarını azaltabilir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Kediotu (Valeriana officinalis): Uyku düzeni ve kas gevşemesi için.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Melisa (Melissa officinalis): Anksiyete ve uyku sorunlarında destek.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">3. Kronik Yorgunluk Sendromu</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Ginseng (Panax ginseng): Enerji metabolizmasını ve bağışıklığı destekler.</span></div>
</div>
</div>

<div id="pf2" style="margin-left:auto;">
<div>
<div data-page-no="2" id="pg-2pf2" style="margin-left:auto;">
<div>
<div>
<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Ashwagandha: Kortizol dengesini sağlar, stres kaynaklı yorgunluğu azaltır.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Yeşil Çay (Camellia sinensis): Antioksidan desteği ve zihinsel odaklanma sağlar.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Beslenme Modelleri</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1. Anti-inflamatuar Beslenme</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Zeytinyağı, ceviz, keten tohumu gibi sağlıklı yağlar</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Somon, sardalya gibi omega-3 kaynakları</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Zerdeçal, zencefil, tarçın gibi baharatlar</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">2. Bağırsak Dostu Beslenme</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Probiyotikler: kefir, yoğurt, lahana turşusu</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Prebiyotikler: enginar, yer elması, muz</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">3. Enerji ve Mitokondri Destekleri</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> B vitaminleri: tam tahıl, yeşil yapraklı sebzeler</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Magnezyum: badem, kakao, kabak çekirdeği</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Koenzim Q10: yağlı balık, karaciğer</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">4. Kaçınılması Gerekenler</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Rafine şeker ve beyaz un ürünleri</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Paketli/işlenmiş gıdalar</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Alkol, aşırı kafein</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Monosodyum glutamat (MSG) içeren yiyecekler</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yaşam Tarzı Önerileri</span></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>

<div id="pf3" style="margin-left:auto;">
<div data-page-no="3" id="pg-3pf3" style="margin-left:auto;">
<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Düzenli uyku: Biyolojik ritme uygun uyumak.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Hafif egzersiz: Yürüyüş, yoga, pilates.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Stres yönetimi: Meditasyon, nefes egzersizi.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Dengeli öğünler: Kan şekeri dalgalanmasını önlemek.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Yeterli su tüketimi: Günde ortalama 2–2,5 litre su içmek; baş ağrısı, yorgunluk ve kas </span><span style="font-size: 20px;">ağrılarını hafifletmeye yardımcı olur. Özellikle kafeinli içecekler tüketildiğinde ekstra </span><span style="font-size: 20px;">su alımına dikkat edilmelidir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Sosyal çevre desteği: Kronik rahatsızlık yaşayan kişilerde yalnızlık ve anlaşılmama </span><span style="font-size: 20px;">duygusu yaygındır. Aile, arkadaş ve destek gruplarıyla güçlü bir iletişim kurmak hem </span><span style="font-size: 20px;">psikolojik dayanıklılığı artırır hem de tedaviye uyumu kolaylaştırır.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Sonuç</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bitkisel tedaviler ve anti-inflamatuar beslenme modeli, migren, fibromiyalji ve kronik </span><span style="font-size: 20px;">yorgunluk sendromu hastalarında semptomların hafiflemesine yardımcı olabilir. Bu yaklaşım, </span><span style="font-size: 20px;">ilaç tedavisinin alternatifi değil tamamlayıcısıdır. Düzenli uyku, stres yönetimi ve dengeli bir </span><span style="font-size: 20px;">diyet ile birlikte uygulandığında yaşam kalitesinde belirgin iyileşmeler sağlanabilir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yararlandığım Kaynaklar</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1. Magis D, Schoenen J. Advances and challenges in neurostimulation for headaches.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Lancet Neurology. 2012;11(8):708–719.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">→ Migren tedavisinde tamamlayıcı yöntemlere değinir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">2. Pittler MH, Ernst E. Feverfew for preventing migraine. Cochrane Database of</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Systematic Reviews. 2004.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">→ Feverfew (Aslanpençesi otu) üzerine sistematik derleme.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">3. Vincek M, et al. Curcumin as a potential treatment for fibromyalgia: a systematic</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">review. Journal of Dietary Supplements. 2019;16(3): 312–326.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">→ Zerdeçalın fibromiyaljideki anti-inflamatuar rolü.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">4. Cochrane Collaboration. Valerian for insomnia. Cochrane Database of Systematic</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Reviews. 2010.</span></div>
</div>
</div>

<div id="pf4" style="margin-left:auto;">
<div>
<div data-page-no="4" id="pg-4pf4" style="margin-left:auto;">
<div>
<div>
<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">→ Kediotu bitkisinin uyku kalitesi üzerine etkileri.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">5. Zhang AL, et al. Chinese herbal medicine for chronic fatigue syndrome: a systematic</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">review. Journal of Alternative and Complementary Medicine. 2012;18(7): 662–669.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">→ Bitkisel tedavilerin CFS üzerine etkileri.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">6. Kennedy DO, Scholey AB. Ginseng: potential for the enhancement of cognitive</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">performance and mood. Pharmacology, Biochemistry and Behavior. 2003;75(3):687–</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">700.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">→ Ginseng’in yorgunluk ve zihinsel performans üzerine etkisi.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">7. Singh N, Bhalla M, de Jager P, Gilca M. An overview on Ashwagandha: a Rasayana</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">(rejuvenator) of Ayurveda. African Journal of Traditional, Complementary and</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Alternative Medicines. 2011;8(5 Suppl):208–213.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">→ Ashwagandha’nın stres ve yorgunluk azaltıcı etkileri.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">8. Calder PC. Omega-3 fatty acids and inflammatory processes. Nutrients.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">2010;2(3):355–374.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">→ Omega-3 yağ asitlerinin anti-inflamatuar etkileri.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">9. Bozzatello P, et al. The role of diet and nutrition in migraine triggers and treatment: a</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">narrative review. Nutrients. 2016;8(6): 337.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">→ Migren ve beslenme ilişkisi.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">10. Sluka KA, Clauw DJ. Neurobiology of fibromyalgia and chronic widespread pain.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Neuroscience. 2016;338:114–129.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">→ Fibromiyalji patofizyolojisi ve yaşam tarzı yaklaşımları</span></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//migren-fibromiyalji-ve-kronik-yorgunluk-sikayetlerinizi-azaltacak-bitkisel-yaklasimlar-ve-beslenme-modelleri/247/</link>
<pubDate>Mon, 15 Sep 2025 14:54:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>DERİN, SEN MİSİN?</title>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Derinde olanın günü bugün, niyet edilenin yol alışı. Gelip gitmelerin haklı bekleyişi, gün dediklerinde yılların hüküm sürdüğü sırların demi. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Harmanlanmış ömürlerimizde sakladıklarımızın aşikar olma vakti belki de! Bulduklarımızda kaybettiğimiz o güzel hayırların, yitirdiklerimizde bulduğumuz seni büyüten odakların! Derdin dermanı diye yazdığımız hikayelerin keman sesinde saklı başrol oyuncuları!</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Derindekilerin sırrı olmaya nişan eylemiş olanların şarkısı çalmakta. Görünmez olanların çoğu zaman en değerlide saklandığı, aşikar olmak için onu derinden çıkaracak bir cesarete vurgun olanlar olacağını söylemekte bilenler!.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Fark edişler, gerçek değerler, haller...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Mevsim geçişlerinde bulduğum o düzensiz düzenlerin bir resmi tadında bazen haller. Düşlediklerinden uzak bir dünyanın yörüngesindeki gizil gibi bazen bazı haller. Tıpkı parmak izlerinin insana özgü tavırları ile hareket ederken ne çok farklılıkların izdüşümü tadında bazı derinler. Hislerin tercümesi olur mu? Mevzu ermekte midir illa kelama dönüşmesini isterken sırra kadem basmışların hemhallerini dinlemek?...diye giderken sualler, asıl olanın cevap mı süreç mi olduğunu bilmek ister insandan olma beşerler. Gecenin siyah ve beyazından gündüze çıkma meselesi gibi bazen de diğer renkleri ile en derinler. Dünya dedikleri tek midir sanırsın? Her dünyanın içindeki bir'ler ile vardır o haller. Her birimizin içindeki çoklu hallerimiz hepimize özgü o varoluşlarla hemhal olur ve demlenir belki de. Bir döngü dedikleri şu yurtsuz dünya düzeninde her bir güne uyandığımızı sandığımız o sanrıların bir kopyası değil midir bazen de haller?  Bildik tecrübelerin yaşanmış ve içselleştirilmiş hali belki de farklı kimliklerin içine gizlenmiş aşikar bazı derin hisler.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">... </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Farkedişlerimizin kimlik arayışındaki tüm saf halimizle tutunmalı hayata, sevgiye, inanca. Saklandığımız yerden çıkmaya karar verdiğimizde gerçek bir çocuk edasıyla sobelemeli o halden hale girmeli kimlikleri.Ve her sobeleyiş, benliğimizin saklı kıyılarına dokunan usul bir uyanışa dönüşmeli; en çok da kendimize varan bir yolculuğa.</span></div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//derin-sen-misin/246/</link>
<pubDate>Mon, 15 Sep 2025 14:50:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Eylül Telaşı: Kavanozların, Turşuların ve Mekânın Hikâyesi</title>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Eylül geldi mi, Anadolu’nun dört bir yanında aynı telaş başlar. Domatesler salçaya, biberler</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">közlemeye, fasulyeler derin dondurucuya… Evlerin mutfaklarında, balkonlarında ve </span><span style="font-size: 20px;">koridorlarında hummalı bir çalışma sürer. O telaş aslında sadece kış hazırlığı değildir; evin </span><span style="font-size: 20px;">hanımının elinden, evin bütün mekânına yayılan bir kültürdür.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Eskiden bu hazırlıkların sahnesi geniş avlular, serin mahzenlerdi. Taş evlerin kalın duvarları</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">arasında serin kalan kilerlerde kavanozlar sıra sıra dizilir, kapakların şıngırtısı bir tür sonbahar </span><span style="font-size: 20px;">müziği gibi duyulurdu. Avluda kurulan büyük kazanlarda kaynayan salça, komşuların </span><span style="font-size: 20px;">birbirine yardımıyla imeceye dönüşürdü. Çocuklar bir yandan domates kabuğu ayıklar, bir </span><span style="font-size: 20px;">yandan oyun oynar, kış hazırlığı kolektif bir şenlik havası taşırdı. Ev dediğimiz şey, işte tam </span><span style="font-size: 20px;">da böyle anılarda somutlaşırdı.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bugün ise manzara biraz değişti. Avlular gitti, yerini apartman balkonları aldı. Mahzenler </span><span style="font-size: 20px;">yok, onun yerine derin dondurucular var. Salçalar artık büyük kazanlarda değil, mutfak </span><span style="font-size: 20px;">ocaklarının üzerinde daha küçük ölçeklerde kaynıyor. Turşular cam kavanozlardan hâlâ göz </span><span style="font-size: 20px;">kırpsa da çoğu kez tek başına yapılan bir hazırlığın sonucu oluyor. İmece kültürü zayıfladı </span><span style="font-size: 20px;">ama alışkanlıkların kendisi hâlâ direniyor. Çünkü kışa hazırlık yalnızca bir mutfak işi değil </span><span style="font-size: 20px;">kültürel bir hafıza.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Mimarlık açısından bakıldığında, bu hazırlıkların mekâna yüklediği rol çok önemli. Bugünün</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">konut projelerinde çoğu zaman “depolama alanı” yok sayılıyor. Halbuki bir evin kimliğini, </span><span style="font-size: 20px;">sadece salonun şıklığı değil, kilerinin ya da dolaplarının işlevi de belirliyor. Salça </span><span style="font-size: 20px;">kavanozlarına, turşu bidonlarına, donduruculara yer açmak; aslında yaşam kültürüne yer </span><span style="font-size: 20px;">açmaktır. Yeni evlerde bu kültür kendine mutfak dolaplarının dar raflarında, balkon </span><span style="font-size: 20px;">köşelerinde alan buluyor. </span><span style="font-size: 20px;">Ama bu koşuşturmanın bize anlattığı şey sadece mekân değil. Aynı zamanda somut olmayan </span><span style="font-size: 20px;">bir kültürden de bahsediyoruz. Paylaşmanın, üretmenin, gelecek için hazırlık yapmanın </span><span style="font-size: 20px;">verdiği iç huzur… Çocukların annelerinden, annelerin anneannelerinden öğrendiği reçeteler…</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bu zincir, evin duvarlarına sığmayan, kuşaktan kuşağa aktarılan bir değer. </span><span style="font-size: 20px;">Sonuçta, eylül telaşı yalnızca kış sofralarının bereketi için değil, evin ruhu için de yapılır. </span><span style="font-size: 20px;">Balkonlara serilen biberler, kavanoz kapaklarının tıngırtısı, mutfaktan yayılan sirke kokusu…</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bunlar sadece hazırlık değil, bir yaşam biçiminin işaretleri. Mimarlığın da görevi belki tam</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">burada başlıyor: Bu kültürü görmezden gelmeyen, hayatın bu doğal akışına yer açan evler</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">tasarlamak. Çünkü ev dediğimiz, sadece barınak değil; kavanozların, turşuların ve anıların</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">sığabildiği bir yuva olmalı...</span></div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//eylul-telasi-kavanozlarin-tursularin-ve-mek-nin-hik-yesi/245/</link>
<pubDate>Mon, 15 Sep 2025 14:48:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Damaklara şenlik verecek ”VİŞNELİ YAPRAK SARMA"</title>
<description><![CDATA[<div id="iceriks" style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; width: 640px; font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 14px; line-height: 20px; background-color: rgb(255, 255, 255);">
<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><img alt="" src="https://sekizincigunhaber.com/images/haberler/damaklara-senlik-verecek-visneli-yaprak-sarma.png" style="width: 507px; height: 437px;" /></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">Yaprak sarmasının Osmanlı Mutfağı kökenli olduğu ve Osmanlı İmparatorluğu’nun hüküm sürdüğü </span><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">topraklarda yapılmaya başlandığı bilinmektedir. Asma yaprağıyla yapılan yaprak sarmalar Nevşehir, </span><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">Tokat, Ege mutfağına özgü olanlar zeytinyağlı sarma veya kıymalı sarma şeklinde çeşitlenmiş </span><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">durumdadır. Asma yaprağı, Türk Mutfağında hem etli hem de zeytinyağlı sarma yapımında en çok </span><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">kullanılan yaprak türüdür. Zeytinyağlı yaprak sarması her bölgede ve her evde farklı baharatlarla bazen </span><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">tatlı bazen hafif acı ama her zaman ekşi bir tonda pişirilmektedir.</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">Osmanlı dönemine ait bir reçeteden </span><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">geliştirilen vişneli yaprak sarma ise tarçın kokulu, bol fıstık ve üzümlü, tatlı-ekşi tatların bir arada </span><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">bulunduğu bir İstanbul lezzeti olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde vişnenin verdiği ekşilik için </span><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">limon dilimleri de kullanılabilmektedir. Kış mevsimindeyseniz dondurulmuş vişne tanelerini, yazın son </span><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">demlerindeyseniz taze vişneleri ve baharatları kullanarak hazırlayacağınız bu vişneli yaprak sarmalar </span><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">unutulmaz bir lezzet deneyimi sunabilmektedir.</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">Osmanlı mutfağından günümüze kadar gelen vişneli </span><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">yaprak sarma tarifi, zeytinyağlı kontenjanından davet sofralarına tat ve renk katabilir. Osmanlı </span><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">mutfağından günümüze uzanan geleneksel lezzetlerimizden birisi olan damaklara şenlik verecek vişneli </span><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">yaprak sarması tarifimiz şu şekilde yapılabilmektedir.</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"> </div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">Malzemeler:</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"> 250 gr asma yaprağı</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"> 1,5 su bardağı pirinç</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"> 2 adet soğan</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"> ½ su bardağı zeytinyağı</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"> 2 yemek kaşığı dolmalık fıstık</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"> 2 yemek kaşığı kuş üzümü</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"> 2 yemek kaşığı nar ekşisi</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"> 1 yemek kaşığı toz şeker</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"> ½ tatlı kaşığı karabiber</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"> ½ tatlı kaşığı nane</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"> ½ tatlı kaşığı yenibahar</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"> ½ tatlı kaşığı tarçın</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"> 200 gr donuk vişne</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"> 2 su bardağı vişne suyu</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"> Tuz</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"> </div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">Yapılışı:</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">Asma yapraklarını sıcak suda bekletip tuzunu alın ve biraz diri kalacak şekilde haşlayın. Pirinci yıkayıp</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">süzün. Tencerede zeytinyağını kızdırın. Dolmalık fıstığı ekleyip biraz kavurun. İnce kıyılmış soğanı da</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">ilave ederek kavurmaya devam edin. Soğanlar yumuşayınca pirinci ekleyin, bir miktar kavurun. Islatılıp</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">yumuşatılmış kuş üzümü, nar ekşisi, karabiber, tuz, tarçın ve kuru naneyi ekleyip karıştırın. Son olarak</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">vişne suyunu ve şekeri ilave edip kaynamaya bırakın. Pilavın suyu çekmeye yakın, ıslatıp suyunu</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">aldığınız vişnelerin yarısını pilava ekleyin, karıştırın. Ocaktan alıp soğumaya bırakın.</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">Asma </span><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">yapraklarına harç ve birer adet vişne koyun, parmak kalınlığında sarın. Tencerenin dibine yırtık asma </span><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">yapraklarından bir taban yapın. Sarmaları tencereye dizerken aralarına ayırdığınız vişneleri serpiştirin. </span><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">Üzerine de bir miktar vişne ekleyin. Bir miktar da tuz ve zeytinyağı gezdirdikten sonra sarmaların </span><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">hizasına gelecek kadar su ekleyin. Üstüne bir tabak koyup tencerenin kapağını kapatın. Kısık ateşte 40 </span><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">dakika kadar pişirin. İyice dinlenen sarmaları servis edin.</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"> </div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">Önemli Notlar</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"> Pişirme tenceresinin taban kısmına önceden yaydığınız asma yaprakları, pişirme esnasında </span><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">sarmaların dibinin tutmasını önleyecektir.</span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"> Zeytinyağlı vişneli yaprak sarmayı bir gece önceden pişirip soğuk olarak servis ettiğinizde </span><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;">lezzeti artacaktır.</span></span></div>
</div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//damaklara-senlik-verecek-visneli-yaprak-sarma/244/</link>
<pubDate>Mon, 08 Sep 2025 12:30:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>AN BE AN </title>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Karşılıksız telaşlar içine girer insan; karşısında bir muhatap varmışçasına davranarak, olmadığının farkına vararak ve bir süre sonra belki de kanıksayarak.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Aslında her şey haketmediğinizi farkettiğiniz anda başlar. Tüm vücudunu etkisi altına almış, uyuşturmuş, kuklası haline getirmiştir senelerce. Farkında olduğun lakin iradenin hapsedildiği bir cereyan hali. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Uyanıştır o, kendine dönüş, kendini tanıma hali; an! Zaman içinde zamansızdır aynı zamanda. Dünü bugünü tüm gerçekliğiyle karşında ve bir Osmanlı tokadı kadar etkili. Yaşanmışlıkların bir film şeridi misali gözünün önünden geçtiği. Süreçten haber verir sana; aslında belki bin kere anlattığı ama o kendini inandırmaya çalıştığın süreçten ve dahi inanmadığın. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">An, bir cereyan hali. Her şeyin zıttıyla var olduğu klişesi kadar net ve gerçektir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Seni sen yapan bütün anlamlı ya da anlamsız soruların cevabının sen de olduğu bir an.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Ne kıymetli, hikmetli ve himmetli.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Dediği gibi MFÖ'nün Süperman olmak lazım bazen. Gerekir mi? Lazım mıdır? Çok mu elzemdir? An'ın kahramanı olmak ise  zordur hem de kolay, bu ne dilemma deme insanın kendini vezirde rezilde ettiği an'da gizlidir nihayetinde. Sayılmaz dahi rakamlarca. Onun toplamı hükümdür, belki de hükümdar, kararın iyisini de kötüsünü de, doğru ya da yanlışını da içinde barındıran. Etkileyen, etkilenen; aktif, edilgen. Özlenesi gizli nice yüklemlerin hakimi olur. Eyleme bakar, kişiyi unutursun. Bazen de tam zıttı, tek başına özne ile eylemin ne olduğuyla dahi ilgilenmez nicesi, özne 'ben' dir çünkü. Ahh nicesine yürek sızlatan o ben! B/en kelimesinin içinde enn'leri biriktirmeli insan an'a özel saydığı. O enler ki hem gülümsetmeli vicdanı, hep öğretmeli gülümsemeyi. Bir tercihtir çünkü o. Cömert olanın ehlidir daha çok. Paylaşacak neyi varsa verir sakladığı gülümsemesinde. Bazen bir niyet olur bazen bir sadaka, bazen iyilik, bazen umut. "Burdayım!" demenin Türkçesidir aslında. İşte o an her şey başka olur, yazılan şey dahi başka okunur, söylemler dahi şiir olur. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> ...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Ne de çok şey saklarmışız meğer an dediklerinde. Ruhaniyetimizin bizden istediği kadar basit lakin yürekli; saf bir selam, salt bir sevgi, temiz bir duruş, yargısız bir bakış arzularcasına...Sonrası ise hep bir huzur hep bir gülümseyiş! </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Her ânı kıymetle...</span></div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//an-be-an/243/</link>
<pubDate>Wed, 03 Sep 2025 10:43:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Çıtırdısı Bitmeyen Selanik Gevreği</title>
<description><![CDATA[<div id="iceriks">
<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Çay ve kahve saatlerinin vazgeçilmezi Selanik gevreği, kıtır kıtır dokusuyla pek çok kişinin favorisi haline gelmiştir. Hafif tadıyla şeker krizlerinin de en iyi çözümlerinden biri olan bu gevrek dünyada Biscotti olarak bilinmektedir. Selanik gevreği, aynı zamanda "Selanik kurabiyesi" olarak da bilinmektedir. Geleneksel bir İtalyan kurabiyesi veya bisküvisidir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Özgün ismi "biscotti" olan bu lezzetli tatlı, hamurunun iki kez pişirilmesiyle elde edilir. Bu nedenle kıtır ve gevrek bir dokusu vardır. Genellikle badem, fındık, kuru üzüm, portakal kabuğu gibi malzemelerle lezzetlendirilmektedir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Selanik gevreği, kahve veya çay eşliğinde keyifle tüketilebilmektedir. İtalyan kökenli olmasına rağmen dünya çapında popüler bir kurabiye çeşididir. Süslemeye veya tatlandırmaya uygun olması nedeniyle çeşitli şekillerde sunulabilmektedir. Tatlandırmak için vanilya özü, limon veya portakal özütü gibi aromatik ekstralar da eklenebilmektedir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Gevreği daha renkli ve çekici hale getirmek için renkli şekerlemeler veya şeker tozları kullanabilmektedir. Aynı şekilde çikolata sosu veya eritilmiş çikolata ile kaplayarak farklı bir lezzet deneyimi sağlanabilir. Selanik gevreği yeniden, ikinci defa pişirildiği için kurutularak servis edilir. Gevrek tadı ve adı buradan gelmektedir. Bayatlamayan, çıtırtısı bitmeyen selanik gevreği tarifi şu şekildedir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Malzemeler</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">5 yemek kaşığı tereyağı – oda sıcaklığında</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 su bardağı şeker</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">2 yumurta</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">2.5 su bardağı un</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 tatlı kaşığı vanilya</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 tatlı kaşığı kabartma tozu</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 su bardağı file fıstık</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 su bardağı kırılmış badem</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yapılışı</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Tereyağı ve şekeri çırpın ardından tek tek yumurtaları çırparak ekleyin.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Ayrı bir kapta un, vanilya ve kabartma tozunu elekten geçirin. Unlu karışımı yumurtalı karışıma ekleyin ve karıştırın hamur kıvamına gelince fıstık ve bademleri ekleyin yoğurun. Hamuru 2 yağlı kâğıt arasına alın önce elinizle dikdörtgen olacak şekilde üzerine bastırarak şekillendirin. Ardından merdane yardımı ile hamuru inceltin.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Üzerindeki yağlı kâğıdı kaldırıp önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında 25- 30 dakika pişirin.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Fırından çıkartınca dilimleyin ve dilimler yukarı bakacak şekilde ızgara tepsiye dizin ve 10-15</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">dakika daha pişirin.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Önemli Notlar</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Gevrekte dilediğiniz kuruyemişi kullanabilirsiniz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Kullandığınız malzemelerin oda ısısında olması gerekmektedir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Yumurta ve şekeri köpük köpük olana kadar çırpmanız gerekmektedir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Gevreğinizi fırında pişirirken kontrollü olmanız gerekmektedir.</span></div>
</div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//citirdisi-bitmeyen-selanik-gevregi/242/</link>
<pubDate>Wed, 03 Sep 2025 10:39:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>“Osmanlı mutfağındaki zarafet” HÜNKAR BEĞENDİ</title>
<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="https://sekizincigunhaber.com/images/haberler/osmanli-mutfagindaki-zarafet-hunkar-begendi.jpg" style="width: 630px; height: 437px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Pratik bir yemek tarifi sayılan, aşamaları biraz fazla olsa da lezzetli ana yemeklerden biri o! Tereyağında kavrulmuş un ve soğuk süt ilavesiyle hazırlanan beğendi ve kısık ateşte pişen bol soğanlı et karışımı onu diğerlerinden ayırmaktadır. Hünkâr beğendi  <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Osmanl%C4%B1_mutfa%C4%9F%C4%B1" title="Osmanlı mutfağı">Osmanlı mutfağına</a> ait bir yemektir. Hünkâr Beğendi, Osmanlı sarayında sadece özel davetlerde ve padişahın yemeklerinde sunulan bir yemekti. </span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yapımında en kaliteli patlıcanlar, tereyağı ve süt kullanılır, etin yumuşacık olması için özel teknikler uygulanırdı. Yemeğin lezzeti kadar sunumu da önemliydi ve genellikle altın ya da gümüş işlemeli tabaklarda servis edilirdi. Hünkâr Beğendi, Osmanlı saray mutfağında doğmuş ve padişah sofralarına layık bir yemek olarak ünlenmiştir. İsmi de bu ihtişamlı geçmişinden gelmektedir. “Hünkâr” kelimesi Osmanlı’da padişahı, sultanı ifade ederken, “beğendi” kelimesi de yemeğin lezzetinden memnun kalındığını göstermektedir. </span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bu yemeğin en yaygın kabul gören hikâyesi Fransız mutfağıyla Osmanlı mutfağının birleşmesine dayanır. 19. yüzyılda Osmanlı Sultanı Abdülaziz’in sarayında ağırladığı Fransa İmparatoriçesi Eugenie de Montijo (Napolyon III’ün eşi) için saray aşçıları özel bir yemek hazırlamak ister. O dönemde Fransız mutfağında beşamel sos popülerdir ve saray aşçıları bu sosu Osmanlı mutfağına özgü közlenmiş patlıcanla birleştirerek farklı bir yorum getirirler. İmparatoriçenin de padişahın da bu lezzeti çok beğendiği söylenir ve yemek “Hünkâr Beğendi” adını alır. </span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bugün Hünkâr Beğendi, Osmanlı mutfağının mirasını taşıyan en özel yemeklerden biridir. Özellikle davet sofralarında, özel günlerde ve restoran menülerinde yer almaktadır. Zamanla bazı modern yorumları da geliştirilmiş, farklı peynirler veya baharatlar kullanılarak çeşitlendirilmiştir. Hünkâr beğendi, Osmanlı’dan kalan en önemli lezzet miraslarından biri olarak hala seçkinliğini ve yerini korumaktadır. </span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yüzyıllar geçse de Türk mutfağının en popüler davet yemekleri arasındadır. Alinazik ile karıştırılabilmektedir. Alinazik yemeğinde yoğurtlu közlenmiş patlıcanın üzerine kuşbaşı et koyularak servis edilirken, hünkâr beğendi yemeğinde ise köz patlıcanlı beşamel sos hazırlanıp ve üzerine kuşbaşı et koyularak servis edilmektedir. Eğer mutfağınızda gerçek bir Osmanlı lezzeti denemek istiyorsanız, Hünkâr Beğendi tam size göre. Osmanlı mutfağındaki zarafet denilebilecek hünkâr beğendinin tarifi ise şu şekildedir.  </span></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Malzemeler</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">500 gr koyun eti (kuşbaşı doğranmış)</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 çorba kaşığı sadeyağ</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">2 adet soğan</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">2 adet domates</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">2 su bardağı et suyu</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">500 gr patlıcan</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 çorba kaşığı un</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">50 gr tereyağı</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1.5 su bardağı süt</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">½ su bardağı kaşar peyniri (rendelenmiş)</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 çay kaşığı karabiber</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 çay kaşığı tuz</span></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Yapılışı</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Tas kebabı için</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Tencerede sadeyağı ısıtın. Küp küp doğranmış etleri ısınan yağa ilave edin. Pembeleşinceye kadar kızartıp yağdan çıkartın. Kalan yağda ince ince doğranmış soğanları kavurun. Daha sonra kabuğu soyulmuş ve doğranmış domatesleri tencereye ilave edip, kavrulunca etleri geri ilave edin. Tuz ve karabiber ilave edin. Ardından sıcak et suyunu ilave edin ve kısık ateşte etler yumuşayıncaya kadar pişirin. Et suyunu çektikçe ara ara sıcak et suyu ilave edebilirsiniz.</span></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Beğendi için</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Patlıcanları kömür ateşinde veya ızgarada pişirip kabuklarını soyun ve ezerek püre haline getirin.  Tereyağı ve unu orta ateşte kavurup patlıcanları ilave edin ve iyice karışmasını sağlayın. Ardından yavaş yavaş sütü, tuz ve karabiberi ekleyin. Bulamaç haline gelene kadar pişirin ve ateşten alın. Son olarak peyniri ekleyin ve eriyinceye kadar karıştırın.</span></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Birleştirme:</strong> Tabağın alt kısmına beğendiyi yayın ve üzerine yaptığınız et karışımını ilave ederek sıcak olarak servis yapın.</span></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Önemli Notlar</strong></span></p>

<ul>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Koyun eti kemiksiz olmalı ve küp şeklinde doğranmalıdır.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Taze domates yerine domates salçası da kullanılabilir.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Sadeyağ yerine tereyağı da kullanılabilir.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Kullanacağınız patlıcanların çekirdekli olmamasına dikkat etmelisiniz.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Etler suyunu çekene kadar kavrulmalıdır.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Kırmızı et sevmeyenler <a href="https://www.nefisyemektarifleri.com/tavuklu-hunkar-begendi-yapimi/">tavuklu hünkâr beğendi</a> deneyebilirler. </span></li>
</ul>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//osmanli-mutfagindaki-zarafet-hunkar-begendi/241/</link>
<pubDate>Mon, 25 Aug 2025 13:50:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ayağımızı Yorganımıza Göre Uzatmak</title>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Hayat bazen basit bir cümleyle özetlenir: Ayağını yorganına göre uzat.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Ne var ki, biz çoğu zaman o yorganı gözümüzde büyütüyor, ayağımızı ise olduğundan uzun sanıyoruz. Sonra sabah kalktığımızda üzerimizde ne yorgan kalıyor ne huzur.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Ekonomi Cephesi:</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bugün bakkaldan ekmek alırken bile cep telefonuna gelen bankadan “ödemeniz gecikti” mesajıyla karşılaşan milyonlar var. Sorun sadece yüksek fiyatlar değil, “gösterecek çok şeyimiz olsun da ödeyecek paramız olmasa da olur” mantığı.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bir düşünün:</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• Üç maaş taksitle alınmış telefonla “param yok” diye şikâyet edenler,</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• Alışveriş merkezinde saatlerce dolaşıp mutfakta ekmek arayanlar,</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• Kart borcunu ödemek için başka karttan nakit avans çekenler…</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Hesap bu değil. İtibar, taksitle alınmaz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Komşuluk Sınavı:</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Komşuluk, apartmanın girişinde rastladığında “kolay gelsin” demek değildir sadece.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Gece yarısı çaldığın müziği tüm apartman dinlemek zorunda değil. Balkondan sarkan halının tozunu komşunun balkonuna değil, vicdanına silkeliyorsun aslında.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bazen bir tas çorba, bazen de sessizliği paylaşmak komşuluk hakkıdır. Unutma: Komşunun hakkını ihlal eden, kendi huzurunu iptal eder.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">İş Yerinde “İletişim” Meselesi:</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">İş yerinde maaştan şikâyet etmek doğal; haksızlığa uğramak da öyle. Ama iş arkadaşının sırtına yük bindirip sonra “burada düzen yok” demek, en hafifinden samimiyetsizliktir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Şunu unutmayalım:</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• “Benim işim değil” cümlesi, bazen insanın işini kaybettiren en kısa cümledir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• Gıyabında konuştuğun mesai arkadaşı, yarın seninle aynı masada ekmek bölüşmek zorunda kalabilir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• İş yerinde nezaket, bedava ama en çok kazandıran yatırım aracıdır.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Son cümlelerim; </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• Ayağını yorganına göre uzatmayan, sabah borçla, akşam utanmayla uyanır.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• Komşusunun hakkını gözetmeyen, evinin duvarlarını yüksek kursa da huzuru içeride tutamaz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• İş yerinde selamı esirgeyen, aslında kendi ekmeğini küçültür.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• Gösteriş için harcanan para, yoklukta ilk acıtandır.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• Ayağını yorganına göre uzat, yoksa yorgan ayağını rezil eder.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Muhabbetle…</span></div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//ayagimizi-yorganimiza-gore-uzatmak/240/</link>
<pubDate>Mon, 25 Aug 2025 13:48:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>MİNNET HÛDÂ'YA </title>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Hangisi seni en çok tarif eder? </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Hangisi tercihin olurdu? </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Azdan az, çoktan çok mu; yoksa, azlarda çok, çoklarda az olanı mı? </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Miktar mı senin ederin, etiket mi değerin? Şükür dedikleri nerede bu işin? </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bu hesaplar hep mi rasyonel? </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Dur durr kızma canım hemen, kelam ederiz işte, eksiği çokçana olan cümlelerimizle.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Karıncaya sormuşlar; "Nimet nedir?" diye, "Bi küçük ekmek parçası, nice bereketli kırıntılar, en kıymetli sayılacak kadar da emek!" diye yanıtlamış. "Nasibin ötesindeki şükür de işin vicdanı!" diye eklemiş. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Teşekkür, şükür, minnet; </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">İsyan, dahası, çok daha fazlası, zillet.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">İçinde olduğumuz yaşamlarımızda dahi hep 'yeni bir yaş alarak' ilerler hayatlarımız. Borçlu olan yıllar olur, biz hep alacaklı! Ona verdiklerimiz kimsenin umurunda değildir. Lakin seneler "ne" verdigimizle ilgilidir. Üflediğimiz mumlar dahi zarardır, bize dokunan; kârlı bir odun ateşiyle uyarır oysaki bizi. Çünkü hep 'metanın' derdinde olan yaş almalarımız olmuştur pastanın üstündeki süsler. Pastanın içini görmeden ona kefil oluşlarımız yok mudur? Onlarca kişinin önünde dilimleyip bir de taksim ve takdim ettiklerimiz...Kimse ilgilenmez aslında pastanın katkı maddesiyle KDV'siyle ilgilendikleri kadar. Gider mideye çatalın üstündeki dilimcikler, yakar yüreği o minicikler! </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Hayatlarımız, yaş almalarımız, yaşlanırken dahi hep daha fazlası olsun dediklerimiz... Her zaman aslanın yedikleriyle doymak isteyip karıncadan hesap soruşlarımız!!</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Sonra da sevgiye talip olup, aşıklar gibi meşk edişimiz! </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Şükrün edasıdır tefekkür, tefekkürün hakemidir niyet, niyette ödediklerimizdir diyet. Azdan az çoktan çok mevzusu değildir zati, olmamalıdır da. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Paylaşmadıklarımız bizim değildir, ve dahi asla olmamıştır. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Benim olan senin, senin olan yine senin düsturu ile çalıyor bak radyoda şarkılar; kısma sesi, değiştirme kanalı! Çalsın artık, dinlesin herkes, duysun dahi. Yenilerde kaybettiklerimizi eskilerin ruhuyla yine yeniden bulalım, çünkü fıtrat değişmez işte, değişmez. Şükür olsun bir günün tek kazanımlık rızkı, teşekkür olsun almadan verdiklerimiz, minnet olsun şah damarından yakın olana nefeslerimiz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">İyi ki doğdunların olsun yeni yaş alışlarımız. Teşekkürler, şükürler olsun!</span></div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//minnet-h-d-ya/239/</link>
<pubDate>Mon, 25 Aug 2025 13:46:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>HAMİLELİKTE ve DOĞUMDA DOĞRU NEFESİN GÜCÜ</title>
<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong> “Nefes al, bağ kur, güçlen.”</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Hamilelik, bir kadının hayatında hem fiziksel hem de duygusal olarak büyük değişimlerin yaşandığı kutsal bir süreçtir. Bu dönemde bedeninize ve zihninize göstereceğiniz özen, hem sizin hem de bebeğinizin sağlığı için büyük önem taşır. İşte bu noktada, çoğu zaman farkında olmadan yaptığımız bir eylem olan <strong>nefes alma</strong>, düşündüğünüzden çok daha fazlasını sunabilir.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Hamilelik döneminde karnın büyümesinden kaynaklı artan karın içi basıncı ile birlikte aşırı nefes almak bu dönemde disfonksiyonel bir nefes alışkanlığı oluşmasına neden olmaktadır bebeğin büyümesi ile diyafram üzerindeki yük artmakta anne adayı psikolojik olarak rahat nefes alamamaya ve hızlı sığ kesik nefesler almaya başlamaktadır. Peki bu dönemde nasıl nefes almak gerekmektedir. Yapılan çalışmalar hamilelik sürecinde burun nefeslerinin önemli etkilerini sunmaktadır.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Ağızdan alınan nefesler aşırı sıvı kaybına neden olmakta ve vücut susuz kalmaktadır ki anne ve bebeğin bu süreçte suya ihtiyacı vardır<br />
Ağızdan alınan nefes kaygıyı artırdığı için, kalp ritmini hızlanmaktadır anne ve bebeğin rahatlamaya ihtiyacı vardır<br />
Burundan alınan nefes oksijen verimliliğini arttırarak sinir sistemini dengeler bedeni sakinleştirir oksijenin tüm vücuda kolay iletimini sağlar<br />
Bu nedenle de fonksiyonel nefes anneliğe yumuşak bir geçiş yapmak için en ideal yoldur.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Hamilelikte bedenin çok şey değiştiriyor…<br />
Peki, nefesin nasıl?</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Doğru nefes, hamilelik sürecinde bebekle güvenli bağ kurmayı sağlamakla birlikte daha sakin ve huzurlu bir hamilelik geçirmeye yardımcı olur. Doğum anında anneyi sakinleştirir, gücünü geri kazandırır ve doğum dalgalarıyla uyumlanmasını sağlar. Doğum sonrası lohusalık dönemini huzurlu mutlu bir şekilde geçirmeye yardımcı olur. Fonksiyonel nefes sadece bir teknik değil, anneliğe geçişte içsel gücünle buluşma yoludur.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Doğumdan sonra da fonksiyonel nefes uygulamaları, annenin toparlanma sürecini hızlandırır. Uyku düzeni, enerji seviyesi, lohusa depresyonu gibi konularda destekleyici bir araçtır. Hamilelik sürecinde alınan kiloların kolay ve rahat bir şekilde verilmesine yardımcı olur. Aynı zamanda emzirme döneminde bedenle yeniden bağ kurmak için güzel bir yoldur.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Fonksiyonel Nefesin Hamilelik Yolculuğundaki 4 Önemli Etkisi</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>1-</strong>Hamilelikte oksijenlenmeyi artırır, bebeğin gelişimini destekler.<br />
<strong>2-</strong>Zihinsel olarak daha sakin ve odaklı hissetmeyi sağlar.<br />
<strong>3-</strong>Doğum sırasında ağrı algısını azaltır, anneyi güçlendirir.<br />
<strong>4-</strong>Doğum sonrası toparlanmayı hızlandırır, ruhsal olarak denge kazandırır.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Burundan alınan derin ve yavaş nefesler, kana daha fazla oksijen taşınmasına yardımcı olarak bebeğin gelişimine büyük bir katkı sağlamaktadır.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Fonksiyonel nefes, parasempatik sinir sistemini aktive ederek rahatlamayı ve gevşemeyi sağlar. Hamilelikte hormonlarla birlikte gelen duygusal dalgalanmaları dengelemeye yardımcı olur.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Doğru nefes alma, sindirimi ve dolaşımı destekleyerek bu gibi şikayetleri hafifletebilir.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>“Nefes sadece hava değildir.” </strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Fonksiyonel nefes, yalnızca hava alıp vermekten ibaret değildir. Bedenin doğal ritmine uygun, burundan ve diyaframdan yapılan doğru nefes alma şeklidir. Özellikle hamilelikte, bu nefes tarzı hem anne adayının hem de bebeğin daha sağlıklı bir şekilde gelişmesine katkı sağlamaktadır.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Doğumda en büyük desteğin nefesin olabilir.</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Doğum, nefesin en güçlü ilaçlardan biri haline geldiği andır. Fonksiyonel nefesin doğumda sağladığı katkılar şunlardır:</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Derin nefes, kasları gevşetir ve ağrı algısını azaltır.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Rahim kaslarının düzenli çalışmasına katkı sağlar.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Sakin bir nefes ritmi, annenin zihinsel olarak anda kalmasını ve doğum deneyimini daha bilinçli yaşamasını sağlar.</span></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Fonksiyonel nefes; bedeni, zihni ve ruhu dengelemeye yardımcı olur. Gebelikte, doğumda ve sonrasında kendinle yeniden bağ kurmanın anahtarı olabilir. Unutma, her nefes bir bağ, her bağ bir şifa olabilir</span></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Şimdi bebeğinle birlikte nefes almaya hazır mısın?</span></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Hadi küçük bir egzersiz yapalım:</span></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<ol>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Burundan yavaşça 4 sayıda nefes al</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Nefesi 1-2 saniye tut</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Burundan yavaşça 6 saniyede nefes ver</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bunu 1-2 dakika boyunca tekrarla lütfen</span></li>
</ol>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//hamilelikte-ve-dogumda-dogru-nefesin-gucu/238/</link>
<pubDate>Thu, 21 Aug 2025 15:26:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ekolojik Bir Kentsel Tasarım Adası Nasıl Olmalı?</title>
<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Günümüzde kentlerin hızla büyümesi, sadece mimari estetiği değil, çevresel sürdürülebilirliği de tehdit ediyor. İşte bu noktada, şehir planlamasında sıkça duyduğumuz “ada” kavramı devreye giriyor. Buradaki “ada” kelimesi, deniz ortasındaki kara parçasını değil, imar planlarında yollarla çevrelenmiş yapı topluluklarını ifade ediyor. Yani bir kentsel tasarım adası, mahalle dokusunun en küçük ama en önemli parçalarından biri.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Peki, bir ada ekolojik olarak nasıl tasarlanmalı? Öncelikle, sürdürülebilirlik ilkesi merkeze alınmalı. Ada ölçeğinde tasarım, yalnızca binaların biçimiyle değil, yaşam kalitesi ve çevreyle olan ilişkisiyle de ilgilenir.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Yeşil Alan ve Doğal Doku</strong><br />
Bir ekolojik adanın en büyük gücü, yeşil dokusudur. Beton bloklar arasında küçük parklar, ağaçlıklı yürüyüş yolları ve yeşil çatılar yer almalı. Bu alanlar sadece görsel güzellik sağlamaz; aynı zamanda ısı adası etkisini azaltır, hava kalitesini iyileştirir. Yağmur suyunu depolayan geçirgen zeminler ise hem sel riskini azaltır hem de yer altı su kaynaklarını besler.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Enerji Verimliliği ve Yenilenebilir Kaynaklar</strong><br />
Ada içindeki binalar, enerji tüketimini en aza indirecek şekilde tasarlanmalı. Güney cephelerden maksimum güneş ışığı almak, doğal havalandırma sağlamak ve ısı yalıtımı kullanmak bunun en temel yollarıdır. Çatıya yerleştirilen güneş panelleri, ada ölçeğinde ortak enerji üretimini mümkün kılar. Böylece hem ekonomik hem de çevresel kazanım elde edilir.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Ulaşım ve Yaya Önceliği</strong><br />
Ekolojik bir ada, motorlu araçlara bağımlı olmadan yaşamayı teşvik etmelidir. Yaya yolları geniş, bisiklet rotaları güvenli olmalı. Ada içi ulaşımda araç trafiği minimuma indirilmeli; araç park alanları kenarlarda konumlandırılmalı. Böylece çocuklar ve yaşlılar için güvenli bir yaşam ortamı oluşur.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Topluluk ve Sosyal Alanlar</strong><br />
Ekoloji yalnızca doğa ile ilgili değildir; insan ilişkilerini de kapsar. Ortak kullanım alanları, küçük meydanlar ve topluluk bahçeleri, ada sakinlerinin birbirini tanımasına ve yardımlaşmasına imkân verir. Topluluk bahçelerinde yetiştirilen sebze ve meyveler, hem gıda güvenliğine katkı sağlar hem de şehirde doğayla bağ kurma imkânı yaratır.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Atık Yönetimi ve Döngüsel Sistemler</strong><br />
Ada içinde atıkların ayrıştırılması, organik atıkların komposta dönüştürülmesi ve gri suyun (lavabo, duş gibi) yeniden kullanılması, ekolojik tasarımın vazgeçilmez adımlarıdır. Bu sistemler, hem çevreye yükü azaltır hem de kaynak israfını önler.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Sonuç olarak, ekolojik bir kentsel tasarım adası; yeşil alanı, enerji verimliliği, yaya dostu yapısı, topluluk bilinci ve atık yönetimiyle, modern şehir hayatında nefes aldıran küçük bir ekosistemdir. Kentin içinde bir “yaşam vahası” gibi düşünülmeli ve planlama aşamasında tüm bu unsurlar birlikte ele alınmalıdır. Çünkü şehirleri yaşanabilir kılmanın yolu, her adayı sürdürülebilir kılmaktan geçer.</span></p>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//ekolojik-bir-kentsel-tasarim-adasi-nasil-olmali/237/</link>
<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 08:56:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>“Klasik köfteye bir rakip”: DEREOTLU TAVUK KÖFTESİ</title>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><img alt="" src="https://sekizincigunhaber.com/images/haberler/klasik-kofteye-bir-rakip-dereotlu-tavuk-koftesi.png" style="width: 640px; height: 437px;" /></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Tavuk, günlük hayatta mutfaklarda yaygın olarak kullanılan besinlerden birisidir. Genellikle</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">tavuğun göğüs bölgesinin çekilmesiyle elde edilen kıyma, farklı malzemelerle bir araya </span><span style="font-size: 20px;">getirilerek köfte yapımında kullanmaktadır. Bu bağlamda tavuk köftesi ise klasik kıymaya göre </span><span style="font-size: 20px;">daha ekonomik bir seçenek olarak göz önüne çıkmaktadır. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;">Tavuk köftesi, fırında veya kızartma </span><span style="font-size: 20px;">usulüyle pişirilebilmekte ve sos ile garnitürler eşliğinde servis edilebilmektedir. Hem lezzetli </span><span style="font-size: 20px;">hem de son derece doyurucu olduğu için genellikle kalabalık akşam yemeklerinde tercih </span><span style="font-size: 20px;">edilmektedir. Unutmamak gerekir ki eğer kasaptan taze çektirip alırsanız tavuk kıyması dana </span><span style="font-size: 20px;">kıymaya göre daha sulu bir yapıya sahiptir. Bu nedenle de eğer ekmeğini ya da galeta ununu </span><span style="font-size: 20px;">fazla kaçırırsanız sert ve kuru olabilmektedir. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;">Klasik köfteye göre daha ekonomik hem de daha </span><span style="font-size: 20px;">hafif bir köfte tarifi arıyorsanız bu tarifi hemen denemelisiniz. Hem havalı hem sağlıklı </span><span style="font-size: 20px;">bir köfte olarak karşımıza çıkan ve klasik köfteye bir rakip haline gelen tavuk köftesi şu şekilde </span><span style="font-size: 20px;">yapılabilmektedir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Malzemeler:</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 2 adet tavuk göğüs</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 3 diş sarımsak</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 2 adet yeşil soğan</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> ½ demet dereotu</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 1 adet yumurta sarısı</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 1 adet yumurta beyazı</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 1 su bardağı galeta unu</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 1 dilim ekmek içi</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> ½ çay kaşığı tuz</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> ½ çay kaşığı beyaz biber veya karabiber</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> ½ su bardağı su</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yapılışı:</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Tavuk etlerini parçalara ayırın.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Mutfak robotunun bıçaklı kısmında etleri çekerek kıyma kıvamına getirin.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Etlerin üzerine tuz ve karabiber ekleyin.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Ardından yeşil soğanları, sarımsakları, ekmek içini, dereotunu ve yumurta sarısını</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">ekleyin.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Robotta tüm malzemeleri karıştırın.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Su ile elinizi ıslatın ve ardından harçtan istediğiniz büyüklükte toplar yapın.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Köfteleri önce yumurta beyazına ardından da galeta ununa batırıp kızartın.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Önemli Notlar:</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Tavuk köftelerinizi istediğiniz herhangi bir sos ile servis edebilirsiniz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> İsteğe bağlı olarak karışım içerisine rende kaşar peyniri ekleyerek farklı tatlar elde</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">edebilirsiniz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Kızartma işlemini orta ateşte yapmaya ve köftelerin her yerinin eşit pişmesine dikkat </span><span style="font-size: 20px;">ediniz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Köftenize isteğe bağlı olarak farklı baharatlar ilave edebilirsiniz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Köftelerinizi isteğe bağlı olarak fırında da pişirebilirsiniz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Tavuk köftelerini şekillendirirken ellerinizi çok az suya batırmak daha kolay </span><span style="font-size: 20px;">şekillendirmenize yardımcı olacaktır.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Kırmızı et ile hazırlamış olduğumuz köfteye göre daha tok bir köftedir. İsterseniz </span><span style="font-size: 20px;">içerisine sıvı yağ ya da tavuk etinin yağlı kısımlarından ekleyebilirsiniz.</span></div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//klasik-kofteye-bir-rakip-dereotlu-tavuk-koftesi/236/</link>
<pubDate>Mon, 18 Aug 2025 11:20:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>SARMAL DÜZEN</title>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">“Haklısınız, kusura bakmayın!” dedi ve ilerledi yaş almış, tecrübeli adam. Tecrübeliydi zannımca çünkü hayat ona teşekkür etmesini ve özür dilemesini öğretmişti. Hatası durağa yetişemediği için duraktan elli metre aşağıda binmesiydi otobüse, bu yüzdendi zaten koşar adım ilerlemesi.  </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">…</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Hayat bir okul, ilk nefesten son nefese. Bizler bazen öğrenci, bazen neferleriyiz bu meşakkatli yolculuğun. Her bir olay, her bir duyum, her bir sonuç ya da sebepte bir hikmetin başa geldiği. Adına tesadüf ya da şans deyin, bazılarınız tevafuk der onu bunu bilmem lakin hayat, bir nar meyvesinin içindeki taneler misali: düzenli, sarmal, tezat... Âmâ, asla basit olmayan bir içeriğin, sade bir yaşam düzlemine kurulduğu.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">…</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bir annenin gülümseyişinden öğrenen çocuk, ustasının susarak anlattıklarından ders çıkaran bir çırak. Diğerinin omzunda susmanın kıymetini keşfeden bir dost… Acıyı da, sevgiyi de, sabrı da, öfkeyi de yine bir başka insanın aynasında tanıyan insan. Öğreten bazen ne bir kitap ne bir ekrandır; kalpten kalbe geçen o görünmez köprüdür, gerçek bilgiyle tanıştıran.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">…</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Kimse tek başına değil bu dünyada ya da kimse sadece anne babasına olan kan bağıyla bağlı değil hayata. Bizler, birlerden meydana gelirken bizi var eden düzen tanımadıklarımızla dahi bir bağ kurmuş bizden evvel bizden ziyade. Hayatı bazen sorgulayıp anlamlandırıyoruz; fakat çoğu zaman onu yalnızca basit bir yaşam biçimi, ardı ardına gelen olayların toplamı olarak görüyoruz. Bazen tanımadığımız biri, sadece yanımızdan geçip gider. Oysa farkında olmadan, hayatımızın bir yerinde ikinci rolü ya da bizzat başrolü üstlenmiş olabilir. Adını dahi bilmediğimiz insanlardan öğrendiklerimiz belki de en kıymetli olanıdır, en rasyonel halimizle yaklaşırız o insanlara. Birbirimizin tekamülü olma yolunda nefesler alırken birbirimizden öğrenecek şeylerimizin olması ne yüce ne heves vadeden bir yoldur. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">…</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">İnsanın yine insanla tamamlanacağı o zor ve kolay, taşra ya da şaşalı, çakıllı ya da asfalt yollarda kendi sorusunun cevabını başkasının cevap kağıdında bulmak üzere döşenmiştir belki de taşlar! Çünkü yaşamak en güzel ve kutlu ve en içteş bir öğrenme biçimidir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">‘O bana ne öğretebilir ki!’ demeden insanın insanla şekilleneceği çiçek dolu günlere…</span></div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//sarmal-duzen/235/</link>
<pubDate>Mon, 18 Aug 2025 11:10:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>"Saygı Seferberliği": Toplumsal Yaralarımıza Çare</title>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Son zamanlarda, toplumsal dokumuzda derinleşen bir yaranın belirtileri her geçen gün daha görünür hale geliyor: saygısızlık. Bu, sadece trafikteki kaba saba davranışlardan ibaret değil; siyasi tartışmalardan aile içi sohbetlere kadar hayatın her alanına sızmış, adeta bir salgın gibi yayılan bir tavır.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Trafik, bu yozlaşmanın en belirgin aynası. Sinyal vermeden şerit değiştirenler, yolu kapatacak şekilde park edenler, bir an önce geçmek için korna çalanlar... Bireyler, "bütün yollar benim" mantığıyla hareket ediyor, diğer sürücüleri ve yayaları hiçe sayıyor. En kötüsü de, bu kural tanımazlık karşısında yapılan en ufak bir uyarı, anında şiddete varan, agresif tepkilerle karşılanıyor. Hoşgörüsüzlük, artık bir özellik değil, bir norm haline gelmiş durumda.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bu durumun bir benzerini, "takım tutar gibi" siyasi parti holiganlığında da görüyoruz. Siyasi görüşler, mantık ve empati zemininden koparak adeta birer inanca, birer kutsala dönüşüyor. Kendi partisinin yanlışlarını görmezden gelmek, karşıt görüşteki her fikri düşman bellemek, bizi birbirimizden uzaklaştırıyor. Arkadaşlarımızla, dostlarımızla, hatta aile üyelerimizle bile siyaset konuşulamaz hale geldi. Bu fanatikleşme, sadece sohbetleri zehirlemekle kalmıyor, köklü dostlukları bitirebiliyor ve toplumsal bağlarımızı zedeliyor. Siyasi görüş ayrılıkları, kutuplaşmayı derinleştiren, karşılıklı saygı ve anlayışı yok eden bir engele dönüşüyor.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Peki, bu noktaya nasıl geldik? Bu sorunun cevabı, şüphesiz eğitim ve toplumsal ahlak kavramlarında saklı. Saygı, sadece kaba kuvvetten veya kanunlardan korkarak gösterilen bir şey değildir. Bu, başkasının varlığına, düşüncesine ve haklarına değer vermekle ilgili bir içselleştirme sürecidir. Ve bu süreç, ancak çocukluktan itibaren verilen doğru eğitimle şekillenebilir. Sadece akademik bilginin oğretilmedigi okullarimizda dahi empati, anlayış ve başkalarına saygı gibi evrensel değerlerin işlenip topluma aktarılması zorlaşıyor çünkü  eğitim tek başına yeterli değil. Kanun koyuculardan en sade vatandaşa kadar, hepimize düşen ciddi sorumluluklar var. Kanunlar, sadece caydırıcı olmakla kalmamalı, aynı zamanda toplumsal normları da şekillendirmeli. Saygısızlığın ve şiddetin her türlüsüne karşı sıfır tolerans ilkesi benimsenmeli.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Sonuç olarak, toplum olarak acil bir "saygı seferberliği" başlatmaya ihtiyacımız var. Bu, ne tek bir kişinin ne de tek bir kurumun yapabileceği bir şey. Bu, topyekûn bir çaba gerektirir. Siyasetçiler, medya, eğitimciler ve vatandaşlar olarak hepimiz, bu holiganlaşmayı durdurmalı ve karşımızdaki insanın da bir birey olduğunu, onun da fikirlerinin, haklarının ve duygularının olduğunu hatırlamalıyız.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Unutmayalım ki, bir toplumun en büyük zenginliği, yollarının genişliği değil, gönüllerinin genişliğidir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Muhabbetle…</span></div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//saygi-seferberligi-toplumsal-yaralarimiza-care/234/</link>
<pubDate>Mon, 18 Aug 2025 11:08:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Çok besleyici "TUTMAÇ ÇORBASI"</title>
<description><![CDATA[<div id="iceriks">
<div id="pf1" style="margin-left:auto;">
<div data-page-no="1" id="pg-1pf1" style="margin-left:auto;">
<div style="text-align: justify;"><img alt="" src="https://sekizincigunhaber.com/images/haberler/cok-besleyici-tutmac-corbasi.png" style="width: 727px; height: 437px;" /></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yeşil mercimek, erişte, yoğurt ve nane gibi malzemelerle hazırlanan tutmaç çorbası Türk mutfağının sevilen tarieri arasında yer almaktadır. Tutmaç çorbasının farklı yörelerde hazırlanan çeşitli versiyonları bulunmaktadır. Bu çorba çeşidinin bir ana yemek gibi pek çok malzemeyle hazırlandığı görülmektedir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Selçuklulardan miras kaldığı söylenen tutmaç çorbası günümüzde de sevilerek tüketilmektedir. Erişte, nohut ve mercimeğin güçlerini birleştirmesi ile ortaya çıkan bu güzel çorbaya sizlerde bayılacaksınız. Tutmaç çorbası besin değeri yüksek ve oldukça tok tutan bir çorbadır. Çok besleyici olan bu lezzetin tarifi ise şu şekildedir:</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Malzemeler</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 1 çay bardağı haşlanmış nohut</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 1 çay bardağı erişte</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 1 çay bardağı haşlanmış yeşil mercimek (haşlayıp suyunu süzün)</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 1 adet soğan</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 4-5 yemek kaşığı sıvı yağ</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 1 tatlı kaşığı kuru nane</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Tuz</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 1 litre su</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Dekor için: 1-2 dal maydanoz, 1 adet limon</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Terbiyesi için:</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 1 yemek kaşığı un</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 1 yumurta sarısı</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 1,5 su bardağı yoğurt</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yapılışı</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1. Tencereye su ilave ederek kaynatınız. Kaynayan suyun içerisine tuz, haşlanmış nohut, haşlanmış yeşil mercimek ve erişteleri ekleyiniz. Karışım iyice pişene kadar çorbayı kaynatınız.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">2. Ayrı bir yerde terbiye malzemelerini çırpınız.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">3. Çorbanın suyundan yavaşça ekleyerek terbiyeyi ılıklaştırınız.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">4. Erişteler pişince çorbanın içine terbiyeyi karıştırarak ekleyiniz. 2-3 dakika karıştırmaya devam ediniz ve kaynayınca altını kısınız.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">5. Ayrı bir tavada yemeklik doğradığınız soğanı sıvı yağ da kavurunuz. Soğanlar iyice karamelize olmalıdır. Ardından naneyi ekleyiniz ve bu karışımı da kaynamakta olan çorbaya ekleyiniz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">6. Çorbayı yaklaşık 8-10 dakika daha kaynadıktan sonra altını kapatınız.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">7. İsteğinize bağlı maydanoz ve limon dilimiyle birlikte servis ediniz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Önemli Notlar</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Tutmaç çorbası için haşlayacağınız mercimekleri çok fazla haşlamamalı</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">biraz diri kalmasını sağlamalısınız. Çorbanın içerisine konulduğunda da pişeceği için eriyebilir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Terbiyeyi hazırlarken çorbanızın kesilmemesi için malzemelerin taze olmasına dikkat etmelisiniz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Çorba suyu çok sıcak terbiye soğuk olduğu için bir anda terbiyeyi tencereye boşaltmak çorbanızın kesilmesine sebep olacaktır. Bu yüzden çorbanızın suyundan birkaç kaşık alıp terbiyenize eklemelisiniz.</span></div>
</div>
</div>

<ul>
	<li data-test-id="infinite-scroll-ROW" role="rowgroup">
	<div id="pf2" style="margin-left:auto;">
	<div data-page-no="2" id="pg-2pf2" style="margin-left:auto;">
	<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Terbiyeyi tencereye yavaş yavaş boşaltmalı ve bir yandan da karıştırmalısınız.</span></div>

	<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Çorbasında kullanacağınız yeşil mercimekleri protein değerinin kaybolmaması için haşlamak istemezseniz akşamdan ıslayarak da kullanabilirsiniz.</span></div>
	</div>
	</div>
	</li>
</ul>
</div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//cok-besleyici-tutmac-corbasi/233/</link>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 09:51:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Vicdanın Enflasyonu: Pahalılıktan Önce Ahlakımız Çürüdü</title>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Sokağa çıkıyorum, bir manav tezgâhının önünden geçiyorum. Aslında sadece bir tezgâh değil bir ahlak anıtı bu. Üzerindeki "Kredi kartına 3 taksit" yazısı, artık ekonominin değil vicdanın ne kadar taksit taksit eridiğinin bir kanıtı gibi duruyor. Elma kaç para bilmiyorum ama artık vicdanın da peşin satılmadığını, taksitle satılsa bile kimsenin almak istemediğini biliyorum.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bir avuç kirazın 150 lira olduğu bir düzende, esnafın "Bereket kalmadı, battık, yandık!" feryatları kulağa samimiyetsiz geliyor. Bu feryat, aslında bir dertleşme değil bir perdeleme. Sanki bizler bu oyunun farkında değilmişiz gibi dert yanarken ellerindeki fırıldağı daha hızlı çeviriyorlar. İyi de kardeşim, siz batarken kiraz neden uçuyor? Siz yanarken biz müşterileri niye yakıyorsunuz? Bu bir dertleşme değil bu düpedüz "fırsatçılıkla dert arası cambazlık" ahlaki bir jimnastik, vicdani bir esneklik.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Herkes Dertli Ama POS Cihazları Cırt Cırt Ötüyor</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">İtiraz etsek hemen bozuluyorlar. Faturalar, nakliye, mazot, hal parası… Hepsine tamam. Hepimiz zor kazanıyoruz, o yüzden de bu zorlukları kullanarak daha da zor kazananları görmek bizi üzüyor. Herkes batmış, herkes dertli ama POS cihazları sabaha kadar cırt cırt ötüyor. Herkesin cebinde delik, ama cevizli sucuk 250 lira. Bu matematik, batmaya değil sadece ve sadece vicdanın çöküşüne hizmet eder.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bu memlekette, dürüstlük ve vicdan artık bir zayıflık işareti. "Enayi" muamelesi gören, hala müşterisini bir insan gibi gören, "Ben kazanayım ama o da yiyebilsin" diyen o güzel insanlar, her geçen gün daha da yalnızlaşıyor. İyilik, artık fiyatı artmayan tek değer değil aksine fiyatı düşen bir meta haline geldi.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bir de bu halin üstüne, sırtını koltuğa yaslayıp "Bu millet hak ettiğini yaşıyor" diyenler var ya… Asıl sitem onlara. Fiyatları yükseltenlere, zammı devlete, kârı kendine yazanlara ses etmeyip çarşıdan pazardan çekilen halkı diline dolayanlara. Onların ahlaki pusulası da bozulmuş. Ne yazık ki bu çağda, vicdan önce enflasyona yenik düştü, sonra da o vicdansızlığa kılıf bulmaya çalışanlara.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bu yazı bir çağrı, bir nasihat de değil. Bu, içinde hâlâ biraz utanma taşıyan bir vatandaşın, "Tırnaklarını sıkarak yazdığı bir sitemdir." Çünkü bu yaz biz domates değil vicdan yedik. Biz topraklarda aç kaldık, susuz kaldık, ama vicdansız hiç kalmamıştık. Şimdi en kıt olan şey bu. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Toparlan Türkiye! Yine yeniden seni sen yapan değerlerine sarıl;  sarıl ki önce kendine bu denli yabancı kalma, sarıl ki o vicdanın tekrardan hayat bulsun...</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Muhabbetle.</span></div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//vicdanin-enflasyonu-pahaliliktan-once-ahlakimiz-curudu/232/</link>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 09:27:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>RUH-İ REVAN</title>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Sevmekten korkanlardan mısın? Yoksa cesaretin var mı gerçekten o yürekli aşka? Bak işte baştan yanlış yaptın, sen bir aziz isen karşındaki illa azize mi olmalı? Ya da Havva hep Adem’i mi aramalı? </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Sevmekten korkma!</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Hayalinde büyütüp düşlerinle beslediğin "O", ne kıymetli değil mi? </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Evet dedin sanki, sen söylemeden de duyulur o, kulak mevzusu değil yürek ehlidir çünkü adabı.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Haa şöyle; bence şimdi oldu, kısasa kısas! Bırak şöyle duyguların gezinsin, şehrin kalabalıklarından çıkıp kendini arasın, bulsun, dolaşsın. Kendiyle tanışsın, cihana nam salsın. Dağ, taş, bayır, ovada kaybolsun. Saksıda çiçek olmasın sadece su verdiklerimiz! Leyleklere mekân olsun, martılara simit, çalgılara tel, masalara manzara olsun…</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Sen otururken o sandalyede gözlerin ufka baksın, seherin harmanı seni sarsın. Hep neşeli şarkılar çalmasın mesela mutlu olman için arabesk günlerin tavşan kanı tadı, fantezinin keman meşrebi olsun karşında. Dinlediğin o sert müzikler de bile gönlünü yavaşlatsın. Olsun ki sen hep tek bir çiçeği sevme! Olsun ki siyahla beyazın aşkı hep futbol kokmasın, sadece takım rengi olmasın. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Hem zaten çocukların da en çok hata yaptıkları hep en kolay sorulardı, demişti bir öğretmenim. Öğretmendi, rehberdi ya o gün yine doğru söylemişti. Artık büyüdüm, dediğim bir vakitte tekrar etmişti zihnim çünkü ‘sosyal hayat’ dedikleri okulda ögrendiklerimizin hep sağlaması, bilmem belki de işlemin ta kendisiydi. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">En basit şeyi sevmekle başlamalıydı mesela güne. Minik bir selam kahvaltının peyniri, birine gülümsemek zeytini! Hele bulutlara şekil vermek, sonra onları masala çevirmek… “Hadi canım!” demeyin ama su birikintisine basmak… Otobüs ya da minibüste yanına oturan birinin hayat hikayesinden ders çıkarmak, şükretmek belki de duydukların karşısında sahip olduklarına, bazen sabretmek…Pencereden bakarken hayatları okumaya çalışmak, o meşguliyetlerin yoğunluğunda dahi akşam “Nasılsın?” diyen birinin varlığına gülümsemek… Bir su sesi, bazen de Türk sineması sultanının nağmesi… ‘Sadelik izahtı!’ ama biz hep ansiklopedik tanımlarda sevgiyi aramaya başladık belki de son zamanlarda, son birkaç yıllarda. Kenara sıkışmış tüm sevgilerimizi daha da hapsettik; sınırlandırdık, etiketledik çünkü erler hatunlara methiyeler dizerken daha kutsal aşklara da ihtiyaç duyar sandık. Unuttuk işte börtü böceği, yaprağı, maviyi, kaldırım taşlarını, yakını uzağı sevmeyi unuttuk. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">“Bırak bu reçetelik tavsiyeleri!” Demeyin! </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Her evin kalbinin kilidi kendinde saklıdır. Hem “Sev!” dedik, sadece senin olanı değil sadece hayat arkadaşını değil herkesi, her şeyi sev. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Herkesin en kıymetli sadesine, sevgiyle kalın!</span></div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//ruh-i-revan/231/</link>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 09:23:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Enerjimizi Yükselten Yiyecekler ve Dinç Tutan Sağlıklı İçecekler</title>
<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yorgunluk, halsizlik ve motivasyon düşüklüğü günümüz insanının en yaygın şikayetlerinden biri. Sabah uyanmakta zorlanmak, gün içinde enerjisiz hissetmek, odaklanamamak… Tüm bunlar çoğu zaman uyku eksikliği kadar yanlış beslenmeden de kaynaklanır. Vücudumuz, doğru yakıtı aldığında tıpkı iyi bir motor gibi çalışır. Bu yazıda enerjinizi doğal yollarla artırmanıza yardımcı olacak temel besinleri ve dinç tutan içecekleri bilimsel temelli olarak paylaşacağım .</span></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Enerji Veren Yiyecekler | Sofranızda Canlandırıcı Etkiler</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>1. Kompleks Karbonhidratlar (Yulaf, Tam Tahıllar, Bulgur)</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Basit şekerler anlık enerji patlaması yaratır ama kısa sürede düşüşe neden olur. Oysa kompleks karbonhidratlar glisemik indeksi düşük besinlerdir ve uzun süreli enerji sağlar.</span></p>

<ul>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yulaf: İçeriğindeki beta-glukan sayesinde hem tokluk verir hem de sindirimi destekleyerek sabahları enerjik başlamanızı sağlar.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Tam tahıllı ekmek, bulgur, karabuğday gibi seçenekler, öğle ve akşam yemeklerinde enerjiyi dengede tutar.</span></li>
</ul>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>2. Protein Kaynakları (Yumurta, Yoğurt, Peynir, Balık)</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Protein, kasların onarımı ve sürdürülebilir enerji için elzemdir.</span></p>

<ul>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yumurta, B12 ve D vitamini içeriğiyle sabah kahvaltısının vazgeçilmezi olmalı.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yoğurt, hem probiyotik hem de protein kaynağıdır. Özellikle ara öğünlerde 1 kase ev yoğurdu enerji düşüşlerini engeller.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Somon ve sardalya gibi yağlı balıklar omega-3 ile zihinsel yorgunluğu azaltır.</span></li>
</ul>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>3. Meyveler (Muz, Elma, Kivi, Böğürtlen)</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Doğal şeker, lif ve vitamin içeren meyveler enerji artışı sağlar.</span></p>

<ul>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Muz, egzersiz öncesi veya sonrası için ideal potasyum ve karbonhidrat kaynağıdır.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Elma, içerdiği fruktoz ile kan şekerini dengeli şekilde yükseltir.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Kivi ve çilek, C vitamini ile bağışıklık sistemini destekleyerek enerji üretimine katkıda bulunur.</span></li>
</ul>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>4. Sağlıklı Yağlar (Avokado, Badem, Ceviz, Zeytinyağı)</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Beyin fonksiyonlarının sürdürülmesi ve hücresel enerji üretimi için sağlıklı yağlara ihtiyaç vardır.</span></p>

<ul>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Avokado, hem sağlıklı yağ hem de potasyum kaynağıdır.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Ceviz, içerdiği omega-3 ile zihinsel berraklık sağlar.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Zeytinyağı, antioksidanlarla birlikte enerji metabolizmasını destekler.</span></li>
</ul>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>5. Demir ve Magnezyum Zengini Besinler (Ispanak, Mercimek, Nohut, Kabak çekirdeği)</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yetersiz demir ve magnezyum, yorgunluğun en yaygın sebeplerindendir.</span></p>

<ul>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Ispanak ve diğer koyu yeşil sebzeler, demirle birlikte folat da sağlar.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Mercimek ve nohut, bitkisel protein yanında enerji üretimini destekleyen mineralleri barındırır.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Kabak çekirdeği, özellikle magnezyum açısından oldukça zengindir.</span></li>
</ul>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Dinç Tutan Sağlıklı İçecekler | Doğal Destekler</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>1. Limonlu Ilık Su</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Sabah aç karnına içilen limonlu ılık su, sindirim sistemini uyarır, karaciğeri temizler ve metabolizmayı canlandırır.</span></p>

<ul>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Antioksidan etkili C vitamini sayesinde bağışıklık sistemini destekler.</span></li>
</ul>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>2. Zencefilli Limonlu Bal Karışımı</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Boğazı rahatlatan, metabolizmayı hızlandıran ve enerji veren bu karışım özellikle kış aylarında etkili bir sabah içeceğidir.</span></p>

<ul>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Tarifi: 1 su bardağı ılık suya 1 çay kaşığı taze rendelenmiş zencefil + 1 tatlı kaşığı bal + 1 tatlı kaşığı limon.</span></li>
</ul>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>3. Yeşil Çay</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Kafein oranı düşük olmasına rağmen içeriğindeki L-theanine maddesi ile odaklanmayı artırır, sinir sistemini yormadan canlandırır.</span></p>

<ul>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Antioksidan bakımından zengindir; özellikle öğleden sonra saatlerinde tüketilebilir.</span></li>
</ul>

<p style="margin-left: 36pt; text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>4. Nane ve Salatalıklı Detoks Suyu</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Vücudu ferahlatan bu karışım, sıcak havalarda hem serinletici hem enerji artırıcıdır.</span></p>

<ul>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Tarifi: 1 litre suya birkaç dilim salatalık + 5-6 nane yaprağı + 1-2 limon dilimi ekleyin. Buzla servis edebilirsiniz.</span></li>
</ul>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>5. Hindistan Cevizi Suyu</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Doğal elektrolitlerle doludur. Spor sonrası terle kaybedilen mineralleri geri kazandırarak yorgunluğu hızla giderir.</span></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>6. Tarçınlı Ilık Süt</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Hem tokluk hissi verir hem de uykuya geçmeden önce vücudu gevşetir.</span></p>

<ul>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Özellikle gün sonunda mental olarak tükenmiş hissediyorsanız 1 su bardağı bitkisel veya inek sütüne yarım çay kaşığı tarçın ekleyerek içebilirsiniz.</span></li>
</ul>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>İpucu: Enerji Yükseltmenin 5 Altın Kuralı</strong></span></p>

<ol>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Uzun süre aç kalmayın. 3 ana + 2 küçük ara öğün idealdir.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Şekerli atıştırmalıklardan kaçının, yerine meyve + kuruyemiş tercih edin.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Kafein tüketimini abartmayın. Aşırı kafein enerji dalgalanmalarına yol açar.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Her sabah 1 bardak su için. Hafif susuzluk bile enerji düşüklüğüne neden olur.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Günlük 20 dakikalık hafif egzersiz (yürüyüş, esneme, yüzme) enerji üretimini artırır.</span></li>
</ol>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong style="font-size: 20px;">Sonuç: Sofranız Enerji Kaynağınız Olsun</strong></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Enerjik ve dinç hissetmenin yolu yalnızca kahveden ya da enerji içeceklerinden geçmiyor. Doğru besin seçimleriyle, su tüketimini artırarak ve vücudunuzu dinleyerek gün boyu daha zinde olabilirsiniz. Unutmayın, enerji takviyeleri geçici; ama doğal beslenme kalıcı çözümler sunar.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Uzm. Dyt. Cansu AKYÜZ MERCANOĞLU</span></p>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//enerjimizi-yukselten-yiyecekler-ve-dinc-tutan-saglikli-icecekler/230/</link>
<pubDate>Wed, 06 Aug 2025 10:47:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>“Kaşık kaşık yiyebileceğiniz bir tatlı” KAHVELİ KREM ŞOKOLA</title>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><img alt="" src="https://sekizincigunhaber.com/images/haberler/kahveli-krem-sokola.jpg" style="width: 498px; height: 437px;" /></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Krem şokola yaklaşık 17. yüzyıldan bugüne kadar gelen klasik bir Fransız tatlısı olarak bilinmektedir. Krem şokola bitter çikolatanın yoğun tadını sonuna kadar hissedebileceğiniz, içerisinde süt, şeker, krema ve yumurta bulunan, sıcak yaz günlerinde kaşık kaşık yiyebileceğiniz bir tatlıdır. Farklı çeşitleri bulunmakla birlikte kahveli krem şokolata da bunlardan birisidir. Kolaylıkla yapabileceğiniz aynı zamanda göze de oldukça hitap edebilen bir tatlı olan kahveli krem şokolayı sizler de yapabilirsiniz. İşte tarifimiz:</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Malzemeler:</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">2 adet yumurta</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">¾ çay kaşığı tuz</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">50 gr. pudra şekeri</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">250 gr. krema</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">120 gr. süt</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 tatlı kaşığı granül kahve</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">150 gr. bitter çikolata</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Dekor: İsteğe göre çeşitli şekillerde yapılabilir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yapılışı:</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bir karıştırma kabına yumurta, tuz ve pudra şekeri ekleyip bir mikser yardımıyla çırpın.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bir sos tenceresinin içerisine süt ve kremayı alıp ısıtın.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Isınan sütlü karışımın içerisine granül kahveyi ilave edip karıştırın.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Sıvı karışımı yumurtalı karışıma yavaş yavaş çırparak ekleyin.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Ardından sos tencerenize bir tel süzgeç yerleştirin ve bütün karışımı tencereye alın.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yaklaşık 10 dakika bir çırpma teli yardımıyla karıştırarak pişirin.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Ocaktan alın ve çikolatayı ekleyip karıştırın.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Tel süzgeçten geçirin ve servis kaplarınıza pay edin.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Dolapta dondurduktan sonra süsleyip servis edin.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Önemli Notlar</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• Tatlıyı ocaktan aldıktan sonra bitter çikolatayı tencereye ekleyip iyice karıştırarak erimesini sağlamanız gerekmektedir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• Sütü azar azar ekleyerek tatlınızın topaklanmasının önüne geçebilirsiniz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• Krem şokola tatlınızı servis etmeden önce üzerine Hindistan cevizi, çikolata parçaları ve krem şanti ekleyerek görsel şölen oluşturabilirsiniz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• Bitter çikolatanın yoğun lezzetini biraz daha hafifletmek isterseniz bu tarifi sütlü çikolata ile de hazırlayabilirsiniz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">• Kıvamı diğer sütlü tatlılara göre daha akışkan olması gerekmektedir.</span></div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//kasik-kasik-yiyebileceginiz-bir-tatli-kahveli-krem-sokola/229/</link>
<pubDate>Mon, 04 Aug 2025 11:40:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>DÜN-YA!</title>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Sonsuzun sonlu mekanı neresidir sizce? Ya da dört duvarı olan bir yer midir sualin cevabı? Bir gönül meşrebi belki de, sınırları olmayan bir işlemin hadsizliği ya da sonuç kısmı okuyucunun hayal gücüne sunulmuş bir metin, bir masal…</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">İçinde çokların olduğu, teklerin hükümranlık sürdüğü o yer işte cevap desem! Ne der yüreciğiniz? Eklesem hatta; bugünün dünde kalan kısmı diye! 'Dün-ya' dese dudaklarınız, şaşırır mısınız?! </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Dün-ya...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yaşanılanlar neticesinde değişen dünya desem?</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Dünde bıraktıklarımızın yükü ile ağır ağır dönen dünya!</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yarına olan şevkli edası ile dünden kaçan, içinde hem dünü hem de yarını barındıran...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Meğer anlam içinde anlamı var olan dün-ya! </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Sazının teline aşık olan Ozan'ın şevkini içinde barındıran, Adem’ den beri her bir kaldırımda izine rastlanan…</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bir kelamdan bin anlama yol alan, bir candan bin cana mal olan...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Dosta yoldaş, düşmana sert/taş olan dünya!</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Dert ile dertlenen, sır ile sırlanan! </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Şaire kelimeleri kelama dönderen, şiire anlam katan; merhabayı selama çeviren, her türkünün yanık bağrına seslenen!</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Olanda hayır vardır diyene, yüreğinde yiğitliği besleyenlere; baktığını görenlere, memleketten yurttan beslenenlere selam olsun diyen bir dünya dileyenlere!</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Suskun bir öğretmendir, o. Konuşmaz ama öğretir; yağmurla sabrı, kuraklıkla yokluğu, mevsimlerle değişimi… Bazı gecelerin kutlu gün doğumlarını açacağının habercisi, bazı güneşlerin doğması için mutlu batışların hikmetinin rehberi! Kazanmanın ve kaybetmenin, bilimin yörüngesindeki bir ile sıfır arasındaki anlamlı ilişki, bir sırrın dahi ifşasındaki o mağrur duruşu misalidir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Dün-ya…</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Hatırlatır bize; ondaki zerremizi ve taşıdığımız büyük sorumlulukları! Belki de en çok ihtiyacımız olan şeyin “yavaşlamak” olduğunun altını çizer; çünkü ev sahibi değilizdir, o çok sahiplendiğimiz yerde. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Dünyanın kalp atışlarını duymak, toprağın nefesini hissetmek! Cüssesi bir karınca kadar küçük lakin düşleri gökyüzünün tavanı kadar engin bir düşün yol alanları olmak umuduyla almalı nefesleri! Hissetmenin o kutsal dans edenleri olmalı sahne sırası bize geldiğinde. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">…</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Haydi, sırası mücadelesinde gizli olanın kahramanı! Yol ver dünyaya, yol ver ki selamın yerde kalmasın!</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Geçmişten öğrenen dün-ya, yarına olan şevkli edası ile dünden kaçan dünya; selam olsun, yol olsun…</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">İyi Yolculuklar!</span></div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//dun-ya/228/</link>
<pubDate>Mon, 04 Aug 2025 11:24:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Tekrarlayan Cepheler: Mimarlıkta Kopyala-Yapıştır Sorunu</title>
<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Günümüzde Türkiye’nin pek çok kentinde yürürken gözümüze çarpan ilk şeylerden biri, neredeyse birbirinin kopyası olan binalar. Aynı pencere dizilimi, aynı balkon çıkmaları, aynı renk tonları… Adeta bir şablondan çıkmış gibi görünen bu yapılar, kentlerimizin karakterini silikleştiriyor. Oysa mimarlık, yalnızca barınma ihtiyacını karşılamak değil; yaşanılan çevreye estetik, kimlik ve aidiyet duygusu katma işidir. Ancak ne yazık ki "kopyala-yapıştır" anlayışı, son yıllarda mimarlığın ruhunu zedeleyen bir soruna dönüşmüş durumda.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bu sorun, özellikle hızlı kentleşmeyle paralel şekilde büyüyor. Büyükşehirlerde artan nüfusa hızla yanıt vermek adına, maliyet düşürme ve zaman kazanma kaygısıyla, aynı tip projeler farklı bölgelerde tekrar tekrar uygulanıyor. Müteahhitlerin elinde çoğu zaman tek tip bir şablon var: Birkaç küçük revizyonla aynı bina, farklı mahallelere serpiştiriliyor. Sonuçta ortaya çıkan şey, kişiliksiz ve birbirine benzeyen yapılarla dolu, estetikten uzak kent manzaraları oluyor.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bu tekrar eden cepheler sadece göze hitap etmemekle kalmıyor; sosyal ve kültürel olarak da ciddi etkiler doğuruyor. Her yapının, bulunduğu yerin iklimine, kültürel bağlamına, hatta komşuluk ilişkilerine uygun olarak tasarlanması gerekirken, standart projeler bu özgünlüğü yok sayıyor. Örneğin, Ege kıyısındaki bir sahil kasabasında bile İstanbul’un bir kenar mahallesindeki apartmanın aynısını görmek mümkün. Böylece hem doğal çevreyle uyumsuzluk baş gösteriyor hem de yöresel mimari diller unutulmaya yüz tutuyor.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Mimarlıkta şablonculuk sadece cephede değil, planlarda da kendini gösteriyor. Kullanıcı ihtiyaçları göz önüne alınmadan, metrekareye göre ezberlenmiş daire planları uygulanıyor. Oysa her ailenin, her bireyin yaşam tarzı farklı. Tasarım, bu çeşitliliğe yanıt verebildiği ölçüde anlamlı ve değerlidir.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Elbette bu sorunun tek sorumlusu mimarlar değil. Ekonomik baskılar, mevzuat kısıtlamaları, onay süreçlerinin zorlaştırıcı yapısı ve en önemlisi estetik bilincin toplum genelinde yeterince gelişmemiş olması da bu sonucu doğuruyor. Ancak yine de mimarlığın, sadece talep edileni değil, olması gerekeni de savunan bir disiplin olduğunu unutmamak gerekir.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Peki ne yapılmalı? Öncelikle yerel yönetimlerin, mimari projelerde çeşitliliği ve yerel bağlama uyumu teşvik etmesi şart. Mimarlık eğitimi, öğrencilere sadece teknik bilgi değil; aynı zamanda etik sorumluluk ve yerle kurulan ilişki üzerine düşünmeyi öğretmeli. En önemlisi de toplum olarak “her bina bina mıdır?” sorusunu daha sık sormalıyız.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Kopyala-yapıştır yapılarla dolu kentler yerine, özgün ve insana dokunan mimariyle şekillenmiş, ruhu olan şehirler istiyorsak; bu sorunu görmeli, sorgulamalı ve çözüm üretmeliyiz. Çünkü bir kentin mimarisi, orada yaşayanların kimliğinin aynasıdır. Ve hiçbir kimlik, fotokopi gibi olmamalıdır.</span></p>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//tekrarlayan-cepheler-mimarlikta-kopyala-yapistir-sorunu/227/</link>
<pubDate>Mon, 04 Aug 2025 11:22:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Babama benzediğim için...</title>
<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Her geçen gün biraz daha babama benzediğimi fark ediyorum. insancıl, ümitli, umutlu bir o kadar da realist! hayatın realitesinin içinde taşıdığı unsurlar aslında umudun da ümidin de sevginin de katili olmaktan başka bir şeye yaramıyor. bu bir paradoks biliyorum.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Zaten insan dediğimiz mekanizma başlı başına hayalkırıklığının, vefasızlığın, kötülüğün tek bir isimde/bünyede/mekanizmada toplanmış hali değil midir? her birinin ötekinden şikayet ettiği, herkesin birbirinden rahatsızlığını dillendirdiği bir sistem nasıl iyi olabilir ki...</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Eskiden bu yana merak ettiğim şeylerden birini de kötülerin, kötü olduklarının farkında olup olmadıklarıydı. İnsana, dünyaya olanca kötülüğü yaparken kötülüklerinin yani kişiler olduklarının na kadar ayırdında bu insanlar?</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Herkes bir diğerinin, ötekinin, insanların kötülüğünden dem vururken, şikayet ederken kötülük muğlak ve ortada kalmıyor mu? boşluğa üflenmiş gri bir leke, sis perdesi, füme duman gölgesi gibi kaypak, zeminsiz, bulaşık, cisimsiz ve gölgesiz...</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Herkes bu kadar iyi ise kötüler nerede, kötülük kiminle?</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Lafa gelince iyilik havarisi kesilen, ahlak timsali kılıklı bedenler, hangi kötülükle çevreledikleri ruhlara hizmet etmenin iştihasına kapılmış!</span></p>

<div data-advert="temedya" data-channel="121" data-pagespeed="true" id="ad_121" style="text-align: justify;"> </div>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Peki olanca kötülüğe karşın dünyadaki bu kadar umut, ümit, iyilik nereye gidecek? ya içimizdeki insan sevgisi!</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Herkes herkesle samimi ama hiç kimse diğerini sevmezken iyilik nasıl var olabilir!</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yine de her geçen gün daha çok benziyorum babama. İnsana rağmen içimde yeşeren sevgiyle umudu, ümidi, iyiliği yeşertmeye devam ediyorum. İnsan en çok büyüdükçe ailesine benzermiş, şimdi daha iyi öğreniyorum...</span></p>

<div> </div>

<p> </p>

<div data-advert="temedya" data-affix="" data-channel="138" data-rotation="120" id="ad_138">
<div>
<div> </div>
</div>
</div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//babama-benzedigim-icin/226/</link>
<pubDate>Fri, 01 Aug 2025 08:54:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yeşil Vatan ve Vatanseverliğin Gerçek Ölçüsü</title>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Orman yangınları, tank ve tüfeğin ateşinden daha sinsidir; çünkü düşmanın açık saldırısından değil, hainin sinsi planından, ihmallerden ve umursamazlıktan çıkar.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bu yangınlar ne zaman yükselse sadece ağaçlar değil, bir milletin geleceği, çocuklarımızın nefesi, toprağımızın bereketi de alevler içinde kül olup gidiyor.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bazı ihaneti ne yüksek sesle duyarsınız, ne de gözle görürsünüz. Bazen bir sigara izmaritiyle, bazen “bana ne” diyerek çevresine sırtını dönen birinin umursamazlığıyla gelir en büyük yıkım. Sessizdir, fakat tahribatı yıllarca sürer.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">“Kıyametin koptuğunu görseniz bile elinizdeki fidanı dikin.”</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Peygamber Efendimiz’in bu kutlu sözünü sadece bir çevre tavsiyesi gibi görürsek eksik anlarız. Bu hadis; ümidi, sorumluluğu ve emaneti kıyamet gününe kadar korumamız gerektiğini öğretir. Ormanları korumak, sadece yeşili değil; inancı, vefayı ve insanlık onurunu da korumaktır.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Vatanseverlik sadece sözde kalmaz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Vatanı sevmek, “bir karış toprağı vermem” demekle bitmez. O toprağı yeşertmeyen, sulamayan, yangına karşı korumayan kişi; aslında onu kendi elleriyle kurutur, çoraklaştırır ve bu haliyle vatan hainliğiyle eşdeğerdir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bu nedenle bugün orman bekçiliği, bir milletin namus nöbeti haline gelmiştir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bugün ormanlara sahip çıkmak sadece bir çevrecilik değil; vicdan, iman ve vatan aşkının gereğidir. Fidan diken, sadece gölge aramaz; o gölgede dua edecek çocukları, serinleyecek yaşlıları, nefes alacak bir milleti hayal eder.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bu yangınları önlemenin yolu sadece devletin müdahalesi değildir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Vatandaşın sorumluluğu, bireyin dikkati, toplumun duyarlılığı bu mücadelenin temelidir. Ormana girerken “bana ne” diyen değil, “emanete sahip çıkıyorum” diyebilen bir insan modeli yetiştirmeliyiz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bu ormanlar bize dedelerimizden miras değil; torunlarımızdan emanettir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Ve emanetin gereği, onu korumak, büyütmek, yeşertmektir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Her yangın sadece ağaçları değil, geleceği yakar.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Her dikilen fidan ise bir dua gibidir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">O yüzden bizler kendimizi 7/24 nöbette bir yeşil vatan neferi gibi görmeliyiz. Artık uyumak değil uyanık olma vaktidir. </span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Allahım Sen Vatanımızı, Bayrağımızı, Devletimizi, Milletimizi Koru. Hainlere Fırsat Verme…</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Amin amin amin.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Muhabbetle…</span></div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//yesil-vatan-ve-vatanseverligin-gercek-olcusu/225/</link>
<pubDate>Fri, 01 Aug 2025 08:52:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ÖZDEĞER ve NEFES</title>
<description><![CDATA[<div id="pf1" style="margin-left:auto;">
<div data-page-no="1" id="pg-1pf1" style="margin-left:auto;">
<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Özdeğer kendi bireysel varoluşumuzun sahip olduğu ve başka bir şeyle </span><span style="font-size: 20px;">kıyaslanamayacağı değeridir ve bu değer ne artırabileceğimiz ne de </span><span style="font-size: 20px;">azaltabileceğimiz bir şeydir bu değişmez ne yaparsak yapalım kendimizi daha </span><span style="font-size: 20px;">değerli bulamayız ya da hayata yapamadığımız başaramadığımız şeylerle </span><span style="font-size: 20px;">değersizleşmeyiz çünkü bu bizim varoluş halimizin getirdiği bir değerdir. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;">Bu </span><span style="font-size: 20px;">nedenle hiç birimizin değeri ne yapılanlarla ne başımıza gelenlerle ne olanlarla </span><span style="font-size: 20px;">değişebilir. Hepimiz kendi değerimizi olduğumuz halimizle ortaya çıkarabiliriz. </span><span style="font-size: 20px;">Burada yapmamız gereken tek şey kendimizi kabul etmektir çünkü değer </span><span style="font-size: 20px;">kıyaslanabilir bir şey değildir. Ben değerimi seninle onunla ötekiyle kıyaslayamam, </span><span style="font-size: 20px;">öz değerimizi ortaya çıkarmak için sadece kendimizi farketmemiz varlığımızı fark </span><span style="font-size: 20px;">edip kabul etmemiz gerekiyor. Çünkü burada bi yanılgı var ben daha değerli </span><span style="font-size: 20px;">olmalıyım bunun için çalışmalar yapmalıyım gibi yanılgılarımız var. Böyle bir şey </span><span style="font-size: 20px;">yok zaten benim özümde değerliyim sadece ben kendi değerimin farkında </span><span style="font-size: 20px;">değilim belki sen ya da o ya da diğerleri benim değerimin farkında değilsin ama </span><span style="font-size: 20px;">bir değer var ve bu ortada görünmeyi farkedilmeyi bekliyor ki bunu fark edecek </span><span style="font-size: 20px;">olan sadece benim.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bu iş hayatında aynı şeklilde devam eder bu sosyal hayata aynı şeklide hiçbir işi </span><span style="font-size: 20px;">beceremiyorum ben çok değersiz biriyim ama öncelikle hatırlamamız gereken </span><span style="font-size: 20px;">bizler yaratılış olarak “TAM“ız hiçbir kariyerim statüm olmasada ben değerliyim, </span><span style="font-size: 20px;">ben tamamım.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Ondan kötü yapmış olabilirim bu benim değerimi belirlemez. Başarılı olduğumda </span><span style="font-size: 20px;">değerli hissediyorsam hep başarılı olmak için çabalıyacağım ve bu hayatımın, </span><span style="font-size: 20px;">nefesimin çabaya bürünmesine neden olacak nefesde çaba yoktur. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;">Nefes </span><span style="font-size: 20px;">tamamen doğal ve rahattır, Nefesimde çaba varsa "alırken ya da verirken fark </span><span style="font-size: 20px;">etmez" hayatımda da çaba var demektir. Şimdi nefesinizi fark edin, çaba var mı yok </span><span style="font-size: 20px;">mu? Nefes kendimizi, özümüzü, varlığımızı farketmemizi ve bir bütün olmamızı sağlar.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Geçen yıllarla ya da daha önceki başarılarla kıyasladığınızda da </span><span style="font-size: 20px;">eski “SEN”e, yeni “SEN”e haksızlık ediyorsunuz. Eski seni </span><span style="font-size: 20px;">değersizleştirmek yetersizleştirince zihin, "orada değersizsem şimdi nasıl daha değerli </span><span style="font-size: 20px;">olabilirim" arayışına giriyor. Ne olduğunda değerli yeterliyim ne olduğunda </span><span style="font-size: 20px;">değersizim kıyaslaması başlıyor. Kendini kıyaslama hali, kişinin keyfini, </span><span style="font-size: 20px;">modunu huzurunu başarısını, bolluğunu, bereketini engelleyen, tıkayan bir şeydir. Birey </span><span style="font-size: 20px;">yaptığı işten, yediği yemekten, içtiği sudan dahi tad alamaz </span><span style="font-size: 20px;">hale gelir.</span></div>
</div>
</div>

<div id="pf2" style="margin-left:auto;">
<div data-page-no="2" id="pg-2pf2" style="margin-left:auto;">
<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Hatırlamanız gereken en önemli şey, benim mekanizmam zaten tam olarak var </span><span style="font-size: 20px;">oldu, her şey yerli yerinde ve benim bedenim kendi kendini bile iyileştirebiliyor. B</span><span style="font-size: 20px;">unu unutmuşum, hatırlamak için ne yapabilirim? Sadece doğru nefes! </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;">Herhangi bir </span><span style="font-size: 20px;">handikap içine girmeden, çabalamadan çünkü benim değerimi hiçbir şey </span><span style="font-size: 20px;">değiştirmeyecek. Bu kıyaslamadan çıkıldığında zihin, beden, ruh dinlenir, </span><span style="font-size: 20px;">sakinleşir ve iyileşir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;">“Helal olsun bana, bugün, yine, şimdi, yine, hep yine...” </span><span style="font-size: 20px;">diyebilmeliyiz hayata.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bununla birlikte kıyaslama sizin değeriniz üzerinden çalışmayı bırakır. K</span><span style="font-size: 20px;">ıyaslamanın olduğu her yerde "bu her ne için olursa olsun" orada değersizleştirme </span><span style="font-size: 20px;">vardır.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Annem, babam, eşim, sevgilim, nişanlım, arkadaşım, çocuklarım hepsine "bana </span><span style="font-size: 20px;">değerli hissettir" diyerek değerimizi onlardan duymayı bekledikçe bu bizi daha da </span><span style="font-size: 20px;">değersizleştirecektir. Çünkü beklentimiz karşılanmadığında değersizim demeye </span><span style="font-size: 20px;">devam edeceğiz, böyle hissedeceğiz. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;">Kendimizle ilişkimiz memnuniyetsiz ve öfkeli bir hale </span><span style="font-size: 20px;">gelecek çünkü kendimizden memnun değiliz. </span><span style="font-size: 20px;">Kendi değerimizi keşfedip fark edip kabul ettiğimizde mutlu, memnun, huzurlu </span><span style="font-size: 20px;">oluruz. Aksi takdirde başkasının bize biçtiği değeri bizimmiş gibi kabul edip </span><span style="font-size: 20px;">devam ederiz. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;">Hayatta birilerinden ilham alabiliriz, bize öncülük etmiş rehber olmuş kişiler </span><span style="font-size: 20px;">olabilir ama kimse bizden daha değerli değildir. Kıyaslamanın olduğu her an </span><span style="font-size: 20px;">değersizleşiriz. Zihin bunu sadece bir kişiyle yapmaz her şeyle ilişkilendirir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Biz değerimizi fark ettiğimizde her şeyle doğru ilişki kurmaya başlarız. Kıyaslama, </span><span style="font-size: 20px;">benzetme vb herhangi bir şeyle ilişkiden özgürleştiğimizde zihnimiz nötrlenir, nefes </span><span style="font-size: 20px;">burada devreye girer. Nötrlenmek istediğimiz ne varsa nefesle nötrleniriz. Nefes </span><span style="font-size: 20px;">bizi oraya götürür ve gerçekten nötrlenmek özgürleşmek istiyorsanız bu </span><span style="font-size: 20px;">gerçekleşir</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Kıyaslama yaparken, değersiz hissederken, kendinizi görmezken nasıl nefes </span><span style="font-size: 20px;">aldığınızın farkında mısınız? Hayır, çünkü kendinizin farkında değilsiniz ve bu anlarda </span><span style="font-size: 20px;">nasıl nefes aldığınızı farketmeniz gerekiyor. Hangi duygu, sizi hangi nefes alış haline </span><span style="font-size: 20px;">getiriyor? Doğru nefes, bize edindiğimiz bilgileri, kodladığımız mühürlediğimiz alıp kabul </span><span style="font-size: 20px;">ettiğimiz duygulardan özgürleşmeyi, kendimiz olmayı sağlıyor</span></div>
</div>
</div>

<div id="pf3" style="margin-left:auto;">
<div data-page-no="3" id="pg-3pf3" style="margin-left:auto;">
<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Sadece nefes al, nefesine odaklan. Kiminle ya da neyle meşgulsen, neye odaklıysan, </span><span style="font-size: 20px;">çık oradan ana gel, nefesine gel, nötrlen, özgürleş...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Hayatınızda bir çok kişiyle bir çok olayla bir çok durumla ilgili deneyimler yaşamış </span><span style="font-size: 20px;">olabilirsiniz. Bunların hepsinde farklı nefesler almış ya da nefes tutmuş </span><span style="font-size: 20px;">olabilirsiniz ama şu anda sadece nefes var sadece sen varsın sadece an var, </span><span style="font-size: 20px;">andasın.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Kendinizi gözlemleyin. Nefesiniz, gün içinde hangi durumlarda? Nasıl nefes </span><span style="font-size: 20px;">alıyosunuz? Bedeninizin hangi bölgesine nefes alıyorsunuz, kiminle konuşurken </span><span style="font-size: 20px;">nasıl davranıyorsunuz? Hangi konularda nefesiniz </span><span style="font-size: 20px;">değişiyor? Hızlanıyor mu yavaşlıyor mu o kişiye yaranmaya mı çalışıyorsunuz? Kendinizi </span><span style="font-size: 20px;">kabul ettirmeye mi çalışıyorsunuz? Sadece nefesi hissedip sıfırdan </span><span style="font-size: 20px;">deneyimleyin. Duygulardan ve düşüncelerden özgürleşin. Çünkü zihin o anda ben bu </span><span style="font-size: 20px;">sürümü bilmiyorum diyor ve nötrlenerek yani resetlenerek yeni sürüme </span><span style="font-size: 20px;">uyumlanıyor. Çünkü eski datada bu sürüm yok, bu uygulama yeni. Cihaz da yeni </span><span style="font-size: 20px;">sürümde. </span><span style="font-size: 20px;">Burada bilinçaltı devreye girip sizi sıkıştırabilir, zorlayabilir. "Ne gerek var, böyle </span><span style="font-size: 20px;">iyiydik, yıllardır geldik, devam ediyoruz, güvenli alanda kalalım" diyebilir. Çünkü eskinin </span><span style="font-size: 20px;">güvenli olduğunu kodlamış.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bizler her gün yenileniyoruz, güne yeni versiyonlarımızla başlıyoruz. Buna doğru nefesi </span><span style="font-size: 20px;">eklediğimizde güne nefesle başlayıp nefesle devam ettiğimizde güncellenme </span><span style="font-size: 20px;">devam ediyor. Buna izin verdiğiniz müddetçe değişebilir, dönüşebilir, </span><span style="font-size: 20px;">yenilenebilir, kendinizi gerçekleştirebilir, siz olabilirsiniz. Dünkü </span><span style="font-size: 20px;">versiyonlarımızın yüklerini üzerimizde taşımak zorunda değiliz; bundan </span><span style="font-size: 20px;">özgürleşebiliriz. Nefesine dön, nefesinle buluş, nefesinle barış, bugün yepyeni bir </span><span style="font-size: 20px;">gün, bu an yepyeni bir an ve sen neyi seçiyorsun? Kendin için neyi seçiyorsun?K</span><span style="font-size: 20px;">endiniz için seçtiğiniz şey kendinize yaptığınız yatırımdır, bu yatırımı nasıl yapmak </span><span style="font-size: 20px;">istersiniz?  Kalıpların, kodların içinden çıkıp özgürce nefes almak ister misiniz?</span></div>
</div>
</div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//ozdeger-ve-nefes/224/</link>
<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 10:11:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>MATRUŞKA</title>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yaşamın gizli bahçesindeki çiçeklerin kokusunu alabiliyor musun? Renkgarenk çeşitleri görebiliyor musun? Farkına varmanın ne tatlı bir hissediş olduğunu kanıksayanlardan mısın?</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Her an ilerleyen bir ibrenin neferleri gibi hayatlarımız, rakamların emrinde olan; aslında sayılar sandığımız niceliksiz nitelikler içinde...</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Nefeste can bulan zamanın ritminin hikayesi anılar.. Kimliğini örten bir sis gibi; onlardan sıyrılmadıkça kendini net göremeyeceğin. Bazen olmasını istediğin bazen göz açıp kapayıncaya kadar hemen geçsin dediğin; bazen olsa da olur olmasa da olur niyetiyle yaklaştığın anlar misali. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Akrep ve yelkovanı sen olan zamanlar, bir 'tık!' sesi ile iliklerine kadar hissedebileceğin saniyelik sahneler! Çoğullarıyla var olan eşsiz duygular; tıpkı bir iguana gibi zamanın kollarında vurdumduymaz, belki de savunmasız değişimi ile varlığını sürdüren değişmeyen vakitler...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Kaleminden çıkan kelimelerin ne olduğunu bilmediğin yurt bilmez tavırları, istemeden ya da farkına varmadan yolunu kendi çizen yol yordam bilen edaları! Karşına çıkan engeller misali buradayım diyen virgüller, sonu belli olsa da sahneye çıkan adsız kahramansız cümleler...</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Aslında yok olmalarımızla var olmanın farkındalığını yitirdiği anların öznesi olmayı seçeriz çoğu zaman. Karışıktır işte hayat da, kurulan cümleler gibi! Her basit düzlem de kendi içinde en zoru yaşamasıyla bilinir. Herkes işitebildiği kadar duyar, bakabildiği kadar görür ne de olsa. Keşke bu kadar kolay diyebilsek; kendi yörüngesinde, kendi keyfince, içinde "biz" olan gizli öznesiyle dönen senaryonun kalemine.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Anlamlar içinde yola çıkıp mana veremediklerimiz, anlamsızlıklar içinde var olanlarımız, cümleler içinde yok olan kelimeler, yüklemler içinde kaybolan özneler, alfabelerin içinde yitirilen heceler misali...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">İşte, an, dedikleri; bir yetişkin 'olma' yolunda ilerleyen zamanın bebeklik, çocukluk ve gençlik hali. Takılıkalırsa asla büyüyemeyeceği, ileriyi göremeyeceği,  ruhunu derinleştiremeyeceği, cümlelerini genişletemeyeceği...Yol uzun, an'lar ve anılar çok...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Devam et! Devam et ki gidebilesin, sev ki sevilesin, duy ki kulak verebilesin!... Gözler yüreklerin rengi olursa çizilen resimler anlam bulur. Altına imzası atılan tablolar çiz ki fırça darbenle her şey anlam bulsun. Dünyayı ısıtan güneşe güvenirken büyük denizlerde anlam bulan damlacıkları da unutma! Çünkü damlaların birlikteliğidir okyanusu güçlü kılan; küçük gibi görünen her parça, bütünü tamamlayan bir cevher.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yol uzun, an'lar ve anı'lar çok...</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Kalbinle gör, yüreğinle anla. Zaman geçer, anlar çoğalır fakat anlamla doldurulan her an ölümsüzleşir. </span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">O halde zamanda biriktirdiğimiz anlamlı anılara...</span></div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//matruska/223/</link>
<pubDate>Tue, 29 Jul 2025 08:54:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bir Osmanlı mirası olarak "LORLU BAKLAVA"</title>
<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="https://sekizincigunhaber.com/images/haberler/lorlu-baklava.jpg" style="width: 719px; height: 437px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Günümüzde fıstıklısı ve cevizli olarak klasikleşen baklavayı Osmanlı kavun, kaymak, lor ve fındık gibi birçok malzeme ile yapmıştır ve günümüze kadar uzanan bir lezzet mirası olarak bizlere farklı baklava tarifleri arasında yerini her zaman özel kılıp koruyacak özel bir tatlı tarifi bırakmıştır. Tuzsuz lor peyniri ile yapılan lorlu baklava bir Osmanlı tatlısı olup Türk mutfağına miras olarak kalmıştır. Günümüzde farklı şekillerde birçok bölge ve ilde yapılan bu baklavanın orijinali bal ile yapılmaktadır. Günümüz damak tadına uyarlanan bal yerine şerbet ilave edilen ve bir Osmanlı mirası olan lorlu baklava tarifimizi sizde sevdikleriniz ile buluşturabilirsiniz. İşte tarifimiz:</span></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Malzemeler </strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">4.5 su bardağı un (baklavalık)</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">4 orta boy yumurta</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">½ su bardağı süt</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 tatlı kaşığı tuz</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 3 su bardağı nişasta-un karışımı (1.5 su bardağı un, 1.5 su bardağı mısır nişastası)</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">2 su bardağı tereyağı (kaynatılmadan eritilmiş)</span></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>İçi için </strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">4 su bardağı lor (tuzsuz)</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">2 su bardağı toz şeker</span></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Şerbeti için </strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">4 su bardağı toz şeker</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">4 su bardağı su</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">½ orta boy limon</span></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Yapılışı </strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Unun ortasını açarak yumurta, süt ve tuz ilave edip ödeşene kadar yoğurun. Yaklaşık 30 dakika dinlendirmeye bırakın. Dinlenen hamurdan 80 eşit beze yapın ve aralarına tek tek nişasta-un karışımı serperek yaklaşık 10 cm çapında yufkalar açın. 20 adetini üst üste koyarak tepsi büyüklüğünde açın. Fırça yardımıyla tepsinin tabanını ve kenarlarını yağlayın. 40 kat koyulduktan sonra lor ve bir su bardağı şekeri iyice karıştırıp hazırladığınız harcın yarısını eşit bir şekilde yayın. Üzerine 20 kat koyun ve geri kalan harcı yayın. Son 20 katı yerleştirdikten sonra baklavayı kesin. Bir fırça yardımıyla üzerine tereyağını sürün. İlk 10 dakika önceden 170 derece ardından 165 derecede üstü kızarıp altı kızarana kadar pişirin. Pişen baklavayı fırından çıkartın. Şerbet için su ve şekeri orta ateşte kaynatın ardından limon suyunu ilave edip ocaktan alın. İlk sıcaklığı çıkan şerbeti baklavanın üzerine yavaşça gezdirin ve baklava şerbetini çektikten sonra servis edin.</span></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Önemli Notlar </strong></span></p>

<ul>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Fırından çıkmış sıcak baklavaya şerbeti ilk sıcaklığı çıktıktan sonra verilmelidir. Şerbet dökülünce baklava dilimleri yukarı doğru kalkıyorsa olmuş demektir. </span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Baklava yufkalarını oldukça ince açınız.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Baklavanızı kaymak, dondurma ve taze meyve gibi ürünlerle servis edebilirsiniz.  </span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Şeker yerine doğal sıvı bal kullanabilirsiniz.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Zamanınız kısıtlı ise hazır baklavalık yufka kullanabilirsiniz.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Farklı tatlar elde etmek için içerisine tarçın ve ceviz içi ilave edebilirsiniz.</span></li>
</ul>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//bir-osmanli-mirasi-olarak-lorlu-baklava/222/</link>
<pubDate>Tue, 29 Jul 2025 08:52:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>“Küresel Isınma Gerçeğinde Karbon Ayak İzi Düşük Mimarlık”</title>
<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong><em>Mekânları Tasarlarken Gezegeni de Düşünmek</em></strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">İklim krizi artık yalnızca bilimsel raporların konusu değil; gündelik hayatlarımızın tam ortasında, hava sıcaklıklarından su kaynaklarına, kent yaşamından ev içi konforumuza kadar her yerde etkisini hissettiriyor. Bu krizin en büyük nedenlerinden biri olan karbon salımı, sadece enerji üretimiyle değil, bizzat yaşam alanlarımızın inşası ve kullanımıyla da doğrudan bağlantılı. İşte tam bu noktada mimarlık dünyasının sorumluluğu da artıyor: Peki, karbon ayak izi düşük bir mimari mümkün mü? Dahası, bu tasarımlar güzel, fonksiyonel ve yaşanabilir olabilir mi?</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Cevap kısa ve net: Evet. Üstelik bu artık bir seçenek değil, bir zorunluluk.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Karbon Ayak İzi Nedir, Mimarlıkla Ne İlgisi Var?</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Karbon ayak izi, bir yapının ömrü boyunca doğaya saldığı toplam sera gazı miktarını ifade eder. Bu sadece binanın kullanım aşamasında tükettiği enerjiyle değil; tasarım sürecinden inşaata, kullanılan malzemelerin üretiminden taşınmasına kadar tüm aşamaları kapsar. Betonarme bir bina, daha yapım aşamasında bile yüksek karbon emisyonu üretir. Oysa bu etki, tasarım tercihleriyle büyük oranda azaltılabilir.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Malzemeyle Başlar: Yerel, Doğal ve Geri Dönüştürülebilir Olanı Seçmek</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bir binanın karbon salımını en çok etkileyen unsurların başında yapı malzemeleri gelir. Özellikle çimento ve çelik gibi endüstriyel malzemelerin üretimi yüksek enerji ve karbon gerektirir. Bunun yerine doğal taş, ahşap, sıkıştırılmış toprak ya da kerpiç gibi yerel ve düşük enerjili malzemeler tercih edildiğinde, yapı daha baştan çevreyle barışık hale gelir.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bu anlayışın güçlü bir örneği <strong>Sancaklar Camii</strong>’dir (Büyükçekmece, Türkiye). Emre Arolat imzalı bu yapı, yerel taş kullanımı, toprak altı formu ve doğal ışıkla kurduğu ilişki sayesinde hem karbon salımını azaltmış hem de bağlamsal mimaride çağdaş bir örnek sunmuştur.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Tasarımda Pasif Enerji Prensipleri</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Karbon ayak izini düşürmenin en etkili yollarından biri, binayı doğayla uyumlu biçimde tasarlamaktır. Bu, modern deyimiyle "pasif enerji" ilkesidir. Binanın yönü, pencere açıklıkları, doğal havalandırma kanalları ve ısı yalıtımı gibi unsurlar doğru kurgulandığında, yapının ısınma, soğutma ve aydınlatma ihtiyacı minimuma iner.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Örneğin, <strong>Brock Environmental Center</strong> (Virginia, ABD), sadece pasif enerjiyle yetinmeyip sıfır enerji tüketimi hedefiyle tasarlanmış, yağmur suyu toplayan, rüzgâr türbinleriyle enerji üreten ve doğal havalandırma sağlayan örnek bir projedir.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Enerji Üretmek de Mimarın Sorumluluğudur</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bugünün mimarlığı sadece enerji tüketen değil, aynı zamanda enerji üreten yapılar tasarlamak zorunda. Güneş panelleri, yağmur suyu toplama sistemleri, gri su geri dönüşüm tesisatları artık lüks değil, temel donanımlar olarak düşünülmeli. Bu sistemler, sadece çevre değil, kullanıcı ekonomisi açısından da uzun vadede kazanç sağlar.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Powerhouse Brattørkaia</strong> (Norveç), bu anlamda dünya çapında örnek gösterilen bir ofis binasıdır. Ürettiği enerjinin binanın kendi ihtiyacından fazla olması, bu yapıyı “enerji pozitif” olarak tanımlar. Hem kuzeye dönük cam cephe tasarımı hem de enerji verimliliği açısından radikal çözümleriyle dikkat çeker.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Kent Ölçeğinde Düşünmek</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Tek bir yapının karbon ayak izini düşürmek elbette önemlidir ama asıl fark, kent ölçeğinde düşünerek yaratılır. Yoğun ve karma kullanımlı kent yapıları, ulaşım ihtiyacını azaltarak bireysel araç kullanımını düşürür. Toplu taşıma entegrasyonu, yaya dostu tasarımlar, yeşil alanlar ve topluluk bahçeleri sadece karbonu değil, insanı da merkezine alan bir mimari anlayışın parçasıdır.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bu yaklaşımı somutlaştıran örneklerden biri, <strong>Vauban Ekolojik Mahallesi</strong> (Freiburg, Almanya). Otomobilsiz yaşam modeli, güneş enerjili yapıları, geri dönüşümlü inşaat malzemeleri ve topluluk odaklı planlamasıyla, kent ölçeğinde sürdürülebilirliğin nasıl uygulanabileceğini gözler önüne serer.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Sonuç Yerine: Mimarlıkta Yeni Bir Ahlak</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Karbon ayak izi düşük mimarlık, yalnızca teknik bir mesele değil; etik bir tercih, gezegene karşı bir sorumluluk. Her çizilen proje, doğaya verilen bir sözdür. Artık bina sadece barınmak için değil, doğayla uyum içinde yaşamak için tasarlanmalı. Mimarlar, müteahhitler, yerel yönetimler ve kullanıcılar bu yeni paradigmanın bir parçası olmak zorunda.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bu konuda öncü bir başka yapı olan <strong>Earthship Biotecture</strong> (New Mexico, ABD), tamamen geri dönüştürülmüş malzemelerle inşa edilip kendi suyunu, elektriğini ve ısısını üreterek bağımsız ve sürdürülebilir bir yaşam alanı sunuyor. Bu yapı adeta doğayla savaşmak değil, onunla birlikte yaşamak gerektiğini hatırlatıyor.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Çünkü geleceğin mimarisi, sadece estetik değil; ekolojik olmak zorunda.</span></p>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//kuresel-isinma-gerceginde-karbon-ayak-izi-dusuk-mimarlik/221/</link>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 09:55:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Konuştuk Sandık da Ne Kadarını Anlattık?</title>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bazı insanlar vardır, konuşmaz ama anlatır. Bazılarıysa anlatmaz ama bağırır. Ve biz, her sesin konuşma, her kelimenin anlam, her ifadenin iletişim zannedildiği bir çağda yaşıyoruz. Gerçekten konuşmayı biliyor muyuz? Yoksa sadece içimizde birikenleri haykırmakla meşgulüz de adına “konuştum” mu diyoruz?</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Birbirimizi duymuyoruz aslında. Sadece sıramızı bekliyoruz; hatta karşımızdakinin susmasını dahi beklemeden “şimdi ben!” diye atlayan bir telaşla, biriktirdiğimizi boşaltıyoruz. Ne zaman ki biri sessiz kalmayı seçiyor, onu kırgın ya da ilgisiz sanıyoruz. Çünkü sessizliği anlayacak kulak kalmadı.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Hele şu “telefon konuşmalarıyla prestij kazandığını” sananlar yok mu…</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Herkese duyurulması gereken bir bankacılık işlemi, kredi pazarlığı ya da “abi ben orayı 30 bine bağladım” cümlesi… Ortama bilinçli bırakılmış cümle tuzakları. Telefonu kulağına değil, havaya tutanlar… Belki de en çok o havaya konuşuyorlar da farkında değiller.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Evlerde ayrı bir yayın başlıyor sonra. Komşuya kadar yankılanan tartışmalar, kahkahalar, sesli diziler. Mübarek, apartman dairesi değil de müstakil malikâne sanki. Sanki bu ses duvarı geçmez, yankı yapmaz. Sanki herkes seninle yaşıyor da onlara da düşüyor her sahne.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Ama içimi en çok yakan kısım, sözün suyunu kaynatıp da hâlâ “konuşuyorum” zannedenler. Yitirilmiş bir sayfanın üstüne bağırarak yenisini yazamazsın. Söz dediğin, kalbe değmezse, suskunluk kadar da kıymetli değildir. Bazen susmak, haykırmaktan daha çok şey anlatır.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Peki biz ne yapıyoruz?</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Dış dünyaya karşı kelimelerimizi kalın kalın boyarken, iç dünyamızda dilsizleşiyoruz. “Ben öyle demek istemedim” cümleleriyle sürekli özür diliyoruz, çünkü ne söylediğimiz kadar nasıl söylediğimizi de unuttuk.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Acaba konuşmayı mı unuttuk, yoksa konuşmamakta mıyız aslında?</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Belki de gerçek iletişim, iç sesimizle barış yaptığımızda başlar. Belki de daha az konuşup, daha çok dinlediğimizde…</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Ve evet, belki de bazen sadece “içimizden diyiverip” geçmek gerek. Hem daha az kırılırız, hem daha az kırarız.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Sahi,sesimizi duyan çok ama sözümüzü anlayan var mı gerçekten?</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Muhabbetle…</span></div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//konustuk-sandik-da-ne-kadarini-anlattik/220/</link>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 09:53:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>“Farklılık arayanlar için özel bir lezzet”: GOUGERES</title>
<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="https://sekizincigunhaber.com/images/haberler/farklilik-arayanlar-icin-ozel-bir-lezzet-gougeres.png" style="width: 557px; height: 437px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Fransız mutfağında çok meşhur olan gougere, choux hamuru ve peynir karışımından oluşur. Kayıtlara Fransız mutfağına ait olarak geçmiş olan profiterolün peynirlisi olarak ifade edilebilir.Birçok farklı versiyonu bulunan bu lezzet, genellikle gruyere, emmental veya comte peyniri ile hazırlanır. Ancak, farklı peynirlerle yapılan türleri de mevcuttur.</span></p>

<div>
<div id="iceriks">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Çay saatlerinde ve misafir ağırlarken sofraların vazgeçilmezlerinden biridir. Peynirli puf görünümüne sahip bu lezzetin iç kısmının aynı profiterolde olduğu gibi boş olması ve dışında çıtır bir kabuk oluşması gerekmektedir. Bu bağlamda iç kısmını istediğinize göre herhangi bir dolgu malzemesi ile doldurup, farklı lezzetler elde etmeniz de mümkün hale gelebilmektedir. Hem kolay hem de hızlı bir tarifle hazırlanabilen gougères, herkesin damak tadına hitap ederken bir yandan da farklılık arayanlar için özel bir lezzet haline gelebilmektedir. İşte tarifimiz:</span></p>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Malzemeler</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 4 adet yumurta</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 250 ml su</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 150 gr kaşar peyniri (rendelenmiş)</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 150 gr un</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 80 gr tereyağı</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Tuz, karabiber</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Sıkma torbası</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Yağlı kâğıt</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Servisi için: ½ demet dereotu ve sürme peynir</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yapılışı</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1. Tereyağını küp küp doğrayın.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">2. Tencereye su ve tereyağını ekleyerek kaynatın.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">3. Su kaynadığında unu ekleyerek karıştırın. Biraz kavurun ve ateşten alın. Ilıması için</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">biraz bekletin.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">4. Ilıyan hamura yumurtaları tek tek ekleyerek karıştırın.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">5. Rendelenmiş peyniri, tuzu ve karabiberi ilave edin.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">6. Hamuru sıkma torbasına alın.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">7. Fırın tepsisine yağlı kâğıt yerleştirin.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">8. Hamuru aynı büyüklüklerde yuvarlak şekilde aralıklı olarak tepsiye sıkın.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">9. Önceden ısıtılmış 200 derecede yaklaşık 30 dakika pişirin.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">10. İçerisine tercihinize göre peynir sürerek ve dereotu ekleyerek tüketebilirsiniz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Önemli Notlar</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Ürünün istenen forma gelebilmesi için ilk 20 dakika fırının kapağını açmamanız</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">gerekmektedir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Hamurun ne çok sıvı ne de çok yoğun olmaması gerekmektedir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Hamuru karıştırırken topaklanmaların önlenmesi için dikkatli ve homojen bir şekilde</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">karıştırma işlemi yapmalısınız.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Hamura yumurtaları eklerken her birinin iyice karıştığına emin olmanız gerekmektedir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Servisinde tercihinize göre bir peynir kullanabilirsiniz. Fakat sürülebilir bir yapı da</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">herhangi bir peynir önerilmektedir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Hamurunuzda farklı tatlar oluşturmak için taze kekik gibi ürünler kullanabilirsiniz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Su yerine sütte kullanabilirsiniz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Pişme süresinin ürün büyüklüğüne göre farklılık gösterebileceğini unutmayınız.</span></div>
</div>
</div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//farklilik-arayanlar-icin-ozel-bir-lezzet-gougeres/219/</link>
<pubDate>Mon, 21 Jul 2025 14:16:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>EL İZİ, YÜREK SESİ</title>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Tatlı bir gel demenin edasıyla çağırıyor seni. Seni sen yapan her şeyi seriyor önüne. Kadim bir geçmiş, kendinden emin bir an, istikrarlı bir geleceğe kapı aralıyor nağmeleri. Merak edip bakmak istiyor, hafifçe dokunuyorsun. Somut bir meta hissi oluşturmasını bekliyorsun. Ama, nafile! "Benim madde ile işim olmaz!" diyor. "Görmeye değer, tanımak ve tanıtmak istediğim ne çok şey var bende. Sen ve ben ile 'biz' diye ses ekleyeceğim hikayelerim olacak. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Ben kelam eyleyecegim, sen yazacaksın; ben söz olacağım, sen beste. Heybemdekileri döktükçe yere yayılan cıva taneleri gibi enginlere taşacak şanımız! Senden olma aziz ve azizeler ile aşka türkü çığıracak şanlı tarihimiz. Düğünlerimizdeki davul ve zurna tınısı ile raks edecek gönüllerimiz. Gel de gör, diyecek; sandıktan çıkan ninelerimizin telli duvakları.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;">Anadolunun ak saçlı yürekleri ile öğreneceksin; mert, yürekli ve cesur olmayı. Beyazlamış saçları yaşanmışlık izleri taşırken ellerindeki izler gittikleri yolların bilge hatun sesi ile dolduracak yüreklerini. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;">Sana bütün çarpıcılığı ile anlatmak isterken kendinde olanı daima 18 yaşında bir gencin hareketliliği ile ya da 81 yaşındaki bir erişkinin tecrübesiyle elinden tutacak şeyin adı olacak; gel, demekle can bulan gelenek! Bir kekliğin türkülerdeki o endamlı ötüşünü hayranlıkla dinleyeceksin. Belki de en çok ezgilerdeki hikayeleri seveceksin. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Kara ve ak'ın  arasındaki tüm renkler gibi şimdilerde; gel de gör, dedikleri! Çalınan kapının ardındaki o beklenen kişi hep 'sen ol!' dedikleri. </span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Gözün gördüğünü gönül anlamazsa olanlarda olmaza çıkar dedikleri.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">...</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Eskiyi tanımadan yeniyi öğrenmek istemem ben; eskiyi harmanlamadan vurmak istemem fırça darbelerimi. 90'lar...,70'ler...,50'ler... diye geriye saymadan toplamam yenileri. Çünkü ben Anadolu kokan bir diyarın şiiri, şairi ve kalemiyim. Mürekkebim, 'gel!' diyen koca yürekli harflerle dolu iken sayfam hep 'gel de gör!' denilenlerle dolu. </span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Buradayım! Dünyanın her taşına ayağımın değdiği lakin yine de Anadoluya aşık bir yarenim. Geçmiş ile köprü, an ile dost, gelecek için rehberim. O'nu sana anlatmak değil, onu hissettirmek için yanındayım!  Kızılırmak’ın kıvrımında bir ağıt, Erciyes’in yamaçlarında bir destan, Harran’da bir masalım! </span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bozkırda kurumuş otların arasından yükselen rüzgar ile belki de senin ilk mısranım. </span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Gel, demekle can bulan; geleneğim!</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Buradayım, muhabbet ile..."</span></div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//el-izi-yurek-sesi/218/</link>
<pubDate>Mon, 21 Jul 2025 14:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bir Omuz Bin Yük Alır</title>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yorgun ruhlara, sığınacak bir liman gerekir bazen…</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">İnsanın susarak anlattığı zamanlar olur. Konuşmak istemez, anlatacak kelime bulamaz. İçinde büyüyen bir yorgunluk, sırtında görünmeyen yükler… Tam da o zaman, bir omuz düşler. Sessiz ama anlayan. Soğuk ama sağlam. Sadece orada olması bile yeter…</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bir omuz, bazen bin kelimeden daha fazlasıdır. Çünkü hayat, sadece güçlü olmakla geçmiyor. Bazen güçlü görünmekten yoruluyor insan. İçten içe çöküyor ama kimseye belli etmiyor. İşte o anda, bir omuz lazım: başını yaslayacağın, gözyaşına sessiz kalan ama kalbiyle duyan bir yürek.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bazılarımız yıllardır o omuzu arıyor. Arkadaş gibi görünen kalabalıklar arasında, gerçek dostu seçemiyoruz. Omuz dediğin herkesin sırtında var, ama yüreğinde yok çoğunun. Herkes konuşuyor, ama kimse dinlemiyor.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Ve bazen o yük hiç de büyük bir şey değildir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yeni kaybettiğin bir iş, gönlüne düşen bir ayrılık, yıllardır aramadığın bir baba, çocukken sarılmaya doyamadığın bir anne…</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bir omuz olsun istersin sadece. “Geçer.” desin, demese bile orada dursun, susarak da sarsa seni.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Peki ya omuz olmayı hatırlayan kaldı mı?</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Sadece bir gün değil, her gün “Ben buradayım.” diyebilen,</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">“Yorulduysan, sus sadece. Ben seni anlarım.” diyen bir yürek?</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Varsa, sakın bırakmayın.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Çünkü bir omuz bin yük alır,</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">ama bir omuzun yokluğu da bin yük bindirir insana.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bir omuz bin yük alır; çünkü o omuzda anlayış vardır, sabır vardır, sevgi vardır. Dertleri anlatmadan bile anlaşılmak vardır. Ne büyük hasret şu çağda…</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Sen de yorulduysan, ey okur… Unutma: Beklediğin omuz belki de senin yanında duruyor, ama göz göze gelmeye korkuyor. Ya da bir yerlerde senin gibi başını yaslayacak birini arıyor.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Omuz bulamıyorsan, bir omuz ol. Çünkü bir yüreğe yaslanmak bazen hayata yeniden başlamaktır.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Belki de hayatın yükü, bir omuza yaslanmadıkça değil… bir omuz olmayı unuttuğumuzda ağırlaşıyor.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Peki ya sen… En son ne zaman birine omuz oldun?</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Muhabbetle…</span></div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//bir-omuz-bin-yuk-alir/217/</link>
<pubDate>Mon, 21 Jul 2025 14:04:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ucube</title>
<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">2018 yapımı Freaks, Zach Lipovsky ve Adam B. Stein’in ortak yönetmenliğinde çekilen bağımsız bir bilim kurgu-gerilim filmidir. Büyük bütçeli Hollywood yapımlarının dışında kalmasına rağmen, yaratıcı senaryosu, derin karakterleri ve atmosferik anlatımıyla dikkat çeker. Film, süper güçlere sahip insanların toplum tarafından tehdit olarak görülüp dışlandığı distopik bir dünyada, küçük bir kız çocuğunun gözünden anlatılır.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Filmde yedi yaşındaki Chloe, dış dünya hakkında hiçbir şey bilmeden, babası tarafından bir evde saklanarak büyütülmektedir. Babası, Chloe'yi sürekli dışarıdaki insanların kendisini öldürmeye çalışacağı konusunda uyarır. Chloe'nin merakı arttıkça, dış dünyaya dair gerçekleri öğrenmeye başlar ve sahip olduğu doğaüstü güçlerinin farkına varır. Film ilerledikçe Chloe’nin ve ailesinin anormal: ucube olarak sınıflandırıldığı, hükümetin bu insanları tehdit olarak gördüğü bir dünyada yaşadığı anlaşılır.</span></p>

<div data-advert="temedya" data-channel="121" data-pagespeed="true" id="ad_121" style="text-align: justify;"> </div>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Filmin ana teması toplumsal dışlanma ve paranoya üzerine kurgulanmıştır. Film, süper kahraman klişelerinden uzak durarak “özel” olmanın toplumsal bir bedel istediğini açıkça gösterir. Freaks evreninde güç sahibi, özel insanlar toplumdan dışlanmış, "tehlikeli yaratıklar" olarak damgalanmışlardır. Bu yönüyle film, gerçek hayattaki ötekileştirme, korku kültürü ve devlet gözetimi temalarını işler.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Filmdeki baba karakteri üzerinden, koruyucu refleks gösteren ebeveyn tutumunun çocuktaki karşılığına dikkat çekilir. Çocuk gözüyle paranoya, zalimlik, acımasızlık gibi görünün tutum, zamanla tehdit sınırları aşikar edilerek ortaya zor bir soru bırakılır. Baba/ebeveyn bir kurtarıcı mı yoksa zalim midir? Ayrıca çocuk gözüyle yetişkin korkularını izlemek, filme güçlü bir dramatik derinlik kazandırır.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Chloe’nin güçlerini keşfetme süreci, sadece bir süper kahraman hikâyesi değil aynı zamanda kimlik, aidiyet ve özgürlük arayışıdır. Filmdeki özgürlük ve kimlik kazanma süreci ütopik sınırda işlenmiş gibi görünse de gerçek dünyadaki çocuk, ergen tutumundan hiç de farklı değildir ve insanın kimliğini inşa sürecini anlatır.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Freaks, benzeri yapıtlara göre düşük bütçesine rağmen olağanüstü bir atmosfer kurmayı başarmaktadır. Filmin büyük kısmı bir evde geçmesine rağmen, dar alanlar içindeki gerilim ve belirsizlik çok başarılı bir şekilde aktarılır. Gerilim dozu, yavaş yavaş artan bilgiler ve karakter gelişimleriyle ustaca yükseltilir. Final bölümü ise görsel açıdan güçlü ve tatmin edicidir, heyecan ve merak öğesi film boyunca izleyiciyi ekran başında tutmaya yetmektedir.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Freaks ayrıca X-Men ya da Süpermen gibi filmlerden farklı olarak süper güçleri bir lanet gibi işler. Kahramanlar, kostümlü ve zafer dolu değil korkmuş, saklanan ve hayatta kalmaya çalışan bireylerdir. Bu da filme güçlü bir insanlık ve gerçekçilik katmanı ekler. Filmin metaforlarından bir de toplumun özel, güçlü, yetenekli, sıra dışı insanlara olan nefret ve tahammülsüzlüğünü göstermesidir. Toplum, kendisinden ayrı ve aykırı olan güçlü ve sıra dışı kimseye tahammül etmez. Toplumda yer almanın, kabul görmenin, var olmanın ön koşulu sıradan ve herkes gibi olmaktır. Toplum, farklı olana yaşam hakkı tanımaz, yok eder.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Freaks, klasik süper kahraman anlatılarına karşı alternatif bir anlatım sunar. Toplumun farklı olana karşı takındığı baskıcı ve korkutucu tutumu, küçük bir kızın gözünden anlatması filmi hem etkileyici hem de düşündürücü kılar. Film, yalnızca bir bilim kurgu değil aynı zamanda büyüme, bastırılmışlık ve özgürlük mücadelesi üzerine güçlü bir dramatik anlatıdır. Toplum, kitle ve özgünlük üzerine anlamlı bir yapım olmuş. Kendisini aykırı, farklı, sıra dışı, özgün hisseden herkese tavsiye ediyorum, şimdiden iyi seyirler…</span></p>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//ucube/216/</link>
<pubDate>Mon, 14 Jul 2025 09:40:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Mimarlıkta Kimlik Arayışı: Yere Aitlik ve Kültürel Bellek</title>
<description><![CDATA[<div id="pf1" style="margin-left:auto;">
<div data-page-no="1" id="pg-1pf1" style="margin-left:auto;">
<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Günümüz şehirlerinde giderek çoğalan birbirine benzeyen, evrensel kalıplarla inşa edilmiş </span><span style="font-size: 20px;">yapılar, yalnızca estetik bir sorunu değil; kimliksizleşme, aidiyet kaybı ve kültürel bellekle </span><span style="font-size: 20px;">bağın kopuşunu da gündeme getiriyor. Mimarlık, yüzyıllar boyunca bir toplumun yaşam </span><span style="font-size: 20px;">biçimini, inançlarını, coğrafi koşullarını ve estetik anlayışını yansıtan bir ifade biçimiydi. Oysa </span><span style="font-size: 20px;">bugün özellikle hızlı kentleşen bölgelerde mimari, ne yere ait olma duygusunu taşıyor ne de </span><span style="font-size: 20px;">yaşadığı coğrafyanın hikâyesini anlatabiliyor.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Modernleşme ile birlikte, “evrensel mimarlık” ideali birçok mimarı ve yatırımcıyı, yerel </span><span style="font-size: 20px;">bağlamdan uzak tasarımlar üretmeye yönlendirdi. Betonarme blokların, cam cepheli kulelerin </span><span style="font-size: 20px;">veya katalogdan çıkmış gibi görünen konut projelerinin farklı coğrafyalarda benzer biçimde </span><span style="font-size: 20px;">yükselmesi bu anlayışın sonucu. Ancak bu mimari tavır, sadece estetik değil sosyolojik ve </span><span style="font-size: 20px;">psikolojik düzeyde de sorgulanması gereken bir uzaklaşmayı temsil ediyor.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yere Aitlik: Toprağın Belleğiyle Tasarım</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Her yerin bir ruhu vardır. Bunu Latince'deki “genius loci” kavramı anlatır: mekânın ruhu, </span><span style="font-size: 20px;">karakteri. Bir yerin coğrafyası, iklimi, bitki örtüsü, malzeme kaynakları, sosyal ilişkileri ve </span><span style="font-size: 20px;">tarihsel süreçleri, orada yapılan mimarinin biçimini belirler. Geleneksel mimarlık tam da bu </span><span style="font-size: 20px;">yerel parametreleri dikkate alır; yapılar yeriyle konuşur, uyum içindedir. Güneye bakan avlular, </span><span style="font-size: 20px;">taş ya da kerpiç malzemeler, iklime göre şekillenmiş cepheler… Bunlar tesadüf değildir; yere </span><span style="font-size: 20px;">aitliğin mimari ifadesidir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bugün birçok yapı, bulunduğu yerle ilişki kurma çabasına girmeden dikilmektedir. Yerel </span><span style="font-size: 20px;">malzeme yerine ithal ürünler, iklimle uyumlu çözümler yerine enerji tüketimini artıran cephe </span><span style="font-size: 20px;">sistemleri tercih edilmekte. Oysa çağdaş mimarlık, teknolojik olanaklardan faydalanırken aynı </span><span style="font-size: 20px;">zamanda yeri okumayı, geçmişle diyalog kurmayı da gözetmelidir. Bu yalnızca nostaljik bir </span><span style="font-size: 20px;">yaklaşım değil sürdürülebilirlik, toplumsal uyum ve estetik süreklilik açısından da gereklidir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Kültürel Bellek: Unutulanın Mimarisine Dönüş</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bir toplumun belleği, sadece kitaplarda ya da müzelerde değil; sokaklarında, evlerinde, </span><span style="font-size: 20px;">meydanlarında, camilerinde, kiliselerinde, çeşmelerinde yaşar. Ancak mimarlık kültürel belleği </span><span style="font-size: 20px;">taşıyabildiği ölçüde aidiyet duygusu yaratır. Bu nedenle her yeni yapı, bir iz taşımalı; geçmişin </span><span style="font-size: 20px;">sessiz tanıklığını bugünün mimarisine işleyebilmelidir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Anadolu’daki geleneksel yerleşimlerin çoğu bu bilinci taşır. Mardin’in taş yapıları, </span><span style="font-size: 20px;">Safranbolu’nun ahşap evleri, Gaziantep’in avlulu konakları yalnızca mimari değil; sosyal </span><span style="font-size: 20px;">hayatın, kültürel değerlerin ve coğrafi uyumun ifadesidir. Ancak ne yazık ki bu özgünlük, yeni </span><span style="font-size: 20px;">yapılarda neredeyse hiç görülmemekte; kültürel süreklilik yerini yapay, evrensel ama aynı </span><span style="font-size: 20px;">zamanda “hiçbir yere ait olmayan” tasarımlara bırakmaktadır.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Çözüm Ne Olabilir?</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;">Mimarlık eğitiminden, yerel yönetim politikalarına; yatırımcı bakış açısından, toplumsal talep </span><span style="font-size: 20px;">ve bilince kadar birçok düzeyde yeniden düşünmeye ihtiyaç var. “Kimlikli mimarlık” salt</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">gelenekseli taklit etmek değil; yerin ruhunu, geçmişin izlerini ve çağın ihtiyaçlarını </span><span style="font-size: 20px;">sentezleyebilen bir yaklaşım geliştirmektir.</span></div>
</div>
</div>

<div id="pf2" style="margin-left:auto;">
<div data-page-no="2" id="pg-2pf2" style="margin-left:auto;">
<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yapılara, toprağın belleğini ve insanın hafızasını işlemek mümkündür. Bu yalnızca bir estetik </span><span style="font-size: 20px;">tercih değil toplumsal bütünlük ve mimari sorumluluğun gereğidir. Yerel kimliklere saygı </span><span style="font-size: 20px;">gösteren, yerle konuşan yapılar hem daha sürdürülebilir hem de daha yaşanabilir şehirler </span><span style="font-size: 20px;">yaratır.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Mimarlık yalnızca “yeni” olmak adına geçmişi silmeye değil onu anlamaya ve dönüştürerek yaşatmaya </span><span style="font-size: 20px;">ihtiyacı var. Zira yere ait olmayan mimarlık, sonunda insana da ait olamaz</span></div>
</div>
</div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//mimarlikta-kimlik-arayisi-yere-aitlik-ve-kulturel-bellek/215/</link>
<pubDate>Mon, 14 Jul 2025 08:38:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yazın Hem Hafif Hem de Leziz Tarifleri</title>
<description><![CDATA[<div id="pf1" style="margin-left:auto;">
<div data-page-no="1" id="pg-1pf1" style="margin-left:auto;">
<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Serinleten Lezzetler, Ferah Sofralar</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yaz ayları ağır yemekleri geride bırakıp hafif, ferahlatıcı ve sindirimi kolay lezzetlerle </span><span style="font-size: 20px;">buluşmanın tam zamanı. Sıcak havalarda hem serin kalmak hem de lezzetten ödün vermemek </span><span style="font-size: 20px;">mümkün. Üstelik bu tarifler, sofranıza hem renk hem de keyif katacak.Yazın davetler üst üste </span><span style="font-size: 20px;">gelebilir ipin ucu kaçabilir. 3 gün boyunca bu tarifleri uygulayarak ödem atabilir ve hafif </span><span style="font-size: 20px;">hissedebilirsiniz. İşte yazın en hafif ve en çok sevilen pratik tarif önerileri:</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1. Yoğurtlu Kabak Salatası</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Malzemeler:</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 2 adet kabak</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 1 diş sarımsak</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 3 yemek kaşığı süzme yoğurt</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Zeytinyağı, tuz, dereotu</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yapılışı:</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Kabakları rendeleyip az zeytinyağında soteleyin. Soğuyunca yoğurt, ezilmiş sarımsak ve ince</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">kıyılmış dereotuyla karıştırın. Serin bir başlangıç!</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 2. Lor Peynirli Semizotu Salatası</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Malzemeler:</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 1 bağ semizotu</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 4 yemek kaşığı lor peyniri</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Zeytinyağı, limon suyu, pul biber</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yapılışı:</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Semizotlarını ayıklayıp yıkayın, lor peyniriyle karıştırın. Üzerine bol limon ve sızma</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">zeytinyağı gezdirin. Hem hafif, hem tok tutar.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">3. Naneli Cacık</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Malzemeler</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 1 su bardağı yoğurt (tercihen süzme ya da ev yapımı)</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 1 küçük salatalık</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 1 tatlı kaşığı ince kıyılmış taze nane (ya da kuru nane)</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> 1 çay kaşığı zeytinyağı</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Bir tutam tuz</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> İsteğe göre: 1 diş ezilmiş sarımsak</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yapılışı:</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1. Salatalığı rendeleyin veya minik küpler halinde doğrayın.</span></div>
</div>
</div>

<div id="pf2" style="margin-left:auto;">
<div>
<div data-page-no="2" id="pg-2pf2" style="margin-left:auto;">
<div>
<div>
<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">2. Yoğurtla karıştırın, içine nane, tuz ve isterseniz sarımsak ekleyin.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">3. Servis etmeden önce üzerine 1 çay kaşığı zeytinyağı gezdirin.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Yaz sofraları hafif olmalı ama ruhu da doyurmalı.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Unutmayın, mutfağın sırrı sadelikte gizli olabilir</span></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//yazin-hem-hafif-hem-de-leziz-tarifleri/214/</link>
<pubDate>Mon, 14 Jul 2025 08:35:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>GİZLİ NEFES!</title>
<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">İşte çalıyor gönlümün huzur sesi; kıymetlileriniz arasına sakladıklarınızdan tam olarak. Ayaklarınız onu hisseder, yüreğiniz duyar, elleriniz konuşur. Anlaşır, koklaşırsınız! Siz onu önemsersiniz, o size kıymet verir. İçteş bir arzulama, bir iç çekiş… Var ise var, yok ise hüsrandasındır. Derinde, en derinde durur hep!</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">…</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bir sevda acısı gibi bazı zamanlar; bazı hasret kokan hikayeler, yarım kalan tüm hayatlar… Adına “yeşil!” dediklerimizde sakladığımız tüm niyetler, arzular, umutlar… Bir ecdadın çığıran zafer türküsü niyetinde tüm tohumlar! Henüz körpe iken dahi bir nesli doyuracak zenginlikte fidanlar! Gökyüzüyle konuşurcasına ona yürürken bir yetişkin olma niyetiyle, Kızıl Elması bir ormana çıkmakta olanlar!</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bir zamanlar hareketli şarkıların gelinleri iken, şimdilerde kara giyinmiş gelinliği ile durmakta! Bir ahali ki gözyaşları ile ağıt yakmakta dizleri kırılmış, kalpleri yara almış, yuvaları artık olmayan, feryatlarda kelamları, bakışları bir merakta… Engin bir nefese açılacak kapıları çalmakta, aramakta! Ahh bir de adına ‘haycan’ dediklerimizde saklı olanlar yuvasını dahi artık sırtında taşıyamayacaklar, yaprağı dünyası olamayacaklar, yorulduğunda artık bir dala konamayacaklar, kovanlarında saklanamayacaklar, sevgisini başka yeşillerde arayıp aşkını sahte yeşillere anlatacak olanlar…</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Çınarın gövdesine yaslanmasanız bile sonsuza uzanan dalları ve yaprakları ile sizi korur… Yamacınızda olmakta böyle bir şey! Bu küslük uzun sürmesin olur mu? Sen, bize yine gel! Yeniden bizim ol!...</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Küs ama yine yeşili seç! Emi?...</span></p>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//gizli-nefes/213/</link>
<pubDate>Mon, 14 Jul 2025 08:18:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İletildi: Ama Gönülden mi ?</title>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bazı mesajlar vardır… Daha okunmadan yorar insanı. Çünkü başlığında yazmaz ama satır arası bağırır: “Sadece göndermiş olmak için atıldım.” Üstünde yazan o küçük ama ağır notla: “İletildi.”</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">İçinde ne sen varsın, ne karşı taraf. Ne duygu var ne düşünce. Sadece otomatik bir refleks, sanki kalbin değil parmağın ucuyla gönderilmiş gibi. Bir kutlama mı? Bir teşekkür mü? Bir dua mı? Hiç fark etmez… İçine sen karışmadıysan, o mesaj değil, gölgedir. Hediye paketinin içi boştur, sadece kurdelesi gösterişlidir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Kopyala-yapıştır, iyice alışkanlığa döndü. Hatta içtenlikten daha hızlı çalışır oldu artık. Kimse şöyle birkaç saniye durup düşünmüyor:</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">“Ben bu mesajı gerçekten göndermek istiyor muyum, yoksa sadece görev mi yapıyorum?”</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Sözde hatırlanıyorsun ama ruhen unutulmaktan beter bir unutulmuşluğun içindesin. Çünkü mesele “hatırlamak” değil artık, bildirimlere cevap vermek.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Eskiden biri doğum günümüzü kutladığında kalbimizden bir sıcaklık geçerdi. Şimdi biri “iletildi” notuyla mesaj gönderince içimizden geçen tek şey şu oluyor:</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">“Heh, o da aradan çıkardı beni.”</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Gelin itiraf edelim: Biz mesajı değil, kalbi bekliyoruz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Cevap değil, yârenlik özlüyoruz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">O “iletildi” yazan mesajlarda, “senin için düşündüm, hissettim” cümlesinin yoksunluğu var.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bir tebessüm bırakacaksa cümle, bırak göndersin. Ama surat ekşitecekse, eksik olsun.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Çünkü gönülsüz selam, kapıyı tıklatmadan giren rüzgârdır; huzuru değil, üşümeyi getirir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Ve bazen asıl eksiklik, hiç yazmamakta değil; hissizce yazılmış cümlelerde saklıdır.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bir gün bir dostum anlattı: Babası vefat etmiş, baş sağlığı mesajı atanların yarısı, daha cenaze evine varmadan aynı taziye mesajını statülerinde paylaşmış.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">“Acını paylaşıyorum kardeşim…”</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Altına da herkesin gördüğü bir emoji: </span></div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//iletildi-ama-gonulden-mi/212/</link>
<pubDate>Mon, 14 Jul 2025 08:17:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>KUZEY MAKEDONYA’NIN VALANDOVA BÖLGESİNDE BULUNAN “VAKUR” YÖRÜK TÜRK KÖYLERİNDEKİ YAŞAMA DAİR“GELİN TANIŞ OLALIM</title>
<description><![CDATA[<div id="pf1" style="margin-left:auto;">
<div data-page-no="1" id="pg-1pf1" style="margin-left:auto;">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;">Kuzey Makedonya’nın güneydoğusundaki Valandova, sadece bir coğrafya değil; yüzyıllardır Türkçe konuşulan, Yörük kültürünün kök saldığı köylerle süsünü koruyan Türk kültürünün bellek alanıdır. 14. yüzyıldan itibaren Balkanlar’a yerleşen Yörük Türkleri, göçebe yaşamdan yerleşik hayata geçerken bu köylerde sadece evler değil, kimlikler, hatıralar ve direnişler inşa ettiler.</span></p>

<div>
<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bu yazının başlığında “vakur” kelimesini kullanmamız boşuna değil. Çünkü burada kalmak, göçmemek, dilini ve değerlerini korumak başlı başına bir zaferdir. Valandova Türk köyleri, bu zaferin sessiz ama onurlu nöbetçileridir. Sadece gezmek için değil, anlamak için de bu ellere uğrayın. Çünkü bu köyler, anavatandan gelen bir nefese sevinen, geçmişine sahip çıkan ve geleceğe dirayetle yürüyen yiğit gönüllerin yurdudur. </span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bölgede sadece Yörüklerin yaşadığı Türk köyleri ise Kalkovo, Kızıldoğan, Dedeli, Gökçeli, Çalıklı, Tatarlı(?), Durutlu, Bahçebosu, Koçullu, Urgancılı, Pırstan, Kurthamzalı, Memişli, Ormanlı, Dırlonbosu köyünden oluşuyor. Bu köylerin bazılarının nüfusu ise oldukça azalmış durumdadır. </span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Göçlerin nedeni: 1912-1913 Balkan Savaşları'nın ardından Osmanlı İmparatorluğu’nun bölgeden çekilmesiyle birlikte, Valandovo dahil olmak üzere bütün Balkan coğrafyasında siyasal ve toplumsal dengeler köklü biçimde değişmiştir. Özellikle Bulgar idaresi altına giren Valandovo bölgesindeki Türk nüfus, savaş sonrası yaşanan siyasal baskılar, mülkiyet kayıpları, dini özgürlüklerin kısıtlanması ve kültürel asimilasyon politikaları nedeniyle Türkiye’ye kitlesel olarak göç etmeye başlamıştır (Halaçoğlu, 1997).</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Valandovo Türk köylerinden Türkiye’ye yönelik ikinci büyük göç dalgası ise 1952-1967 yılları arasında gerçekleşmiştir. Bu dönemde Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti çatısı altında uygulanan merkeziyetçi ve ideolojik politikalar, özellikle Türklerin tarım arazilerine el konulması, camilerin kapatılması, dinî eğitim üzerindeki baskılar ve Türk kimliğini hedef alan asimilasyon süreçleriyle birleşerek, göçü zorunlu hâle getirmiştir (Kale, 2006; Yıldırım, 2012). Türkiye ile Yugoslavya arasında yapılan ikili anlaşmaların da bu dönemde göçleri kolaylaştırıcı bir etki yarattığı bilinmektedir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Aşağıda, “vazgeçmeyip” ata emanetine sahip çıkan Valandova Belediyesi’ne bağlı olan “kalanlarla” dolu köylerden bahsedeceğiz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Kalkova Köyü:</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Tarımın ve Odunculuğun Merkezi Boymiya bölgesinde, Plavuş Dağı’nın güney eteklerinde yer alan Kalkova köyü, Valandova’nın </span><span style="font-size: 20px;">kuzeybatısında ve merkeze yaklaşık 12 kilometre uzaklıktadır. Bölge halkı özellikle karpuz, lahana ve tütün üretimiyle geçimini sağlarken, erkeklerin büyük kısmı odunculukla uğraşmaktadır.</span></div>

<div style="text-align: justify;">
<p><span style="font-size:20px;">Kızıldoğan Köyü: Efsanelere Konu Olan Bir Köy<br />
Valandova’nın 8 kilometre güneyinde, engebeli bir arazide ve 350 metre yükseklikte konumlanan Kızıldoğan köyü, özellikle tütüncülüğüyle bilinmektedir. Köy, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kültürel anlamda da dikkat çekicidir. Yerel anlatımlara göre köyün ismi, güzelliğiyle dillere destan bir genç kızın dere kenarında saldırıya uğrayınca, “dovana” (ayı) dönüşmesi ve bir daha geri dönmemesi hikâyesine dayanmaktadır.</span><br />
 </p>

<p><span style="font-size:20px;">Saha araştırmalarında baş kaynak kişilerimiz olan Fatime Hanım ve Ramadan Bey’in  köyün adına dair yöresel ağızla aktardıkları şu şekildedir: Kızıldovan kövünde yaşayan çok gözel bi kız var ımış. Erkez onu istermiş. Ama o kimseye bakmazmış.Başına bela olan gençler, er gün onun yolunu kesermiş. O bi türlü kurtulurumuş. Sora bi gün, dere boyunda birileri ona saldırma kalkmış em kız, emen bir dovana dönüşmüş. Bi daha da geri gelmemiş.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;">Dedeli Köyü: Tarım ve Kadın Emeğiyle Ayakta<br />
Dedeli köyü, Valandova’nın güney kesiminde ve 6,5 kilometre uzaklıkta yer alır. 185 metre rakımlı bu düz arazide kurulu köyde halk tarım ve hayvancılıkla geçinirken, günümüzde kadınlar seralarda, konfeksiyon atölyelerinde ve turşu fabrikalarında istihdam edilmektedir.</span><br />
 </p>

<p><span style="font-size:20px;">Çalıklı Köyü: Hıdırellez’in köyü<br />
Köyün bir bölümü araştırmalara konu olaacak isimle anılmakdatır: “Tatarlı”. (Muhtemelen yüzyıllar önce iki ayrı köydü?)  Belasitsa Dağı'nın güney yamaçlarında, Valandova’nın doğusunda yer alan Çalıklı köyü, 160 metre yükseklikte düz bir alana kurulmuştur. Köy halkı tarımla uğraşırken, genç nesil daha çok Bogdantsi, Gevgeli ve Valandova gibi merkezlerde iş arayışına yönelmiştir. </span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;">Pırstan Köyü: Göçlerin Ardında Kalan Üç Hane<br />
Valandova’nın doğusunda bulunan Pırstan köyü, geçmişte yoğun Türk nüfusu barındırmasına rağmen Türkiye’ye gerçekleşen göçler nedeniyle bugün yalnızca üç haneye düşmüştür. Köyde yaşamını sürdürenler hâlâ tütüncülük ve arıcılıkla uğraşmaktadır.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;">Bahçebosu Köyü: Dağ Kaynaklarının Kıyısında Bir Yaşam<br />
Anska Reka'nın kaynak bölgesinde, engebeli bir arazide 269 metre yükseklikte kurulan Bahçebosu köyü, Valandova’dan 14 kilometre uzaklıktadır. Doğal zenginliklerle çevrili bu köy, sakin doğası ve su kaynaklarıyla dikkat çeker. Köyün adının aslında “Bahşıobası” olduğu kaynaklarda geçmektedir. </span><br />
 </p>

<p><span style="font-size:20px;">Koçullu Köyü: Doğa ile Turizmin Buluştuğu Köyü<br />
Bahçebosu’na yalnızca 1 kilometre mesafede bulunan Koçullu köyü, tarımla uğraşan halkının yanı sıra akarsuları ve küçük şelaleleriyle günümüzde turistik çekim noktalarından biri hâline gelmiştir.</span></p>

<p><span style="font-size:20px;">Kökleri Derinlerde, Gözleri Gelecekte<br />
Valandova’daki bu Türk köyleri, sadece geçmişin izlerini değil, geleceğin umutlarını da taşıyor. Her biri ayrı bir hikâye, ayrı bir direnç örneği sunan bu yerleşimler; Yörük Türklerinin Balkanlar’daki varlığını sürdürdüğünün, dilini, kültürünü ve emeğini yitirmeden yaşattığının en somut kanıtı. Bu topraklarda hâlâ Türkçe konuşuluyor, tütün tarlalarında ter dökülüyor ve efsaneler nesilden nesle aktarılıyor. </span></p>

<p><span style="font-size:20px;">Kaynakça:<br />
Halaçoğlu, Y. (1997). Balkanlar'da Osmanlı Mirası ve Türk Varlığı. Türk Tarih Kurumu Yayınları.<br />
Kale, B. (2006). 1950-1960 Yılları Arasında Türkiye’ye Yugoslavya’dan Yapılan Göçler. Türk Dünyası Araştırmaları, (161), 75-98.<br />
Yıldırım, O. (2012). Soğuk Savaş Döneminde Türk Dış Politikası ve Balkan Göçleri. Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, 28(82), 1-26.</span></p>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//kuzey-makedonya-nin-valandova-bolgesinde-bulunan-vakur-yoruk-turk-koylerindeki-yasama-dair-gelin-tanis-olalim/211/</link>
<pubDate>Wed, 02 Jul 2025 13:09:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>BİR GÜNÜN GAYRET HİKAYESİ</title>
<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;">Çok sevdim seni. Sevmek olmasaydı düsturda, destur da olmazdı. </span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;">Bir terazinin kollarında uyuyan bir bebek mi daha yeğdi yoksa o kolların acıtan hissiyatı mı? Tıpkı gayretin vicdan ile konuşması gibiydi; hayret ettiklerimizde sakladıklarımız, gayrette kaybolduklarımız. </span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;">Bizi biz yapan bizi bizden edenler değil miydi? Derler ya; “Kader, gayrete aşık!” diye. Anların toplamında bulduklarımız bir günün rengi, bir rengin anlamı olma yolunda ilerlerken; gayrete sadık adımlarımız gün sonunda bir faturanın nizamda duruşu gibi olmalıydı belki de. Gayretti adı; bir kar tanesinin özgün oluşu gibi herkeste farklı bir elbise içindeydi.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;">Kimsenin kimseyi yadırgamayacağı kadar aynı olmayan bir niteliğin, nicelik olarak da farklı seyretmeseydi çünkü her vicdan başka, her emek çok idi aslında. Kimi yargılayabilir ya da kimi yadırgayabilirdik ki? </span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;">Herkes kendi dünyasının kahramanı, herkes kendi kalbinin solisti değil miydi? Her kaybeden yarının kazananıydı. Hayretle izleyip saygı ile ayağa kalktığımız filmin sonunda, alkışlarımız adsız kahramanların gayret edalarına olmalıydı. Dönen bir çarkın, işleyen bir düzenin, her şeyin zıttı ile var olduğu bu kaybedeni olmayan kutupların gayrete olan aşkı idi kişiyi ayakta tutan. “Benim her emeğe saygım var!” der bir günün kahramanları...</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;">Doğan güneş olur gözleri, açan çiçek olur gönülleri, birilerinin umudu olur yardım eden elleri, diğerlerinin kurtarıcısı olur akan emek terleri. Bazen bir kedinin rızkı olur ona verdikleri, bazen dudaktan çıkan duanın temsilcileri. Bir öğrencinin sabah uyanışı, bir adamın cesur davranışı, bir kadının merhameti olur sonra her bir gayretin anısı. </span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;">İşte der erenler; kaderde saklı olanın gizi, gizde açığa çıkanın cismidir diye, gayret. Her nefeste bir hayret, her hayrette bir cesaret, her yürekte bir gayret ile döner dünya. Her sahnenin kutlu aşıklarına, selam ile…</span></p>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//bir-gunun-gayret-hikayesi/210/</link>
<pubDate>Wed, 02 Jul 2025 12:58:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>“Asırlardır ağızları tatlandıran bir lezzet” SARAY HELVASI</title>
<description><![CDATA[<div id="iceriks">
<div id="pf1" style="margin-left:auto;">
<div data-page-no="1" id="pg-1pf1" style="margin-left:auto;">
<div style="text-align: justify;"><img alt="" src="https://sekizincigunhaber.com/images/haberler/geleneksel-bir-lezzet-olarak-saray-helvasi.png" style="width: 801px; height: 437px;" /></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Genel anlamıyla helva; un, irmik, nişasta ya da pirinç ununun yağ ile kavrulması ve içerisine</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">tatlandırmak amacıyla bal, pekmez veya şeker ilave edilmesiyle hazırlanan, pişirilmesi kolay bir tatlı olarak ifade edilmektedir. Türk mutfak kültürünün yanında İsrail, Suriye, Lübnan, Hindistan, Kuzey Amerika ve Avustralya gibi ülkelerde de farklı türleri tüketilmektedir. Helva Arapça tatlı, şirin, güzel manalarındaki hulv sözcüğünden Türkçe’ye geçmiş bir kavramdır.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Türk kültüründe geçmişten günümüze önemli bir yere sahip olan ve bölgeden bölgeye çeşitlilik gösteren helvalardan birisi de saray helvasıdır.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Saray helvası, lezzeti ve yapımıyla Türk mutfağının en özel tatlılarından biri olarak ifade edilmektedir. Kökeninin Osmanlı İmparatorluğu’na dayandığı ismini buradan aldığı söylenen, saray mutfağında özel günlerde ve davetlerde sunulan bu tatlıyı saray aşçılarının özenle hazırladığı aktarılmaktadır. Günümüzde Anadolu mutfak kültüründe farklı tat ve şekillerde karşımıza çıkan saray helvasının üretimi özellikle Kocaeli’nin İzmit ilçesi ve Bolunun Mudurnu ilçesinde devam ettirilmektedir. Farklı tat ve yapımına rastlanılan asırlardır ağızları tatlandıran bu lezzeti günümüze uyarlanan ev yapımı haliyle sizlerde yaparak misafirlerinize ikram edebilirsiniz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">İşte ev yapımı saray helvası tarifimiz:</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Malzemeler</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">2 su bardağı un</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 su bardağı pudra şekeri</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">125 gr tereyağı</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Kalıbı yağlamak için</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Tereyağı</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yapılışı</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Bir tavada kısık ateşte ununuzu kavurunuz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Kavurma işlemi bittiğinde ununuzu soğutunuz ve üzerine pudra şekeri ilave ederek karıştırınız.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Ardından bir tavada tereyağını kısık ateşte eritiniz. (Kaynatmayınız.)</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Daha sonra tereyağını un-pudra şekeri karışımının üzerine ekleyeniz ve iyice yoğurunuz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Kalıplarınızı isteğe göre hafif yağlayarak elde ettiğiniz karışımı sıkı bir şekilde kalıplara basınız ve buzdolabında ürün tamamen şekil alana kadar bekletiniz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Dondurma işlemi bittiğinde kalıplarınızdan çıkararak isteğinize uygun bir dekor ile servis</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">ediniz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Önemli Notlar</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Tarifte kullanılan bardak 200 ml.lik su bardağıdır.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Unu kavururken kontrollü olmalı, sürekli karıştırmalı ve yakmamalısınız. Ununuzu çiğ kokusu çıkana kadar kavurmaya özen gösteriniz. Hafif renk aldığında işlemi sonlandırınız.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Tereyağını çok kısık bir ateşte eritiniz, kaynatmayınız.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Un ve pudra şekerini eleyerek kullanmanız önerilmektedir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> İsteğe göre kullanılacak kalıbın şekli ve büyüklüğü değişiklik gösterebilir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Küçük kalıplar kullanarak ürününüzü ikramlık hale getirebilirsiniz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Karışım kalıplara çok sıkı bir şekilde basılmalıdır. Aksi halde üründe form kaybı yaşanabilir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Kullanılacak kalıbın özelliğine göre ürün direkt kalıba basılabilir. Yağlama işlemi gerçekleştirilmeyebilir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Ürünün büyüklüğüne göre dordurma işlemi süresi değişklik gösterebilir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Ürünün yapım aşamsında içerisine toz fıstık, ceviz vb. gibi ürünler kullanarak ya da ürünün dış yüzeyi eritilmiş çikolata ile kaplanarak çeşitli formda ve lezzette ürünler elde edilebilir.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"> Ürüne kesme işlemi uygulanacak ise helva, soğukken ve keskin bir bıçakla kesilmelidir. Aksi halde soğumadan kesilirse dağılabilir.</span></div>
</div>
</div>
</div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//asirlardir-agizlari-tatlandiran-bir-lezzet-saray-helvasi/209/</link>
<pubDate>Tue, 01 Jul 2025 11:39:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Meşguliyet mi, Kalkan mı?</title>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bazen çok çalışıyoruz, çok koşturuyoruz, çok plan yapıyoruz… ama akşam olup başımızı yastığa koyduğumuzda içimizde tanımlayamadığımız bir yorgunluk kalıyor.</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Hani her şeye yetişmiş gibi ama yine de bir şeyleri kaçırmış hissi…</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Günümüz dolu geçiyor belki ama ruhumuz hep bir nefeslik boşluk arıyor.</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">İşte tam burada sormak gerekiyor:</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Gerçekten meşgul müyüz, yoksa sadece dolu görünerek kendimizi avutuyor muyuz?</span></div>

<div> </div>

<div><span style="font-size:20px;">Meşguliyet, insanı önemli hissettiren bir kalkan mı?</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Çünkü bazen iç sesimizi bastırmak için kendimizi dışarıya karşı “yoğun” göstermek kolay geliyor.</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Boş kalınca düşünmek zorunda kalıyoruz, hissetmek zorunda kalıyoruz.</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Oysa bazı şeyleri hissetmek kolay değil.</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Bu yüzden sürekli bir uğraş, bir yetişme hâli…</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Ama nereye?</span></div>

<div> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bu yoğunluk gerçekten mi var, yoksa görünmez bir yorgunluk duvarı mı örüyoruz kendimize?</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bazen o kadar çok şeyin peşinde koşuyoruz ki, neyi neden yaptığımızı unutur  hâle geliyoruz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Belki de asıl yorgunluk, işlerimizin çokluğundan değil; iç sesimizi duymamak için kendimizi  sürekli oyalamaktan geliyor.</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Kendimizle kalmaktan kaçtığımız anlarda, doluluğa sığınıyoruz.</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Sessizlik yoruyor çünkü…</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">O sessizlikte ertelenmiş cümleler, duyulmamış hisler, yüzleşilmeyen sorular var.</span></div>

<div> </div>

<div><span style="font-size:20px;">Boş zaman, bir lüks gibi algılanıyor artık.</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Takvimde boş bir gün varsa doldurulmalı… çünkü boşluk huzur vermiyor, telaş veriyor.</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">“Ne yapacağımı bilemedim” demek bile bazen utanılacak bir itirafmış gibi geliyor insana.</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Ama gerçekten her anı doldurmak zorunda mıyız?</span></div>

<div> </div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Gün bitiyor. Yoruluyoruz, evet… Ama bu yorgunluk hep koşturmaktan mı kaynaklanıyor,  emin değilim.</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Bazen sadece durmadığımız için yoruluyoruz.</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Kendimize hiç “Şu an gerçekten ne hissediyorum?” demediğimiz için.</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Yetişiyoruz ama hissedemiyoruz.</span></div>

<div style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Bir an durup derin bir nefes almaya ihtiyaç var belki de; öyle nefes almak için değil,  hatırlamak için…</span></div>

<div> </div>

<div><span style="font-size:20px;">Bir de unuttuğumuz küçük ama büyük ayrıntılar var:</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Bir dostu gerçekten dinlemek…</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Bir akşam vakti sadece yürümek…</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Kendimize “bugün nasılsın?” diye sormak…</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Bir tebessümün ardında yatan yorgunluğu fark etmek…</span></div>

<div> </div>

<div><span style="font-size:20px;">Oysa ben istiyorum ki…</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Koşarken bile içimde bir sessizlik kalabilsin.</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">İnsanlarla sohbet ederken kendimle de bağ kurabileyim.</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Yetişirken, tükenmeyeyim.</span></div>

<div> </div>

<div><span style="font-size:20px;">Kendime ait vakitler olsun,</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">dolu dolu değil… derin derin yaşadığım.</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Kimseye yetişmek zorunda kalmadan,</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">kendime varmaktan korkmadan.</span></div>

<div> </div>

<div><span style="font-size:20px;">Ben böyle bir “ben” olmak istiyorum.</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Peki ya sen?</span></div>

<div> </div>

<div><span style="font-size:20px;">Muhabbetle…</span></div>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//mesguliyet-mi-kalkan-mi/208/</link>
<pubDate>Tue, 01 Jul 2025 11:26:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Umutsuz bir aşk hikayesi: Mona Roza</title>
<description><![CDATA[<p><span style="font-size:20px;">Güzel bir muhacir kızı. Mülkiyedeki iki kız öğrenciden biri. Etrafında dolaşan aşıklar. Bir sınıfta iki aşık şair! Bu nasıl bir denk geliş? Cemal Süreyya ve Sezai Karakoç arasındaki aşk rekabeti Cemal Süreyya’ya bir harf kaybına yol açıp Cemal Süreya’ya dönüşmüş olsa da aşkın kazananı olmamış! Yıllar yılı, on yıllarca Mona Roza şiirinin kimliği, kim olduğu üzerine çeşitli varsayımlarda bulunmuş, geçen yıl Muazzez Akkaya’nın verdiği röportaj ile varsayımlar netliğe kavuşmuştu.</span></p>

<p><span style="font-size:20px;">Röportaj, anlatılan hikayelerin çoğunun doğru olduğunu gösterirken belki de de eşine çok az rastlanır biçimde bir şiirin yazıldığı kadının kimliği netleştiği gibi ilham sahibesinin ağzından da hem şiire hem de şairlere ait tanıklıklara imza atmıştı… şairlerin, kelimelerin sihirli gücüne dönüştürdükleri şiirlerle bir genç kızın kalbini fethetme çabası sonuçsuz klasa da Türk Edebiyatı ölümsüz bir şiire sahip olmuştu. Aslında daha doğrusu şiirler olmalıydı. Mona Roza bir ilanı aşk şiiri, aleni bir aşk haykırışı, bir aşk deşifresi olurken kim bilir kaç şiire daha ilham oldu, aşk ateşinin kıvılcımını yaktı…</span></p>

<p><span style="font-size:20px;">Muazzez Akkaya’nın -şiirdeki astokriş sebebiyle- ismi bilinse de 94 yaşına kadar kendisini gizlemeye çalışması, basınla temas kurmaması bizim gibi kapalı, yargılayıcı ve ataerkil bir toplum için yadırgatıcı değil. Mona Roza nam Muazzez Akkaya da bu cesareti ancak ünlü şair Sezai Karakoç vefat ettikten sonra göstermişti. Bunu yaparken 95 yaşında kendisinin de hayata veda edeceğini bilemezdi elbette. İyi ki bu cesareti gösterebilmişti de edebiyatımız Mona Roza kültünü sahici kaynaklar üzerinden kendisini var etmeye, oluşturmaya, büyütmeye devam ediyor.</span></p>

<p><span style="font-size:20px;">Elbette hepimiz bu röportajda Sezai Karakoç’u vefatından kısa süre önce gördüğünü “tanısam bir kahve içerdik” sözüne kendisinden çok hayıflandık. Hayatın gerçekliği hiçbir zaman “keşke” üzerine inşa edilmese de edebiyat gibi sanrı, imge, düş gibi muğlak ve ütopik bir alemden beslendiği için toplumsal bir iç çekiş ve keşkeler bütünü kurduk; keşke…</span></p>

<p><span style="font-size:20px;">Hepimizin hayatında da ne kadar çok keşke var değil mi; keşkeler bütünü…</span></p>

<p><span style="font-size:20px;">Sezai Karakoç’tan sonra Muazzez Akkaya da hayata hepimizin çoğalttığı keşkeler ile veda ettikten sonra hepimiz kendi içimize kendi hayatlarımıza kendi keşkelerimize baksak neyi, nerede, nasıl düzeltmeyi düşünür ve keşkeleri azaltabilirdik?</span></p>

<p><span style="font-size:20px;">Açma pencereni perdeleri çek,</span></p>

<p><span style="font-size:20px;">Mona Rosa seni görmemeliyim.</span></p>

<p><span style="font-size:20px;">Bir bakışın ölmem için yetecek.</span></p>

<div data-advert="temedya" data-channel="121" data-pagespeed="true" id="ad_121"> </div>

<p><span style="font-size:20px;">Anla Mona Rosa ben bir deliyim.</span></p>

<p><span style="font-size:20px;">Açma pencereni perdeleri çek.</span></p>

<p><span style="font-size:20px;">Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi,</span></p>

<p><span style="font-size:20px;">Bende çıkar güneş aydınlığına.</span></p>

<p><span style="font-size:20px;">Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi.</span></p>

<p><span style="font-size:20px;">Seni hatırlatır her zaman bana.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi…</span></p>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//umutsuz-bir-ask-hikayesi-mona-roza/207/</link>
<pubDate>Tue, 24 Jun 2025 10:02:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Nihal Candan ve Kültür Endüstrisi</title>
<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Henüz otuz yaşındaki genç bir kadının trajik ölümü tüm toplumu etkiledi. Açıkçası Candan kız kardeşleri geriye dönük pek tanımam. İşledikleri suçlar dolayısıyla cezaevine girdikten sonraki haberler ile iki kız kardeşi, geçmişlerini öğrenmiş oldum. Cezaevinden, bağımsız yargılanma sürecinw geçişlerini ise hep birlikte yine medya yoluyla takip ettik. Her geçen gün eriyen beden, adım adım ölüme yürüyüş hepimizin gündemine taşındı. Tüm toplumun gözleri önünde bir genç kızın hayatının ölümle noktalanmasına tanıklık ettik…</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Karamanlı Profesör bir babanın üç kızından ikisinin, Candan kız kardeşlerin öyküsü bin bir gece masallarının hatırlatır bir ihtişamdan nasıl canlı yayınlarla izlenen ölüme evrilmişti? Bu kızlar moda programlarında, tv kanallarında, sosyal medyada var olan ya da olmaya, kimlik bulmaya çalışan genç kızlardan sadece ikisiydi. Şöhretin, paranın, gücün ihtişamını kolay yoldan yakalamak isteyen sayısız genç kızda sadece iki tanesi…</span></p>

<p><span style="font-size:20px;">Adorno, kültür endüstrisi kavramında modern toplumların her unsuru bir tüketim nesnesine dönüştürmeden bahseder. Tüketim unsuru olan öğeler sadece eşya değildir. Alışkanlıklar, duygular, kabul ve onaylar, değer yargıları ve hepsinden de önemlisi insanın kendisi bir tüketim nesnesi, şey olur.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Kültür endüstrisinin en acımasız yönü belki de modern tüketim unsuru olmaya yönelik oluşturduğu istektir. Bir tür gönüllü köleliğe, insanın kendisine ait her bir unsuru metalaştırmasına yönelik arzu ve talebi doğurmasıdır. Prestij, kazanç, şöhret, konfor gibi akıl çeldirici düzenekleri de eklemleyerek insan doğasında tüketim nesnesi olma iştiyak ve tutumunu çıkarması oldukça kolay.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Modernizmin, kültür endüstrisinin ana yakıtını oluşturan insan için sağlam durabilmesi, çeldiriciler karşısında ayakta kalabilmesi için çok güçlü bir inanç ve değer sistemine ihtiyaç vardır. İnsan, hayatta amacı olmadan yaşayamayacak tek varlık. Ya da diğer bir deyişle insan, diğer  canlılar gibi sadece yeme, içme, hayatını sürdürme üzerine kurgulanmış bir dünyada mutluluğu yakalayamaz.</span></p>

<div data-advert="temedya" data-channel="121" data-pagespeed="true" id="ad_121"> </div>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">İnsan hayatı her şeyden önce bir amaç üzerine ayakta kalır. Sadece madde veya haz üzerine kurgulanmış bir hayat, kişiye içsel huzuru sağlayamayacağı gibi yaşam motivasyonunu, doğru/etik/yararlı üzerine emek vermekten de alıkoyabilir. Salt maddi kazanım peşinde koşan kişi kolaylıkla kültür endüstrisinin yemlerine mat olur ve hiçbir değer, etik kavram gözetmeksizin haz ve mutlak kazanım için her yolu meşru gören bir inanç ve yaşam biçimine yenik düşer.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Özellikle gençler için kapitalizmin tüketim nesnelerine dönüşmelerini engellemek için çokça çalışmak gerekiyor. Hayatında ideali, toplumsal bir amacı olmayan her insan nihayetinde kendini tüketim nesnesi olarak görecektir. İdeal, ulvi bir amaç mutlak bir kurtarıcı olmasa da moral ve motivasyon, aidiyet bağlamındaki bireysel ve toplumsal etkileri açısından kayda değer etki oluşturur. Hepimizin, herkesin insanlık için, her bir insan ve canlı adına bir değer üretme borcu bulunur; peki siz bunu ödemek için ne yapıyorsunuz? Başka gençler Nihal Candan’a dönüşmesin diye siz nasıl bir gayretin içindesiniz? Modern dünyanın, kapitalizmin, kültür endüstrisinin yeni Nihal Candan türevi kurbanlar üretmemesi için ne üretiyorsunuz?</span></p>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//nihal-candan-ve-kultur-endustrisi/206/</link>
<pubDate>Tue, 24 Jun 2025 09:49:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kurban Bayramı Sonrası Beslenme Nasıl Olmalı?</title>
<description><![CDATA[<div id="pf2" style="margin-left:auto;">
<div data-page-no="2" id="pg-2pf2" style="margin-left:auto;">
<p style="text-align: justify;"> </p>

<div id="pf1" style="margin-left:auto;">
<div data-page-no="1" id="pg-1pf1" style="margin-left:auto;">
<div><span style="font-size:20px;">Yoğun et tüketiminin ardından vücudu dengeye getiren öneriler:</span></div>

<div> </div>

<div><span style="font-size:20px;">Kurban bayramı, geleneksel sofraların bereketle donatıldığı, özellikle kırmızı et ve tatlıların </span><span style="font-size: 20px;">bolca tüketildiği özel bir dönemdir. Ancak bu dönemin ardından bedenimizi yeniden dengeye </span><span style="font-size: 20px;">kavuşturmak, sindirim sistemimizi rahatlatmak ve ödem, şişkinlik gibi şikayetleri azaltmak </span><span style="font-size: 20px;">sağlığımız açısından önem taşır.</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Bayram sonrası doğru beslenme adımları, sadece fiziksel rahatlama değil, aynı zamanda </span><span style="font-size: 20px;">karaciğer sağlığının korunması ve bağışıklığın desteklenmesi açısından da fayda sağlar.</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">1. Sindirimi Rahatlatan Besinlere Dönüş</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Bayram boyunca yüksek proteinli ve yağlı besinler tüketildiğinde sindirim sistemi yoğun </span><span style="font-size: 20px;">çalışır. Bu nedenle bayram sonrası birkaç gün boyunca:</span></div>

<div><span style="font-size:20px;"> Sebze ve lif ağırlıklı beslenme tercih edilmelidir.</span></div>

<div><span style="font-size:20px;"> Kabızlık ve şişkinlik gibi sorunları önlemek için tam tahıllar, yeşil yapraklı sebzeler ve </span><span style="font-size: 20px;">baklagiller tüketilmelidir [1].</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Ayrıca, sindirimi kolaylaştırmak ve bağırsak florasını desteklemek için probiyotik gıdalar </span><span style="font-size: 20px;">(yoğurt, kefir, ev yapımı turşu) oldukça faydalıdır.</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">2. Su ve Sıvı Tüketimini Artırın</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Yüksek protein tüketimi vücutta ürik asit birikimine neden olabilir. Ayrıca tuzlu et yemekleri </span><span style="font-size: 20px;">nedeniyle vücutta ödem oluşabilir. Bunun önüne geçmek için:</span></div>
</div>
</div>

<div id="pf2" style="margin-left:auto;">
<div data-page-no="2" id="pg-2pf2" style="margin-left:auto;">
<div><span style="font-size:20px;"> Günlük su tüketimi en az 2-2.5 litre olmalıdır.</span></div>

<div><span style="font-size:20px;"> Sabahları içilen ılık limonlu su karaciğeri destekleyip sindirime yardımcı olur [2].</span></div>

<div><span style="font-size:20px;"> Rezene, nane ve zencefil çayları, gaz ve şişkinlik problemleri için doğal destek sağlar.</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">3. Kırmızı Et Tüketimini Azaltın</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Bayram boyunca artan et tüketiminin ardından birkaç gün boyunca etin yerine:</span></div>

<div><span style="font-size:20px;"> Sebze yemekleri,</span></div>

<div><span style="font-size:20px;"> Baklagiller,</span></div>

<div><span style="font-size:20px;"> Buharda veya fırında pişmiş balık ya da tavuk önerilir.</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Et tüketilecekse porsiyonlar küçültülmeli, pişirme yöntemi olarak ızgara, fırın veya haşlama</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">tercih edilmeli, kızartmalardan uzak durulmalıdır [3].</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">4. Rafine Şeker ve Tatlılardan Uzak Durun</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Bayramın vazgeçilmezi olan şerbetli tatlılar, kan şekeri dengesini bozar ve yağlanmayı artırır.</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Bu nedenle bayram sonrası süreçte:</span></div>

<div><span style="font-size:20px;"> Rafine şeker, beyaz un ve hazır gıdalar diyetten çıkarılmalı,</span></div>

<div><span style="font-size:20px;"> Tatlı ihtiyacı varsa taze meyve, hurma veya bitter çikolata gibi doğal alternatifler</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">tercih edilmelidir [4].</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">5. Karaciğeri Dinlendirin</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Kırmızı etin aşırı tüketimi karaciğerin yükünü artırır. Bu dönemde karaciğer dostu besinlerle </span><span style="font-size: 20px;">destek sağlanabilir:</span></div>
</div>
</div>

<div id="pf3" style="margin-left:auto;">
<div data-page-no="3" id="pg-3pf3" style="margin-left:auto;">
<div><span style="font-size:20px;"> Enginar, zerdeçal, limon, maydanoz, brokoli gibi detoks etkili gıdalar tercih</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">edilmelidir.</span></div>

<div><span style="font-size:20px;"> Akşam yemekleri hafif ve sindirimi kolay olacak şekilde planlanmalı, gece yemek </span><span style="font-size: 20px;">alışkanlıkları bir süreliğine rafa kaldırılmalıdır.</span></div>

<div> </div>

<div><span style="font-size:20px;">Örnek 1 Günlük Bayram Sonrası Beslenme Planı</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Sabah</span></div>

<div><span style="font-size:20px;"> Ilık limonlu su</span></div>

<div><span style="font-size:20px;"> 1 dilim tam buğday ekmeği + lor peyniri</span></div>

<div><span style="font-size:20px;"> Bol yeşillik + 2 ceviz + zeytin</span></div>

<div> </div>

<div><span style="font-size:20px;">Ara Öğün</span></div>

<div><span style="font-size:20px;"> 1 yeşil elma + 1 avuç çiğ badem</span></div>

<div> </div>

<div><span style="font-size:20px;">Öğle</span></div>

<div><span style="font-size:20px;"> Zeytinyağlı sebze yemeği (kabak, semizotu, ıspanak)</span></div>

<div><span style="font-size:20px;"> 1 kase yoğurt</span></div>

<div><span style="font-size:20px;"> 2 yemek kaşığı bulgur pilavı</span></div>

<div> </div>

<div><span style="font-size:20px;">Ara Öğün</span></div>

<div><span style="font-size:20px;"> 1 bardak kefir + tarçın</span></div>

<div> </div>

<div><span style="font-size:20px;">Akşam</span></div>

<div><span style="font-size:20px;"> Mercimek çorbası</span></div>

<div><span style="font-size:20px;"> Buharda brokoli-kabak-havuç karışımı</span></div>

<div><span style="font-size:20px;"> 1 haşlanmış yumurta veya birkaç kaşık yoğurt</span></div>

<div> </div>

<div><span style="font-size:20px;">Gece</span><br />
 </div>
</div>
</div>

<div id="pf4" style="margin-left:auto;">
<div data-page-no="4" id="pg-4pf4" style="margin-left:auto;">
<div><span style="font-size:20px;"> Rezene veya papatya çayı</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Sonuç</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">Kurban Bayramı sonrası beslenme, “detoks” değil; vücudu yeniden dengeleme sürecidir. </span><span style="font-size: 20px;">Beslenme düzenine dikkat etmek, yeterince su içmek ve aşırı yağlı-şekerli gıdalardan uzak </span><span style="font-size: 20px;">durmak, kısa sürede kendinizi daha hafif ve enerjik hissetmenizi sağlar. Bayramın bereketi ile</span></div>

<div><span style="font-size:20px;">birlikte sağlığınızı da ihmal etmemeniz dileğiyle…</span></div>

<div> </div>

<div><span style="font-size:20px;">]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//kurban-bayrami-sonrasi-beslenme-nasil-olmali/205/</link>
<pubDate>Tue, 24 Jun 2025 09:43:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>“Hem pratik hem lezzetli” SİYEZLİ MERCİMEK SALATASI</title>
<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="https://sekizincigunhaber.com/images/haberler/siyezli-salata.jpg" style="width: 679px; height: 437px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Siyez buğdayının geçmişinin yaklaşık 10 bin yıl önceye dayandığı ifade edilmekte ve siyez buğdayı, buğdayın atası olarak kabul edilmektedir. Siyez buğdayı binlerce yıl önceki formunu koruyan nadir gıdalardan birisidir. Besleyiciliği yüksek, tarım maliyeti düşük, hastalıklara karşı dirençli ve uyum yeteneği yüksek bir tahıl olarak bilinmektedir. Siyez buğdayının kaynatılıp kurutulması ve ardından değirmenlerde öğütülmesi ile siyez bulguru elde edilmektedir. Siyez bulguru ülkemizde yetişen bulgur türlerinden birisi olup Türkiye’nin yanında Fransa, Fas, Yugoslavya gibi ülkelerde de yetiştirilmektedir. Siyez bulgurunun coğrafi işareti bulunmaktadır. Siyez bulguru işlenmemiş, yapısında endüstrinin izlerinin bulunmadığı çok nadir bulunan doğal gıdalardan bir tanesidir. Oldukça besleyici bir tam tahıl olan siyez bulguru, liften zengin, protein, çinko, demir, potasyum, magnezyum, niasin ve tiamin kaynağıdır. Siyez bulguru kestanemsi tadıyla pilavlarda, çorbalarda, sebze yemekleri ve salatalarda rahatlıkla kullanılabilmektedir. Siyez bulgurunu yeşil mercimek ile bir araya getirerek ise pratik ve fresh bir salata hazırlayabilirsiniz. Özellikle sote tavuk veya etin yanına çok yakışacak bu salata, hafif bir öğün hazırlamak isteyenler için ideal bir seçim olabilir. Ara öğünleriniz için sağlıklı bir tarif mi arıyorsunuz? O zaman doğru yerdesiniz! İşte hem pratik hem lezzetli tarifimiz:</span></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Malzemeler</strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1 su bardağı yeşil mercimek<br />
½ su bardağı siyez bulguru<br />
1/3 bağ dereotu<br />
2 adet kırmızı kapya biber<br />
3 adet salatalık turşusu<br />
4 çorba kaşığı zeytinyağı<br />
2 çorba kaşığı sirke (elma veya üzüm)<br />
2 çorba kaşığı soya sosu<br />
½ çay kaşığı pul biber<br />
1 adet limon</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">1-2 dal taze nane</span></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Yapılışı</strong></span></p>

<ul>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yeşil mercimeği yıkayın ve tencerede 20 dakika kadar haşlayın.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Siyez bulgurunu yıkayın ve tencerede 30 dakika kadar haşlayın.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Kapya biberleri küçük küpler halinde doğrayın.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Salatalık turşusunu küçük küpler halinde doğrayın.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Dereotunu ince ince kıyın.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Haşlanan yeşil mercimeği ve siyez bulgurunu süzdükten sonra bir kapta karıştırın.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Üzerine zeytinyağını, sirkeyi, soya sosunu, pul biberi ekleyin ve hepsi birbiriyle özdeşene kadar karıştırın.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Hazırladığınız salatanızı tabağa koyun hafif dinlenince isteğinize göre limon sıkabilir ve taze nane yaprakları ile servis edebilirsiniz.</span></li>
</ul>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;"><strong>Önemli Notlar </strong></span></p>

<ul>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">Yeşil mercimek ve bulgurun çok fazla haşlanmaması gerektiği unutulmamalıdır. Orta derecede pişme özelliği göstermesi en ideal olanıdır.</span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-size:20px;">İsteğinize göre mısır, nar taneleri, maydanoz, taze soğan gibi farklı ürünler ilave ederek salatanızı çeşitlendirebilirsiniz.</span></li>
	<li>Salatanızı isteğe bağlı yoğurt ile birlikte de hazırlayabilirsiniz.</li>
</ul>
]]></description>
<link>https://sekizincigunhaber.com/yazarlar//hem-pratik-hem-lezzetli-siyezli-mercimek-salatasi/204/</link>
<pubDate>Tue, 24 Jun 2025 09:30:00 +0300</pubDate>
</item></channel>
</rss>